Stuttgart’ta coşkulu 30. yıl kutlaması

Bu yıl kuruluşunun 30. yılı olması nedeniyle de ayrı bir öneme sahip olan festival, hem emekçilerin ve gençlerin güncel sorunlarının konuşulduğu, hem de de müzikten dansa renkli ve coşkulu kültürel programıyla dikkat çekti.
Dostluk ve Dayanışma Derneği olarak işçilere, gençlere ve kadınlara birlikte çalışma ve örgütlenme çağrısı yapılan etkinlikte Alman sendikacılar da yerli ve göçmen emekçilerin ortak sorunlar için birlikte mücadlee etmesinin önemine dikkat çektiler.
Kürt sanatçı Şivan ve Oğuz Aksaç’ın konserleri salonda ayrı bir coşku yaratırken, Kolombiyalı dans grubu ve Alman işçi kültüründe ayrı bir yeri olan ‘Schalmeien’ adlı üflemeli çalgı ile yapılan dinleti ise salona ayrı bir hava kattı.

> STUTTGART > İlhan Korkmaz

İZLENİM/ALİ ÇARMAN

30. yıla yakışan bir festival

DİDF üyesi Stuttgart Dostluk ve Dayanışma Derneği uzun zamandır ver.di sendikası ile birlikte kültürel etkinlikler düzenliyor. İçinde bulunan dönemin özellikleri dikkate alınarak her yıl etkinliğin şiarı değişmekte. Bu yıl Dost-Der’in kuruluşunun 30.yılı nedeniyle ‘Birlikte Yaşıyoruz-Birlikte Çalışıyoruz-Birlikte Eğlenelim’ adıyla enternasyonal kültür festivalinde karar kılındı.
Festival öncesi ver.di ve Dost-Der üyeleri birçok kez bir araya gelerek görüş belirttiler. Günümüz Almanya’sının her şehri adeta halklar bahçesi misali rengarenk durumda. Bunun için de festivalin programı oldukça kapsamlı ve renkli oldu.
Sadece şenlik anı değil öncesinde yapılan çalışmalarla da yüzlerce işçi ve gençler yüzyüze gelindi. Verdi sendikası yüzlerce mektupla etkinliği üyerlerine duyururken Dost-Der üyerleri de kimi beş kimi seksen bilet satarak, heyecanlı bir koşturma içine girdiler.
Bir yandan öğrenci ve Mercedes işçilerinin eylemlerine katılırken diğer yandan gecenin çalışmasını sürdürmek tabi ki insanlarımızı biraz zorladı. Lakin hangi güzellik emek harcamadan, fedakarlıkta bulunmadan, zorlukları aşmadan gerçekleşir ki?
Nihayet festival akşamına gelindi. Salon işçi ve emekçilerin, gençlerin aktüel sorunlarına cevap niteliğinde sloganların yazıldığı pankartlarla süslendi. Birlikte mücadelenin sembolü olan DİDF ve ver.di bayrakları yan yana dalgalanıyordu. Salonun içine adım atar atmaz kadınların ve gençlerin hazırlıkları hemen göze batıyordu. Gençliğin sembolü Erdal Eren ile Scholl Kardeşler hakkında hazırlanan pano, Küba Dayanışma Derneği, Sol Parti ve VVN’in enformasyon masaları gecenin başkaca güzellikleri arasında yerini aldı.
Gece çalışması boyunca sağdan soldan festival hakkında alınan duyumlar üyelerimizi katılım konusunda biraz tedirgin etmişti. Ancak daha saat akşamın 18’ini bulmadan neredeyse salon dolmuştu. Kısa bir süre sonra ise DGB Haus salonunun içi ve dışı dolup taştı.
Gençler tarafından haykırılan ‘iş eğitim gelecek-herkese eşit haklar, yaşasın uluslararası dayanışma, gençlik gelecek-gelecek sosyalizm’ sloganları emekçilerce sempatiyle karşılanarak alkışlarla gençlere eşlik edildi.
Altı saate yakın süren festivalin programı baştan sona iki dilden sunuldu. Konuşmaların tümü ilgiyle dinlendi. Bu da bize; insanlar Almanca dinlemiyor önyargısının çok da geçerli olmadığını gösterdi. Sayısı küçümsenmeyecek kadar Alman emekçinin sonuna kadar etkinlikte kalması da, bir başka güzellik oldu.
30 yıldır emekçilerin çıkarı söz konusu olduğunda hemen ön saflarda yer alan Stuttgart Dostluk ve Dayanışma Derneği, gelinen yerde bu çabanın olumlu sonuçlarını topladı. Kollektif çalışma ve harcanan çabalar karşılığını buldu.
Az değil… 30 yıl öncesine uzanan sabırlı, bilinçli bir çalışmanın ve birikiminin yansıması oldu kültür festivali.


