Sendikalar işçilerle güçlü

Ekonomik kriz ile birlikte yaygınlaşan işten atmalar ya da işten atılma tehdidi, ‘kısa çalışma’ uygulaması ve ücretler de dahil çeşitli hak gaspları işçilerin gündemi olmaya devam ediyor.

Binlerce işçinin çalıştığı  Mercedes, Bosch gibi tekellerde dahi işçiler hangi günler ne kadar çalışacaklarını son anda öğrenebiliyor. Mercedes, Index, Mahle, KBA, Märklin, Heidelberger Druck… gibi fabrikalarda kısa çalışmanın yanı sıra işten atmalar gündemde. İşçiler arasında tedirginliğin, işinden olma korkusunun had safhada olduğu bugünlerde, sendika üst yönetimlerinin önemli bir bölümüyse,  işçileri işverenlerle “aynı gemide” olunduğuna, ‘işin korunmasının çalışılan işletmenin-tekelin rekabet gücünün artması ile olanaklı olabileceği’ne ikna etme işiyle meşguller. Ya da etkisiz bir iki eylemle durumu idare etme çabasındalar.
Ekonomik krizin derinden hissedildiği Stuttgart ve çevresinde bazı fabrikalardan işçi ve sendika temsilcisi arkadaşlarla bir araya gelip güncel konuları konuştuk. Sohbet içerisinde söz alan arkadaşların söylenecek çok sözleri olduğunu gördük. Ayrı ayrı işletmelerde çalışılıyor olunsa da, sorunlar bir çok açıdan benzer. İşyerlerindeki durum ve gelişmelerin ele alındığı sohbette, aynı zamanda  İşyeri İşçi Temsilciliği seçimleri üzerine de konuşuldu. Değişik fabrikalarda ya işyeri temsilcisi ya da sendika temsilcisi olan bu arkadaşlarımızla yapılan bu sohbette dile getirilen düşünceleri, özetleyerek okuyucularımızın ilgisine sunuyoruz.

Kasım Kavak (Feurbach Bosch İşyeri Temsilcisi), Abidin Özcan
(Bosch Sendika Temsilcisi):
Dünyanın en zengin ülkeleri arasında olan Almanya’da insanların kıt kanat geçinmeleri kabul edilir bir şey değil. Bizde üretimde hiçbir düşüş yaşanmadı. Böyle olmasına rağmen fırsat bu fırsat denip krizin hemen ardından fabrikamızda kısa çalışmaya geçildi. Normal koşullarda haftada 40 saat çalışırken, bu dönem kimi bölümler 32 kimi bölümler ise 33 saat çalışıyor. Bu da, ücretlere 180-250 Euro civarında bir kayıp olarak yansıyor.
Her yıl meslek öğrenimi görmek üzere işe alınan 200 gencin yaklaşık yüzde 90’nına bir yılın sonunda çıkış veriliyor. Büyük bir heyecanla meslek öğrenen gençlerin neredeyse tamamı sokağa atılıyor. Bir çok kez bu konuda eylem yapsak da sonuç alamadık. Bosch’da işten atmalar olacak gibi görünmüyor. Yalnız belli bir yaş sınırının üstünde olanlar paralı çıkışa teşvik ediliyor.

‘SENDİKAYA KÜSMEK OLMAZ’
Bazı arkadaşlarımız sendikanın tutumunu ileri sürüp ya üyelikten çıkmakta ya da bir şey yapmamakta. Sendika bizim işverenlere karşı tek örgütümüz. Onun için taban baskısını artırmanın yollarını aramalıyız. İşçinin menfaatini düşünenleri işçi temsilcisi ve sendika temsilcisi yapmak için çabalamalıyız.
İşimizi korumak için geçtiğimiz 13 Mayıs’ta üretimden gelen gücümüzü kullanarak yaptığımız eyleme katılım olağan-üstü oldu.
Bizde kimsenin çıkışı verilmedi ama, Çek Cumhuriyeti’nde bir kerede 800 işçi kardeşimize çıkış verildi. Biz onlar için bir şeyler yapabilmeliydik. Maalesef olmadı.
Esnek çalışmaya, kısa çalışmaya, taşeronlaştırmaya karşı mücadele etmezsek çıkışlar engellenemez biçimde bizim kapımızı da çalar bir gün. Bir kez daha diyoruz; sendika bizim ve hep birlikte kendi geleceğimiz için sahip çıkmalıyız.

Orhan Binbir (Mettingen Daimler İşçi Temsilcisi):
Patronlar, işçiler arasında rekabeti körüklemek için her yola başvuruyorlar. Çünkü birliğimizden korkuyorlar. Emekliliği yaklaşan arkadaşlarımızı oradan oraya sürüyorlar. Ustabaşılar dahi ücretleri belirlemede söz sahibi durumda. Aynı bölümde aynı işi yapıyor olsak da ücretlerde farklılıklar söz konusu. Bizde de kısa çalışma cuma günleri devam ediyor. Bunun ücretlerdeki yansımasına epeyce tepki var. Çıraklar bizde iki vardiya çalıştırılıyor ve çoğu zaman bu gençlere, bizler gibi çalışmalarına rağmen çok düşük ücret veriliyor.
İşyeri İşçi Temsilciliği olsun Sendika Temsilciliği olsun, ikisi de içinde bulunduğumuz dönemde çok daha önemli. Buralara dürüst ve bizleri düşünecek arkadaşları seçmeye çalışmalıyız. Geçmişte bizde iki liste oluşmuştu. Özellikle muhalif olan arkadaşlar “biz sendikaya karşı değiliz” demelerine rağmen sendika bürokrasisinin yoğun tepkileriyle karşılaştılar. Ama bizler bu arkadaşlarımızı (Alternatif Liste) yalnız bırakmayınca sendika geri adım attı. Bizlerin işçiler arasında tepkiyi örgütlemek için yoğun çalışması gerekiyor. Her şeye rağmen, sendikamıza bizden başka kim sahip çıkacak? Bizler zaman zaman dışarıda kendi aramızda toplanarak sorunlarımızı tartışıyoruz. Bir şey daha belirtmek istiyorum. Göçmen kökenli işçiler şimdi daha çok kendini öne atmaktalar. Bunun da görülmesi gerekir.

