Bu nefret ve düşmanlık kime?

Merkez Bankası Yönetim Kurulu üyesi, üst tabakanın çıkarlarının kollayıcısı, SPD’li Thilo Sarrazin, bu kez de Türklere ve Araplara hırladı: “Yanlış politikalar sonucu sayıları her geçen gün artan Arapların ve Türklerin önemli bölümü manavlıktan başka bir iş yapamayan, üretken olmayan alt tabaka”dır dedi ve devam etti: “Hadi Manavlar yinede idare eder,  asıl sorun ekonomik gelişmeye katkı sunmayan alt tabakada.”
SarrazinSarrazi’nin  açıklamalarının ardından, yerli ve göçmen bir çok kişi ve kurum haklı olarak tepkisini dile getirdi. Kimileri Sarrazin’in hemen görevden alınmasını, kimileri SPD’nin üyelikten atmasını, kimileri özür dilemesini, kimileri de özrün yetmeyeceğini, bu kişinin cezalandırılması gerektiğini dile getirdi.
İki haftadır, Türkçe gazetelerin manşetleri Sarrazin’e ilişkin yazı ve açıklamalarla dolu. Sarrazin’e ve açıklamalarına tabii ki, tepki verilmesi gerekir.
Ancak söz konusu açıklama doğru okunmadan gösterilen tepkiler, Sarrazin’in  ve onun gibilerin ekmeğine yağ sürüyor.
Basın da dahil olaya tepki verenlerin bir bölümü “Sarrazin’in hayatın içinde olmadığı, gerçekleri görmediği” türünden açıklamaların eşliğinde, “Türkler’in sadece manavlardan ve esnaflardan oluşmadığını” kanıtlamaya koyuldu. Türk-Alman İşverenler Birliği gibi bazıları Sarrazin’i “Türklerin neleri başardığını görmesi” için kongrelerine davet ederken, bazı basın organları da “Zirvedeki Türkler”in portrelerini yayınlamaya başladılar. Mikrofon uzatılan, kalemi eline alan “Türklerin alt tabakadan olmadığını” kanıtlamaya çalıştı!
Bu tür açıklamalarla ne “Türkler” savunulur, ve ne de Sarrazinler’in  ağzının payı verilebilir.
Zira, Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenlerin ezici çoğunluğunu, işçisi-işsizi, emeklisi, küçük esnafı ile alın teriyle yaşayanlar oluşturuyor.

İzlenen politikalardan     bağımsız değil
Ortada, açıkça bir emekçi sınıfa karşı yapılan bir düşmanlık söz konusu.
Bu ülkede siyaseti az çok izleyenler, Sarrazin tarafından sivri bir dille telaffuz edilen sınıf düşmanı tutumunun arkasında, yıllardır izlenen sosyal politikalar, göçmen karşıtı uygulamalar bulunuyor.
Yoksulların yan gelip yatıp devlet kasasından para aldığını, Hartz IV yardımının bile çok olduğunu söyleyen politikacı, basın yayın organı hiç de az değil bu ülkede. Keza göçmenlere karşı egemen güçlerin çoğunluk toplumu içinde önyargıları körüklemek için başörtü, türban, zorla evlendirme gibi konuları sıkça işlediği, yasalar çıkardığı da biliniyor.
Bu nedenle, siyaset ve medya dünyasında pek çok kesim yıllardır özünde Sarrazin’in söylediklerin çok farklı söylemiyorlar. Onlar sadece söylenenlerin daha usturuplu ifade edilmesinden yanalar.
Bu bakımdan değim yerinde ise Sarrazin konuşuyor, onlar ise hayata geçiriyor.
Yani; Sarrazin gibiler, genel olarak Türklere, Araplara değil, bunların işçilerine, işsizlerine, yoksullarına düşman.
Kendisinin de ifade ettiği gibi, Türk olsun Alman olsun üst tabaka mensuplarına bir diyeceği yok. Aksine, görevi onların çıkarlarını kollamak. Üst tabaka mensubu Türklerin kaygı duymaları için bir neden yok! Kaygı duyması gerekenler, ‘alt tabaka’ mensubu kesimlerdir ve ancak bunlar Sarrazin gibi toplum içerisinde korku ve önyargı yaymaya çalışanların önünü kesebilirler.
Sarrazin’i tam anlamak için  daha önce yaptığı başka bir açıklamaya, bakmakta yarar var. Bu zat, ‘işsiz güçsüz olanlar, yan gelip yatmakta, televizyon izlemekte, televizyonda bir şey olmadığı zaman da bol bol çocuk yapmakta.. İş yapanlar bu ülkede kalsın, çalışmayanlar da başka yerlere gitsin’ diye buyurmuştu.

Bütün Sarrazin’lere karşı…
Artan ekonomik sosyal sorunlar ve bunlara karşı biriken öfke, “üst tabaka” burjuva sınıfı arasında her ulustan emekçilere karşı nefreti ve düşmanlığı daha da büyütüyor.
Bu nefret aynı zamanda hızla derinleşen sınıflar arası uçurumun yarattığı korkunun bir ifadesi olarak da görülmeli. Her ay halkın ödediği vergilerle onbinlerce Euro’yu cebine indiren Sarrazzin gibi sermaye sözcüleri, şimdi toplum dışına atılmak istenen ve “alt tabaka” olarak ilan edilenlerin, bir gün mutlaka yakasına yapışacağını bildiğinden öfke kusuyor, aşağılıyor.
Son açıklamada emek düşmanı yüzünü gizlemek için, sadece etnik kimlikleri de sos yaptı. Ancak bu kimseyi yanıltmamalı. Sarrazinler’in asıl emekçilere düşman olduğu görüldüğü ölçüde ırkçılığa karşı etkili bir mücadele geliştirilebilir. Türkiyeli emekçiler kendileri gibi  işsizlikten ve yoksulluktan etkilenen, değişik uluslardan emekçilere yakınlaştıkça, işi ve ekmeği için birlikte mücadeleye atıldıkça, Sarrazinler’in hevesleri kursaklarında kalır.
> KÖLN