Ölümü gösterip sıtmaya razı edecekler

27 Eylül’de Almanya’da yapılan genel seçimlerden sonra Hıristiyan Demokrat Birlik (CDU), Hıristiyan Sosyal Birlik (CSU) ve Hür Demokrat Parti (FDP) arasında “Siyah-Sarı” koalisyon hükümetinin kurulması için görüşmeler sürüyor.

9 Kasım’a kadar tamamlanması beklenen ilk görüşmelerde, özellikle FDP büyük bir saldırı planı ile pazarlıklara başladı. Krizin faturasının emekçilerin sırtına yıkılması konusunda hem fikir olan muhtemel koalisyon ortakları, sermayenin yüzünü güldürecek kolaylıklar sağlama konusunda kararlı görünüyorlar.
Henüz görüşmelerin ilk turunda dile getirilenler, önümüzdeki dört yıl büyük bir saldırı planının uygulanacağını gösteriyor.
Saldırının ön cephesinde her zaman olduğu gibi işsizler ve işçiler bulunuyor. Neoliberal politikaların en radikal temsilcisi sayılan FDP tarafından, görüşmeler sırasında gündeme getirilen konuların başında Hartz IV’ün yerine “Yurttaş Parası”nın hayata geçirilmesi, işverenlerden alınan vergilerin düşürülmesi ve sağlık fonunda değişiklikler yer alıyor.
Seçimlerden önce Federal Çalışma Ajansı’nın dağıtılmasını savunan FDP, bu iki konudaki önerisini ilk görüşmelerde gündeme getirmemeyi tercih etti.

İşçilere karşı saldırıda çok uyumlular
Her iki parti, ilk görüşmelerde özellikle işçilerin kazanılmış haklarına saldırı konusunda tam bir uyum içerisindeler. Yasal asgari ücretin yaygınlaştırılmaması, düşük ücretli işlerin artırılması konusunda görüş birliği içinde olan “siyah-sarı” ortaklar, en büyük saldırıyı işçilere yönelttiler. Basına yansıyan bilgilere göre, partiler süreli iş sözleşmelerinin uzatılması konusunda görüş birliğine vardı. Buna göre Çalışma Yasası’nda yapılacak bir değişiklikle, işverenler işçilerle 9 ayı geçen süreli iş anlaşması yapabilecek. Böylece bir işveren aynı işçiyle bir kaç kez süreli iş anlaşması yapabilecek. Şimdiye kadarki uygulamaya göre işveren aynı işçiyle sadece bir kez süreli anlaşma yapabiliyordu.
Ortaklar emeklilik yaşının 67’ye çıkarılması konusunda da tam bir görüş birliği içindeler.

Hartz IV     yerine Yurttaş     Parası mı?
Koalisyon görüşmelerinde dikkati çeken konuların başında Hartz IV Yasası’nda yapılmak istenen yeni düzenlemeler yer alıyor. FDP, 1994 yılında gündeme getirdiği, “vergilerle ödenen sosyal yardımların tek elde toplanması” yönündeki önerisini görüşmelerde bu kez “Yurttaş Parası” adıyla sundu. Hartz IV, sosyal yardım, konut yardımı, yaşlılara ve çocuklara verilen temel güvence parasının, “Yurttaş Parası” adı altında birleştirilerek, tek bir daire tarafından ödenmesi isteniyor. FDP tarafından yapılan hesaplamalara göre çocuksuz bir kişinin eline kira dahil ortalama 662 Euro “Yurttaş Parası” geçecek. Bu halen verilmekte olan Hartz IV yardımından daha az bir miktarı ifade ediyor.
FDP’nin önerisiyle Hartz IV yerine “Yurttaş Parası”nın verilmesine koalisyonun büyük ortağı CDU/CSU’nun destek vermesine şimdilik pek ihtimal verilmiyor.
Böylece, Hıristiyan Demokratlar kötünün iyisine sahip çıktığı için daha “sosyal” görüntü sergiliyor.

