Firma Kickert’da komedi ve trajedi

Değerli Yeni Hayat okurları size yazacağım haber biraz komedi biraz da trajedi, daha doğrusu tipik bir Aziz Nesin hikayesi.

Son yıllarda dünyadaki ekonomik ve mali krizden birçok firma gibi benim çalıştığım firma yani Kiekert de, krizden kötü etkilendi ve bundan dolayı kısa çalışma yasasından faydalanmak için Çalışma Dairesi’ne başvurarak iki sene kısa çalışma programı uyguladı.
Fakat 2009’un sonuna doğru krizin derinleştiğini, artık kısa çalışma programının da kurtarmadığını, bundan dolayı da 300’e yakın işçiyi işten atması gerektiğini duyurdu.
Aksi takdirde firmanın iflas edeceğini söyleyip işyeri temsilciliğinin çoğunluğunun da desteğiyle bir sosyal plan hazırlayarak IG Metall Sendikasıyla 300 kişi hakkında pazarlığa oturdular.
Pazarlıktan kazançlı çıkan tabi ki işveren oldu; biz çalışanlardan izin parası ve toplu sözleşmeden elde ettiğimiz yüzde 2,7lik ücret zammını kestiler. Bu fedakarlık karşılığında ise işten atılacakların sayısı 300 yerine 124 oldu. 82’si 2010 geri kalanların 2011 yılı içinde atılması kararlaştırıldı. Sendika yöneticileri ve bir grup işyeri temsilcisi bunu büyük bir başarı gibi gösterdiler.
Bu karar gereği 2010 Şubat ayından itibaren 82 arkadaşımıza sosyal plan yapılarak çıkış verildi. Daha da vahim olan bu çıkışlara çıkan işçi temsilcisi 3 arkadaşımız da işveren tarafından işten çıkartılmak istendi. İki işçi temsilcisi arkadaşımıza 3 ay firmaya giriş yasağı konuldu.
Bütün bu gelişmelerden sonra mahkeme süreci başladı, gerek işçi temsilcisi 3 arkadaşımız gerekse işten çıkartılan 82 arkadaşımızın nerdeyse tamamı mahkemeye başvurdu.
Ve istisnasız hepsi bir tek fire vermeden mahkemeyi kazanıp tekrar işyerine geri döndüler, Asıl komedi bölümü de bundan sonra başladı.
İşveren mahkemeyi kaybedeceğini anlayınca „ben bütün işçilerimi geri alıyorum çünkü işler açıldı ve çıkışlara gerek kalmadı“ dese de,  biz işçiler bunun böyle olmadığını gayet iyi biliyoruz.
İzin paraları ve ücret zammımızı keserek işçi başına yıllık 2 bin 500 Euro’yu kasasına atan işveren, Noel döneminde işçilere sanki büyük bir hediye veriyormuş havasında 500’er Euro dağıttı.
Bizler 20 küsur seneden beri bu firmada çalışıyoruz, bugüne kadar böyle bir prim dağıtmayan işverenin birden bire 550 Euro vermesi epey ilginç. Adama sormazlar mı, bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu!

Saygılarımla
Yeni Hayat okuru bir Kickert işçisi