Dersim turnusolu

CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in, TBMM’deki ‘demokratik açılım’ görüşmeleri sırasında, Dersim katliamını savunan sözleri sadece kendisinin değil, temsil ettiği CHP’nin Kürt sorunundaki yaklaşımını da kristalize eden bir tutum oldu. Öymen’in konuşmasına Dersimlilerden ve Alevi örgütlerinden yoğun tepki gelirken, CHP Genel Başkanı Baykal’ın Öymen’i yanına alarak, ona sahip çıkan bir açıklama yapması, Öymen’in bu sözlerinin bir ‘sürç-lisan’ olmadığının da bizzat genel başkanı tarafından teyidi anlamına geldi.
Diğer taraftan CHP açısından, bu gelişmeler sırasında durumu belki en ilginç olan ise CHP’nin Dersim’li milletvekili Kemal Kılıçdaroğlu’nun tutumu oldu. Bugüne kadar CHP’nin ‘dürüst yüzü’ olarak öne çıkarılan ve son yerel seçimlerinde de, CHP’nin İstanbul’dan Büyükşehir Belediye Başkanlığı’na aday göstermiş olduğu Kılıçdaroğlu, Öymen’in sözlerinin ardından gittiği Dersim’de, Öymen için ‘gereğini yapmalı’ açıklaması yaparken, Ankara’ya döndükten sonra bu sözlerinden büyük bir dönüş yaptı. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Genel Başkan Yardımcısı Onur Öymen’in sözleri ile başlayan Dersim tartışmaları konusunda “AKP-DTP işbirliği ve yandaş medya tetikçiliğine karşı tüm CHP’liler uyanık olmalı, tahriklere kapılmamalıdır” ifadelerini kullandı. Bu sözler karşısında, Türkiye’de en “nötr” yayıncılık yaptığını düşünen televizyon kuruluşları bile açıklamanın hemen ardından internet sitelerinde Kılıçdaroğlu için ‘çark etti’ ifadelerini kullandılar.
Öymen’in bu tavrı, bir televizyon kanalından yaptığı programda ‘Kızılbaş’ ifadelerini kullanan sunucu Güner Ümit’in Alevilerden gelen tepkilerden sonra, artık televizyonculuk hayatının sonuna gelmiş olmasını da hatırlattı. Ancak CHP yönetimi şu anda, reyting kaygısını da dikkate alarak Güner Ümit’in arkasından çekilen medya patronlarından daha “dirençli” bir tutum içinde gözüküyor. CHP, Öymen’in sözlerine sahip çıkmanın bedelini de şu an itibariyle sahiplenmiş oldu.
Bunun sonuçları konusunda bir not düşmekte de fayda var. CHP Dersim örgütünden istifaların yaşanmasına neden olan bu olayın ardından, CHP’li Dersim belediye meclis üyesi de istifa ederek Emek Partisi’ne geçti. Bu türden sonuçların önümüzdeki dönemlerde daha da artacağını bekleyebiliriz.
Bunu iki nedenle söylemek mümkün. Dersim, Türkiye’nin okur yazar oranı ve üniversite mezunu sayısı bakımından en önde gelen illerinden birisi durumunda. Yani hafızası güçlü, söyleneni anlayacak ve sonuç çıkaracak bir il. Ayrıca yurt dışı ve yurt içindeki Dersim’lilerin geleneklerine, geldikleri kente sahip çıkma düzeyinin, bu konudaki hassasiyetinin de oldukça yüksek olduğunu söyleyebiliriz. Bu da, CHP’nin Dersim’de ve Dersim’liler gözünde artık kolay iflah olmayacağının da bir göstergesi sayılabilir.
Diğer taraftan Öymen’in sözlerinin AKP tarafından da iyi kullanıldığını vurgulamak gerekiyor. Başbakan Erdoğan’ın, Öymen’in sözlerinin ardından yaptığı konuşmada ‘Dersim’ vurgusunu yaparken, AKP Grubu adına konuşan milletvekili de, Dersim adını kullandı ve Seyit Rıza’dan alıntı yaptı. Ancak AKP’nin bu tutumunun samimiyetsiz ve temelsiz olduğu çok geçmeden anlaşıldı. İçişleri Bakanı Atalay’ın gittiği Moskova’da gazetecilerin Dersim adının geri verilmesi talebi konusunda ne düşündüğünü sormaları üzerine, bunun mümkün olamayacağını savunması, Başbakan’ın ve AKP’lilerin Dersim vurgularının da, “CHP’nin açığını yakalamışken golü kaçırmama” hesabından kaynaklandığı görülmüş oldu.
CHP’li Öymen’in ve partisinin bu konudaki tutumunun etkilerinin, Öymen’in “Biz bu konuyu kapattık” demesiyle de kapanmayacağını hatırlatalım. En azından Dersim’liler, akıl ve vicdan sahibi olanlar ve namuslu gazeteciler bunun gereğini talep etmeyi sürdürecekler.

> FATİH POLAT