GÖRÜŞ/Cuno Hägele*
Bu davet bizim!

Tarihin en derin ekonomik krizini yaşıyoruz. Toplu çıkışlar, sosyal alanda kısıtlamalar ve bir çok yönden tahripler söz konusu. Yeni kurulan hükümetin krizden çıkma önerisi  ise eski neoliberal politikaları sürdürmek. Bankalara, fabrikalara kurtarma paketleri, kısa çalışma, işverenlere vergi düşürülmesi gibi bir çok daha tavizde bulunulurken, isçilere yaşlılara gençlere işten atılma, ücretlerden feragat etme, vergi artışı ve sosyal alanda kısıtlamalar dayatılmakta. Bu politikayla zenginler ve varlıklı olanlar kat ve kat zenginleşirken çalışan kesim, yaşlılar, kadınlar, gençler, işsizler yoksullaşmakta ve krizin yükünü ödemekte.
Şimdi mücadele etme, güçleri birleştirme zamanı! Kumara  dönüşmüş kapitalist sistem bizim emeğimizle oynamakta. Bu yüzden çok net ve açık diyoruz: Krizinizin faturasını ödemeyeceğiz, önümüzdeki dönem eylemleri güçlendirip yaygınlaştıracağız! Henüz direnmeye yeni başladık, mücadeleye birlikte  devam edeceğiz.
Eylemler başka alanlarda da devam etmekte; öğrenciler sokaklara çıkıyor. Evet, eğitim sistemi çürümekte kimin ne kadar eğitim görebileceği ailenin gelirine ve sosyal durumuna bağlı. ‘Parası olan eğitim görebilir’ anlayışı var. Göçmenler bu izlenen politikadan daha da çok etkileniyor. ‘Göçmen ailelerin çocukları yeterince Almanca bilmiyor’ söylemlerine katılmıyorum. Alman gençleri de yeterince Almanca’ya hakim değiller, böyleyse bunun nedenlerini aramak lazım.
Herkes eşit haklardan konuşuyor ama kimse buna yönelik gereken adımı atmıyor, gereken girişimde bulunmuyor.Yabancı düşmanlığına karşı ciddi bir adım atılmalı burada yaşayan yabancıların geleceklerine yönelik sosyal  ve eşitlik yönünde gereken yapılmalı bunu talep ediyoruz. Dışlayıcı politikalara ‘yeter’ diyoruz. Burada yaşayan herkese seçme ve seçilme hakkı verilmesi, bu yolda atılan bir ilk adım olabilir.
DİDF’in 30 yıllık tarihinde olduğu gibi savaşa, ırkçılığa, ayrımcılığa, yoksulluğa, eşitsizliğe karşı mücadele günümüzde daha da önem taşıyor .Almanya’da olan ve gelişen politikalara karşı çıkmak, birlikte mücadele etmek gerekiyor. Bu, Alman pasaportu olan ve olmayan herkes için geçerli. Farklılığımızdan çok birlikteliğimiz öne çıkmlı. İster okulda ister işyerinde olsun, yaşamın her alanında çıkarlarımız, taleplerimiz aynı.
Bu yüzden Nazım Hikmet’in şiirinden alıntı yapıyorum: Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür ve bir orman gibi kardeşçesine. Bu davet bizim!
*Stuttgart ver.di Sendikası Sekreteri