‘BİZ NE YAPMALIYIZ?’
Kenan Karaca (Sindelfingen Daimler): Bizim bugün geldiğimiz noktanın ipuçları geçtiğimiz yıl yaşananlardan belliydi aslında. Mercedes’te iş saatlerinde tam bir kaos var. Kısa çalışmanın olmadığı bölümlerde de çalışma saatlerini düşürdüler. Tabii ki ücretleri de. Bu ve önümüzdeki hafta fabrika iki hafta kapanıyor. Sürekli ‘para yok’ diyenler, diğer tarafta üretimi artırmak için yeni yöntemlere başvurup fabrikanın bazı bölümlerini başka yerlere kaydırmayı planlıyorlar. Meslek öğrenimini tamamlamış gençleri işe almak için bizlerden fedakarlık yapmamızı istediler. Krizle birlikte işyerlerinde denetim de eskiye göre daha yoğun. Her anımız, her saniyemiz kontrol altında. Tamam Fransa örneği iki de bir söyleniyor. ‘Biz ne yapmalıyız’ asıl sorun bu değil mi? İşyeri toplantılarında, sendika temsilcilerinin toplantılarında söz alarak taleplerimizi ortaya koymamız gerekiyor. Bunu yaptığımızda işçilerin bizi yalnız bırakmadığını rahatlıkla görebiliyoruz.

‘KARARLARI İŞÇİLERLE BİRLİKTE ALIYORUZ’
Hüseyin Öncü (WMF İşçi Temsilcisi): Sözüm “biz kendi başımıza bir şey yapamayız” diyen arkadaşlara. Fabrikamızda (WMF-Geislingen) işçi temsilciliğinin ısrarlı çabasıyla Frankfurt ve Berlin’e ikişer otobüsle katıldık. Demek ki istenildiğinde bir şeyler oluyor. Çevremizdeki bir çok fabrikada ve kendi işyerimizde işten atmalar var. Platenhart’ta işten atmalar duyulunca ‘bize ne’ demeden onlarla dayanışmayı örgütledik. Bizlerin ısrarlı çabası sendikanın da harekete geçmesini sağladı. Arkadaşlarımızın birliği ve kararlılığı da eklenince başarı elde ettik. İşverenler, işçilerin Noel ve izin paralarına dahi göz dikmiş. Märklin’de “ücretsiz çalışırsanız çıkışlar durabilir” deniyor. Heidelberger Druck’ta izin paraları iptal ediliyor. Bizde de benzer tartışmalar devam ediyor. Yalnız bir farkla. Biz her öneriyi, tabana, işçilere götürüyoruz ve orda tartışılarak alınan karaları işverene sunuyoruz. ‘İşçiler, sendika yapsın biz arkasındayız’ dediğinde biz ‘hayır arkadaş’ diyoruz. ‘İşçi olarak bizler de sürece katılmalıyız’ diyoruz. BR seçimleri elbette çok önemli. Mücadeleci temsilcilerin seçilmesi için çok çalışmalıyız.

Selahaddin Sarı (ROTO Frank İşçi Temsilcisi):
Bizde işler biraz daha iyi. Buna rağmen ‘yurtdışına ihracatta düşüş var’ denerek, bizleri fedakarlığa çağırmaktalar. Biz BR olarak TİS anlaşmamızın delinmesini hiçbir şartla kabul etmeyeceğimizi açıkladık. Böylece bir çok saldırıyı geri püskürttük. Çeşitli fabrikaların yanı sıra ver.di’den sendikacıların da katıldığı ‘Mücadeleci Sendikacılar Platformu’ bugünlerde yeniden dikkatleri üstüne çekmeye başladı. Toplantılara katılım oldukça iyi. Ayrıca Eylül’de Stuttgart merkezindeki “krizin yükünü üstlenmeyeceğiz” eylemi de olumlu geçti. 13-15 Kasım’da DGB Haus’da yapılacak konferansa Türkiyeli işçileri katmaya çalışmalıyız.

Hüseyin Beşli (Modin Sendika Temsilcisi):
IG Metall’in bankaların önünde yaptığı eyleme, üç gün boyunca değişik fabrikalardan üç bine yakın işçi katıldı. İşçi temsilcileri ve sendikacılar sendikadan daha farklı eylemlerin yapılmasını talep ettiler. Eksik veya yanlış, sendikanın almış olduğu eylem kararları dahi işçilere ulaştırılmıyor. Sekreterimizi zorlamazsak gelip bize hiçbir şey söylemiyor.
Saat başı beş dakikalık molalarımız geri alınmak istendi. Bunun üzerine biz de lokalde işçilerle toplantı yaptık. Katılım yüzde 95 idi. Alınan karar hakkımızda kesinkes ısrar etmek oldu. Bunun üzerine işveren geri adım attı. İş olup bittikten sonra değil, önceden hareket etmeliyiz. Bunun için bıkıp usanmadan sendikamızı zorlamalıyız ve eylem kararları çıkartmaya çalışmalıyız. Çünkü yeni kurulan hükümet bir çok hakkımızı elimizden almaya çalışacak.

DERLEYEN: ALİ ÇARMAN