Bağımsız eleştirmenlik sizlere ömür!

Avusturyalı edebiyat eleştirmeni Sigrid Löffler, gazetelerin özel kitap eklerinin kaybolmak üzere olduğuna dikkat çekerek bağımsız eleştirmenliğin yok olduğu uyarısında bulundu. Löffler, Amerika Birleşik Devletleri’nde New York Times dışında hiçbir gazetenin özel kitap eki çıkarmadığını, sözde tarafsız internet sayfalarında kendi kitaplarını överek satışı arttırdıklarını söyledi.
Almanca yayınlanan edebiyat ürünlerinin en seçkin eleştirmenlerinden olan Sigrid Löffler, yaşanan tabloyu şu sözlerle ifade ediyor: Almanya’da da artık gazetelerin kitap ekleri çok azaldı. En kapsamlı ekler Frankfurt ve Leipzig kitap fuarları sırasında çıkarılıyor. Yayınevlerinin reklamlarıyla dolu olan bu eklere ise bir daha onlardan reklam alınmasını engelleyecek yazıların girmesi olanaksız. Bu nedenle de ‘kondurulmuş’ eleştirmenler görev başına çağrılıyor ve övgü dolu eleştiriler yayınlanıyor.” dedi.
Löffler, Spiegel dergisinin Bestseller listesinin okuru yönelendirerek, kitapların satışını etkilediğini, bu listelerin oluşumunda ise yayınevlerinin emrindeki eleştirmenlerin büyük rol oynadığına dikkat çekiyor.
Eleştirmen Löffler, kitap ve edebiyat piyasasındaki bu işleyişin ayrıntıları konusunda da ilginç bilgiler veriyor: “Yeni bir kitap çıktığında, bazı medya organları önce o kitapta işlenen konuyu- sanki kitaptan haberleri yokmuş gibi- gündeme getiriyorlar, sonra kitabın yazarının ‘uzman’ ilan ediliyor ve bir televizyon programından diğerine koşarak reklamı yapılıyor”.
Löffler’e göre bu işleyişin arkasında, genellikle eleştirmenlerin yayınevlerine ekonomik bağlılığı, bir miktar da yazarla dostane ilişkileri rol oynuyor. Sigrid Löffler, okurun özgür tercih etme hakkının neredeyse tümden yok olduğunu, reklam bombardımanı, medyadaki boy göstermelerle, kimin satacağının belirlendiğine dikkat çekiyor. Kitap okumanın düşünmeden eğlenmek ve kitap bittikten sonra okuduklarını unutmak olarak kabul ettirilmesinden üzüntü duyan Löffler, eleştirmenlerin boyun eğmek ya da direnmek arasında bir tercih yapmaları gerektiğine dikkat çekiyor ve gerçek bir eleştirmenin onurlu görevini şu sözlerle ifade ediyor: “Beyinlerin tek tipleştirildiği koşullarda akıntıya kapılmamak, akıntıya karşı kürek çekmek zorunludur. Bu, gerçek eleştirmenin onurlu görevidir!”