DTP kapatıldı, Kürt sorunu bitti mi?

Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) 11 Aralık günü kapatılması, AKP iktidarının uzun süredir tartışılan “açılım” politikasına tüy diken bir gelişme oldu. AKP yetkilileri her ne kadar kapatma kararından sonra, parti kapatmaya taraftar olmadıklarını söyleseler de, Başbakan Erdoğan’ın hala DTP’yi suçlayan üslubu, hükümetin “timsah gözyaşları” olarak yorumlandı. Ayrıca Anayasa Mahkemesi Başkanı Haşim Kılıç’ın oy birliğiyle kapatma kararına vardıklarını açıkladığı konuşmasında AİHM’in “Batasuna Kararı”nı hatırlatması ise bir hayli ilginçti. Çünkü bu açıklamayı daha önce AKP’li Hükümet Sözcüsü Hikmet Çiçek yapmış ve tepki toplamıştı.
DTP, “AİHM’nin Batasuna kararını iyi okusunlar” diyen Bakan Çiçek için “Bu sözler DTP’yi kapatın telkinidir. Türkiye’de İspanya’daki gibi özgürlükçü anayasa olsaydı Kürt sorunu olur muydu” demişti.
AKP’nin kapatılma davasında ‘şerh’ koyanların başında gelen Anayasa Mahkemesi Başkanı Kılıç’ın bu ‘demokrat’ tutumunu DTP’den esirgemiş olması da altı çizilmesi gereken bir durumdur.

TÜRKİYE KAZANDI MI?
Kılıç, DTP’nin kapatılma kararını açıklarken, “Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğü aleyhine eylemlerin odağı haline geldiğinin anlaşıldığından Siyasi Partlier Kanunu’nun ilgili maddesi gereğince kapatılmasına karar verilmiştir” dedi. Böylesi bir gerekçeden sonra, ‘Ülkeyi kurtardınız mı?’ diye düşünmemek mümkün mü?
Halkın oylarıyla seçilen partilerin, mahkeme kararlarıyla kapatılma alışkanlığını istikrarla sürdürmek, bu ülkeye ne kazandırıyor? Böyle bir tutum bir ülkeye ne kazandırır?
DTP’nin kapatılmasıyla Cumhuriyet tarihimizin 86 yılı boyunca değişik mahkeme ve otoritelerce kapatılan parti sayısı 61’e yükselmiş oldu.
Daha önce kapatılan Kürt partilerinin ardından yenilerinin kurulduğu, dahası kapatma kararlarının yeni gelen partinin daha geniş bir seçmen desteğiyle gelmesi yönünde de bir etki yaptığı biliniyor.

ŞİDDET SARMALI ARTIRILDI
DTP’yi kapatma kararında siyasi yasaklılar arasında bugüne kadar medya ortamında ve çeşitli yetkililer tarafından “ılımlı kanadın temsilcisi” diye adlandıran DTP Eş Başkanı Ahmet Türk’e ve Aysel Tuğluk’a siyasi yasak getirilmesi, bunun yanında “şahin kanat” diye adlandırılan başka isimlerin bu yasaktan muaf tutulması da manidar bulundu ve çok tartışıldı. DTP’nin kapatılmasının, Türkiye’de Kürt sorunu etrafında düğümlenen şiddet sarmalını daha da artıran bir etki yapacağını söylemek kehanet olmaz.
Bunun etkileri zaten görülmeye başlandı. Muş’un Bulanık ilçesinde DTP’nin kapatılmasını protesto gösterisi yapanlara kalaşnikofla ateş eden ve iki kişinin ölümüne neden olan, medyanın da ‘esnaf’ diye sunduğu kişinin daha sonra JİTEM’ci olarak bilinen biri çıkması, yine İstanbul Dolapdere’de DTP’nin kapatılmasını protesto edenlere saldıran grubun bu saldırıyı para karşılığı yaptığının anlaşılması yeni dönemin provokasyonlarının ilk örnekleri olarak sıralanabilir.

MİLLETVEKİLLERİ MECLİSTE KALACAK
Son bir gelişme olarak, ‘sine-i millete dönme’ kararını açıklamış olan DTP’nin, aydınlardan çeşitli demokratik çevrelerden gelen ‘Meclis’i terk etmeyin’ çağrısı ve Öcalan’ın benzer içerikteki açıklamasının ardından istifadan vazgeçtiğini hatırlatmak gerekiyor. Bunun da, Kürt siyasetinin yasal zemindeki arayışları önemsediğinin ve gerilim siyasetinin ötesine geçmek niyetinin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir.
Kürt siyasetinin bu tutum ile ‘barışa bir şans daha’ dediğini söyleyebiliriz.
Ve tam da bu noktadan sonra DTP’nin kapatılmasının ardından ‘Meclis üzerine düşeni yapmamıştır ve Anayasa Mahkemesi varolan Anayasal düzenlemelere göre karar vermiştir’ diyen Meclis Başkanı Mehmet Ali Şahin gibi pek çok isim bir samimiyet testi ile yüzyüzedir. Dün böyle diyenler, bugün gereğini yapmalıdır.

YASAKSIZ BİR TÜRKİYE İÇİN
DTP’nin yasaklanması kararı, Türkiye emekçileri, demokrasiden yana güçler açısından da açık bir mesaj içeriyor. Eğer Türkiye’de halk güçleri, demokratik güçler, demokrasiyi kendi mücadeleleri ile kazanmazlarsa, böylesi parti kapatma kararlarının da sonu gelmeyecektir. Halkın oyuyla Meclis’e taşınan partiler, 11 kişinin ‘oybirliği’ kararı ile yine kapatılabilecektir. Yasaksız bir Türkiye mücadelesi, dönemin en önemli ihtiyaçlarının başına oturmuştur.

> İSTANBUL >FATİH POLAT