400 Euro’luk işler 600 Euro’ya mı çıkarılacak?

Koalisyon görüşmelerinde, işverenlerden alınan ücret yan giderlerinin düşürülmesi, çalışanların eline daha fazla net ücret geçmesi konuları da yer alıyor. Bu kapsamda vergi dışında tutulan ve sadece yan giderleri işveren tarafından ödenen 400 Euro’luk işlerin sınırı 600 Euro’ya çekiliyor. FDP, bu yolla daha az işsizin “Yurttaş Yardımı” almasını sağlamak istiyor.
‘Ölümü gösterıp sitmaya razI etme’ taktığı
Yeni hükümeti kurmak üzere Hıristiyan Demokratlar ile Hür Liberaller arasında yapılan ilk görüşmelerden dışarıya yansıyan bilgilerin kendisi bile, işçi ve emekçilere yönelik ciddi bir saldırı planı yapıldığını gösteriyor. Bu pazarlıklar sırasında, Hıristiyan Demokratların, daha “sosyal”, dengeli ve azgın saldırıların “frenleyicisi” olduğu imajı verilmek isteniyor. Büyük koalisyon döneminde Hıristiyan Demokratlar sermayenin taleplerini en açık şekilde ifade ederken, Sosyal Demokratlar ise genellikle “frenleyici” rolünü oynuyordu. Şimdi ise rolde bir değişimin olduğu görülüyor. Bu kez liberaller sermayenin taleplerini radikal tarzda ifade ederken, Hıristiyan Demokratlar “frenleyici” rolünde.
Kriz nedeniyle tekellere yapılan milyarlarca Euro’luk hibenin etkisiyle büyüyen bütçe açığı, emekçilerin sırtına yıkılacak faturalarla denkleştirilmeye çalışılacak.
Görüşmeler sırasında özellikle liberaller tarafından dile getirilen pervasız-radikal taleplerin bir bölümü, -tıpkı Hartz IV’te olduğu gibi- daha kötüsünü gösterip kötüye razı etme amacıyla kullanılacak görünüyor. Hükümet saldırı planını hazırlarken işçi ve sendikal hareket başta olmak üzere toplumsal muhalefeti de gözetmek durumunda. Görünen o ki, “ölümü gösterip sıtmaya razı etme” taktiği izleyen hükümet partileri, böylece gelişecek muhalefeti gevşetmenin hesapları içinde bulunuyor. “Sıtmaya” yakalanmamak ise ancak bu ülkenin emek güçlerinin vereceği karşı mücadeleyle mümkündür.

Bu konularda anlaştIlar
> Afganistan’da bulunan askerler geri çekilmeyecek
> İşverenlerden alınan vergiler düşürülecek
> Emeklilik yaşı 67’nin altına indirilmeyecek
> Bazı sektörlerde uygulanan “Branşa Özgü Asgari Ücret”in       kapsamı genişletilmeyecek
> Düşük ücretli işler                      yaygınlaştırılacak
> Kısa süreli iş sözleşmesi yapma imkanı tanınacak
> İşten çıkarmalar kolaylaştırılacak
> Çalışma Yasası değiştirilecek
> Vergi reformu yapılacak
> Ülkenin resmi dilinin Almanca olduğu Anayasa’ya geçilecek

Göç polİtİkasInda değİşİklİk olmayacak
Hükümet kurmak için görüşmelere başlayan partilerin göç politikasında olumlu yönde değişiklikler yapması beklenmiyor. İlk görüşmelerden sonra basına yansıyan haberlere göre, FDP yurtdışından vasıflı işgücü getirilmesinin önünü açmak istiyor. CDU/CSU ise ülke içinde işsizliğin artması nedeniyle bu konuya soğuk bakıyor.
Göçmenlerin çoğunluk toplumuna uyumunu engelleyen uygulamaların önündeki engellerin kaldırılması, vatandaşlığa geçişlerin kolaylaştırılması, yerel seçimlerde oy hakkı tanınması gibi temel konularda da bu hükümet tarafından yeni düzenlemelerin yapılması söz konusu değil.