Domuz gribi ilaç tekelerine yarıyor

Günlük yaşamda gelip geçici bir hastalık olan grip, şu sıralar insanlığın korkulu rüyası haline getirilmiş bulunuyor. Amerika, Avrupa, Asya ülkeleri bu “yeni belaya” karşı nasıl mücadele edeceğini tartışırken, tam anlamıyla panik havası estiriliyor. Abartılan ölü sayıları, çizilen kara tablolar elbette daha önce gelip geçici diye bakılan en sıradan hastalığa daha temkinli bir yaklaşım içinde olunmasına neden oluyor.
Bilim insanlarınca H1N1 veya Influenza A olarak adlandırılan virüste, domuzun genetik koduna benzer bir kodun bulunması nedeniyle gribe “domuz gribi” adı verildi. Yani, hastalığın kendisinin doğrudan domuzla bir bağlantısı bulunmuyor.
Gripten ölümler aslında yeni değil. Ancak son dönemlerde grip nedeni ile meydana gelen her ölüm olayı domuz gribi ile ilişkilendirildiği için korku ve panik havası daha da yoğunlaşıyor.

YILDA 20 BİN KİŞİ GRİPTEN ÖLÜYOR
Örneğin, Almanya’da Robert Koch Enstitüsü’nün bilgilerine göre, 2002/2003 kış döneminde toplam 5 milyon kişi bildiğimiz gribe yakalanmış ve bunlardan 16-20 bini hayatını kaybetmiş. Ölenlerin neredeyse hepsi bir kronik hastalık veya başka bir enfeksiyona daha yakalandığı için hastalığa yenik düşmüş. H1NI virüsünden hayatını kaybedenlerin sayısı ise oldukça düşük: Federal İstatistik Dairesi’ne göre 1998-2003 yılları arasında en fazla 68 kişi bu virüsten hayatını kaybetmiş.
Domuz gribinden diğer griplerden daha fazla ölümlerin olduğuna dair bilimsek bir veri ortada bulunmuyor.
O zaman neden bu kadar panik yaratıldığı sorusu akla geliyor.
Panik havasından perde aralanıp olup bitenlere bakıldığında, aslında domuz gribi üzerinden ilaç tekelleri ve onlara lobicilik yapanların büyük bir “domuzluk” yaptığı görülüyor.
Veriler bu panik havasından en çok kar edenlerin grip aşısı üreten ilaç tekellerinin olduğunu ortaya koyuyor.
Almanya’da hükümet domuz gribine karşı kitlesel aşı yapmak üzere Roche ve GlaxoSmithKline (GSK) adlı ilaç şirketlerinden yarım milyar Euro’luk sipariş yaptı. Salgın ilan edilmeden önce borsada değerleri düşen Novartis, GlaxoSmithKline ve Roche, domuz gribi sayesinde toplam 2.4 Milyar Euro kar elde etti. Borsa değerleri ise Nisan ayından bu yana 3-4 misli arttı.
İLGİNÇ BAĞLANTILAR
Rüşvete karşı mücadele eden Transparency International tam da bu konuyu araştırmış. Ortaya çıkardığı bağlantılar işin arkasında ilaç tekellerinin olduğu yönündeki iddiaları güçlendiriyor.
Örneğin dünyaya domuz gribi alarmı veren Dünya Sağlık Örgütü Başkanı Margret Chan’ın ilaç şirketleriyle ilişkisi olduğu 2007’den beri biliniyor. Tayland hükümetinin AIDS’e karşı ucuz ilaç üretmesine karşı çıkarak, büyük ilaç şirketlerinin çıkarlarını savunmasıyla dikkat çekmişti.
Avrupa’da domuz gribine karşı yapılan aşılar “Thiomersal” denilen bir madde içeriyor. ABD Sağlık Bakanlığı bu maddeyi içeren ilaçların kullanımını yasaklamış.
Domuz gribine ilk olarak 1970’de “Asya domuz gribi” olarak Amerika’da rastlanmış. 40 milyon insana aşı yapıldıktan sonra, hastalığın düzeyinin düşük ilacın yan etkilerininse daha tehlikeli oluşundan ötürü, aşılar 1976’da durdurulmuş.
Yani günümüzde ilaç şirketleri alarmı veren Dünya Sağlık Örgütünü doğrudan etkiliyor. Şimdi de AB’nin halkın en az üçte birine domuz gribi aşısı yapmayı gündemine alması, ilaç tekelleri ve onların lobicilerinin ne kadar etkili olduğunu bir kez daha gösteriyor. (YH)