‘Bekle-gör’ yerine mücadele örgütlenmeli

Önümüzdeki dönemde daha kapsamlı saldırılarla yüz yüze olunacağı biliniyor. Sermaye ve yeni hükümet cephesi gündemdeki yeni saldırılarla ilgili, işçi ve emekçilere “ölümü gösterip, sıtmaya razı etmeyi” hedefleyen bir yol izliyor.  Bu, hem kitlesel işten atma planları, hem de koalisyon görüşmelerinde üzerinde “pazarlıkların” yapıldığı yeni saldırı paketleri açısından böyle.

CELLAT VE PAPAZ ROLÜNDELER
Birileri (sermaye ve FDP) ‘cellat’, diğerleri de (CDU) cellat’ın taleplerinde “daha ölçülü” olmasını sağlayan  ‘papaz’ rolünü üstlenmiş olarak, işçi ve emekçilerin “bari daha beteri olmadı” deyip, bir biçimde saldırıları “kabullendirmek”, en azından ortaya çıkacak tepkileri yumuşatmak istiyorlar.
Koalisyon görüşmelerinden, yeni bir saldırı paketinin çıkacağı kesin. Ancak, iş güvencesinin ortadan kaldırılmasından sermayeye yeni vergi hediyelerine, sağlık alanındaki kısıtlamalara vb. kadar, şu anda üzerinde tartışılan saldırılar, a’dan z’ye  bütünüyle tek bir paket halinde ve hemen gelmeyecek.
Lafta “iş güvencesi” gibi konuların “kırmızı çizgi”leri olduğunu açıklayıp, her zamanki “bekle-gör” tutumda olan sendika merkezlerinin de olabildiği ölçüde “rızasını” gözetecek tarzda, saldırıların bir bölümü kurulacak hükümet programında ilan edilirken, bir bölümü de sürece yayılacak.

İŞTEN ATMALARA KARŞI   MÜCADELE YÜKSELECEK
Sosyal alandaki saldırı planlarının yanı sıra, önümüzdeki kısa dönem açısından en ciddi saldırılar kitlesel işten atmalar alanında yaşanacak. Aynı şekilde, kitlesel işten atmalara karşı mücadele, önümüzdeki dönemde gelişecek protesto ve direnişlerin de öne çıkacak yönü gibi gözüküyor.
Mücadeleci sendikacılar, farklı muhalif güçler ve platformlar, sendika merkezlerinin klasik “bekle gör” politikasının emekçiler açısından öncekinden daha ağır bir fatura anlamına geleceğine dikkat çekiyorlar. Daha ağır faturalar ödemek için “beklemek” yerine, tepkileri, protestoları ve mücadeleyi örgütlemek üzere harekete geçmek gerektiğini vurguluyorlar.
Halihazırda, merkezi ve kısmen de yerel düzeylerde,  krizin yüklerinin emekçilerin sırtına vurulmasına karşı tabandan bir mücadeleyi örgütlemek üzere, mücadeleci işçilerin, sendikacıların ve değişik muhalif kesimlerin biraraya gelerek oluşturdukları platformlar mevcut. Ancak bunların, hem kucakladıkları güçler ve hem de yaygınlık anlamında henüz zayıf oldukları biliniyor. Bizzat bu güçlerce de ifade edildiği üzere, başta işyerleri olmak üzere toplumsal hayatın değişik alanlarında tabandan girişimlerin teşvik edilmesi ve örgütlenmesi tayin edici öneme sahip.

DUYARLI VE MÜCADELECİ        HERKESE GÖREV DÜŞÜYOR
Tabandan girişimlerin teşvik edilmesi ve yayılması, gelişen-gelişecek olan  protesto ve direnişler arasında bağ kurulması, değişik toplumsal kesimlerin tepkilerinin ortak talepler etrafında birleştirilmesi yönünde bir çaba içerisinde olunması, duyarlı ve mücadeleci her kişinin, muhalif güçlerin günümüzdeki en önemli görevleri arasında bulunuyor. Zira, ‘Bekle-gör’ politikasının etkisinin kırılması ve saldırılara karşı güçlü ve etkili mücadelelerin örgütlenmesi bunlara bağlıdır. (YH)