Türkler geri dönmek mi istiyor?

Bir araştırma şirketi tarafından yapılan bu çalışmanın ne kadar bilimsel değer taşıdığı, Türkiye kökenlilerin gerçeğini ne kadar yansıttığı bir yana, son zamanlarda bu tür araştırmaların politikacılar ya da medya tarafından malzeme olarak kullanıldığına tanık oluyoruz.
Göçmenlere yönelik politika ve uygulamalarını haklı göstermek için kimi zaman hiçbir değeri olmayan araştırmaları kanıt gibi gösterenler, yıllardır yaşanan sorun, ihtiyaç ve taleplere ise kulak tıkıyorlar.
Diyelim ki, yukarda sözü edilen araştırmanın sözünü ettiği rakamlar doğru. O zaman sormak gerekmiyor mu, Türkler neden kendisini bu ülkede istenmeyen olarak görüyor? Neden geri dönmek istiyorlar? Bu ortaya çıktığı ileri sürülen durumdan kimler sorumlu? Bu eğilim ve duygu içine giren Türkler mi, yoksa onları bu hale getirenler mi?
Son bir kaç aydır genel olarak göçmenler, özel olarak da Türkiye kökenli göçmenler değişik tartışmaların konusu yapıldılar.
Önce Berlin’deki bir enstitü, en az uyum gösterenlerin Türkiye kökenli göçmenler olduğunu açıkladı, ardında, “Neden diğer gruplar uyum sağlıyor da Türkiye kökenliler sağlamakta zorlanıyor? başlıklı bir tartışma başlatıldı.
Uyumun önündeki engelleri konu etmek yerine, yaşanan kimi sorunları tekrar tekrar  sunmanın bir yararı varmış gibi…
Ardından Sarrazin’in başlattığı, “Türkler ve Araplar manavlıktan başka bir işe yaramaz” tartışması geldi.
Şimdi de “Türkler geri gitmek istiyor” tartışması…
Oysa, yıllardır yapılan araştırma ya da anket sonuçları da, yaşanan somut gerçeklik de Türkiyelilerin burada kaldığı ve yaşadığıdır.
Gidecekler mi kalacaklar mı tartışması, kanıtlamaya bile lüzum olmayan, çoktan miadını doldurmuş, gereksizleşmiş bir soru ve ikilemdir yani.
Öte yandan son yıllarda artan işsizlik geçim sıkıntısı ve son olarak ekonomik krizle birlikte pek çok Alman emekçi gibi Türkiye kökenlilerde de gelecek endişesi had safhaya ulaşmış durumdadır.
Keza göçmenlerin yaşadığı sorun ve uygulamaların, onlarda ayrımcılığa, dışlanmaya uğradığı hissini uyandırmasında da şaşılacak bir yan yoktur. Burada sorgulanacak olan bu hissi körükleyen politika ve uygulamalar olmalıdır.
Bütün bu olumsuz propagandalara rağmen Almanya’nın Türkiye kökenli göçmenlerin yaşam merkezi haline geldiği de geriye dönülmez bir gerçek. Dolayısıyla gidecek başka bir yer yok. Önemli olan, yaşanılan yerin gerçekten yaşanabilir hale getirilmesidir. (YH)