Sadece konuşmak yetmez

Heidi scharf*

Federal seçim sonuçları endişe verici. En kısa zamanda tasarruf planları yürürlüğe sokulacak. Devlet borçlarını, banka ve tekellere yapılan hediyelerin bedelini kim ödeyecek? Tabi ki işçi, işsiz ve emekliler! Aslında yapılması gereken faturanın krizin yaratıcıları olan zengin ve süper zenginlere kesilmesi ama bunun olmayacağı kesin.
Bu yıl binlerce insan ‘Krizinizin faturasını ödemeyeceğiz’ şiarı ile sokaklara çıktı. O zaman değişimin olmasını sağlayacak koşullar vardı, buna götürecek kapılar açıktı. Şimdi ise tekrar kapandı…
Spekülasyon vergisi uygulamaya konmadı, sermayedarlara talan olanağı veren fonlar yasaklanmadı. Toplumun yüzde 10’unu oluşturmasına rağmen servetin yüzde 50’sini elinde tutanlardan alınan verginin yükseltilmesi hükümetin programında değil.
Hartz IV’de bazı küçük değişiklikler yapılacak. Sosyal sigorta sisteminin özelleştirilmesi, ücret kısıtlamaları ya da katkı paylarının yükseltilmesi politikalarına devam edilecek. Daha fazla ‘hizmet’ isteyenin sosyal sigortaların dışında özel sigortalara üye olması tavsiye edilecek.
Finans piyasasındaki bankerler ise yeni spekülasyonlara girişmek için hazır durumda bekliyorlar.
1980’den bu yana IG Metall sekreterliği yapıyorum. 2002’den beri de sendikanın Schwabisch Hall şube başkanıyım. 10 bin üyesi olan bir şubeyiz.
Schwäbisch Hall’de hemen hemen her fabrikada değişik sorunlar yaşanıyor. İşletmelerin yarısında kısa çalışma yürürlükte. Tek tek bazı yerlerde çıkışlar da yaşandı. Firma iflaslarından şimdilik korunmuş görünüyoruz. Bölgemizdeki endüstriyel yapının karışık olması, işletmelerin krizden aynı anda ve aynı şekilde etkilenmemesine yol açıyor.
Bizi en çok tasalandıran otomobil endüstrisine yedek parça üreten şirketler, özellikle de Gaildorf ilçesinde bulunan Mahle fabrikası. Mahle’de 2010 yılı sonunda dökümhane bölümü kapatılmak isteniyor. 215 işçi bundan etkilenecek. Çoğu göçmen kökenli, bir çoğu vasıfsız. Bu nedenle yeni bir iş bulmaları imkansız gibi. Mahle işçileri bizlerin de desteği ile dökümhane bölümünün kapatılmasını engellemek için mücadele ediyor. Sendikacılar olarak görevimiz işletmelerdeki mücadeleyi desteklemek ve işletmeler arası dayanışmayı güçlendirmek olmalı.
IG Metall olarak 2009 ve 2010 yıllarındaki çıkışları engellemek için çaba harcıyoruz. Kısa çalışma süresinin 24 aya uzatılmış olması bu yönde önemli bir katkıydı. Ancak buna rağmen işyerlerinde sözde sosyal açıdan tahammül edilebilir tedbirlerle yoğun çıkışlar yaşanıyor. Güçlü bir çıkış dalgası yaşanmasa bile, çalışanların sayısında yüzde 10 ile 15 arasında bir düşüş yaşanacaktır.  Taşeronlaştırmada ve 400 Euro’luk işlerde yeniden yükselme olacaktır. İşçi ücretlerinin düşürülmesine yönelik baskılar artacak, düşük ücretli işler yaygınlaştırılacak.
Sendikacılar olarak çıkışlara karşı aktif mücadele etmemiz gerekiyor. Bizlerin tüm işletmeleri kapsayan, yeni hükümetin saldırı planlarına karşı duracak  bütünlüklü bir stratejimiz olmalı. Çalışma sürelerinin kısaltılması konusunu her boyutuyla kamuoyuna taşımalıyız. Haftalık çalışma süresi, erken emeklilik, yaşam boyu çalışma süresinin yeniden düzenlenmesi tartışmaları en kısa zamanda başlatılmalı.
Yaşlıların güvenceli şekilde emekliliğe ayrılması, gençliğe perspektif sunulmasını sağlayacak yeni bir Kuşaklar Sözleşmesi’ne ihtiyacımız var.
Kuşkusuz hangi partilerden oluşursa oluşsun her hükümet ile konuşmak, pozisyonumuzu ortaya koymak zorundayız. Ama bazen sadece konuşmak yetmez,  yaygın protesto eylemleri ve grev aracının kullanılması gereklidir.

*IG-Metall-Bevollmächtigte aus Schwäbisch Hall