Göçmenler tahmin edilenden daha iyi entegre olmuş

Geçtiğimiz yıl boyunca, göçmenlerin uyum istemedikleri eksenli ayrımcı-dışlayıcı tartışmalar gündeme damgasını vurmuştu.
Yılın son haftasında yayınlanan bir araştırma ise, bütün yıl boyunca defalarca tekrarlanan “göçmenlerin uyum karşıtı olduğuna” dair iddiaları yalanlar nitelikteydi. Bertelsmann Vakfı tarafından bir kamuoyu araştırma şirketine yaptırılan araştırmanın sonuçlarına göre, “göçmen kökenli olan ve göçmen kökenli olmayan insanlar arasındaki ortak yönler, farklılıklardan daha fazla”ydı.
Araştırma haberini bu ve benzeri ifadelerle abonelerine geçen haber ajansları, şaşkınlıklarını “Göçmenler tahmin edildiğinden daha iyi entegre olmuşlar” türünden başlıklarla yansıttılar. Sarrazin ve Seehofer’in açıklamalarını manşetlerinden indirmeyen medya kuruluşları araştırmayı es geçti ya da arka sayfalarda bir kısa haber olarak verdi. Irkçı önyargıları kışkırtmayı başlıca görevleri olarak gören politikacılar da, araştırmayı sessizlikle geçiştirmeyi yeğlediler.

ARAŞTIRMA NEYİ  GÖSTERİYOR?
Araştırmayı yapan kamuoyu kuruluşu, 9 Kasım-3 Aralık 2010 tarihleri arasında 896 Alman ve 1001 göçmen kökenli deneğe aynı soruları yöneltti. Yöneltilen sorular arasında meslek yaşamından beklentileri, çekirdek aile içindeki rol dağılımı, evişleri konusundaki görev dağılımı gibi konular yer alıyordu.
Araştırma sonuçlarını, “göçmenler meslek ve aile yaşamında şaşırtıcı derecede entegre olmuş” başlığını verdiği bir basın açıklamasıyla kamuoyuna duyuran Bertelsmann Vakfı’nın Başkan Yardımcısı Liz Mohn, vardıkları sonucu “başka ülkelerden Almanya’ya gelmiş insanlar hakkında yaygın olan önyargıların yanlışlığını ortaya koyuyor” sözleriyle özetliyor.
Buna göre Almanların yüzde 86’sı, göçmenlerinse yüzde 89’u meslek hayatında ilerlemek istiyor. “Anneler, çocuk eğitimine mesleki kariyerlerinden daha fazla önem vermeli” ifadesine katılanların oranı Almanlarda yüzde 53, göçmenlerdeyse yüzde 55. Almanların yüzde 52’si, ailevi nedenlerden dolayı mesleki kariyerini geri planda tuttuğunu belirtirken, bu oran göçmenlerde yüzde 45 olarak gerçekleşiyor.
Oranlardaki yakınlık, “ev işlerini kadınların yapması gerektiğini düşünüyor musunuz?” sorusuna verilen yanıtlarda da ortaya çıkıyor. Buna göre Almanların yüzde 47’si, göçmenlerin yüzde 46’sı ev işlerini kadın işi olarak görüyor. Çocuğunu kreşe göndermeyen Almanların yüzde 45’i, göçmenlerin yüzde 43’ü, buna gerekçe olarak yer bulamamayı gösteriyor.
Gerekçe olarak maddi olanaksızlıkları gösterenlerin dağılımı ise 19 (Almanlar) 22 puan (göçmenler) şeklinde. Bunun sonucunda kreşlerin ücretsiz olması gerektiğini savunanların oranı da 61-63 puan şeklinde dağılıyor. Kadının çalışmaması, bunun yerine evinde çocuğuna bakması gerektiğini savunanlardaki oran dağılımı ise yüzde 70-74 şeklinde.

NE BEKLİYORDUNUZ?
Kadın göçmenlere zorla evlendirilmiş, erkek göçmenlere de eşini kaçırarak zorla evlenmiş gözüyle bakanların ya da çizdikleri bu tabloyu canlı tutmaya çalışanların sonuçlara şaşırmaları elbette şaşırtıcı olmuyor.
Göçmenlerin uyum düzeylerini işsizlik oranını, meslek eğitim ve öğrenim düzeyini ya da çocuğunu kreşe gönderenlerin oranını kıstas alarak ölçen zihniyetin araştırma sonuçlarını sessizlikle geçiştirmesi de aynı şekilde şaşırtıcı değil. Çünkü bu verilere dayanarak göçmenlerin uyum düzeyini sorgulayanlardan, aynı şekilde geleneksel anne-baba görev dağılımını dayatan ataerkil toplumu ya da işçi-emekçileri eğitim hakkından mahrum bırakan paralı eğitim sistemini sorgulamalarını da beklemek gerekirdi.
Bu açıdan bakıldığında araştırma, uyum meselesini toplumsal bir sorun olarak görenlerin tespitlerini bir kez daha doğrulamış oldu. Etnik kökeni ve dini ne olursa olsun, mesleki kariyerin önündeki en büyük engel olan işsizlik ve kiralık işçilik gibi olgulara karşı birlikte mücadele edenler, eğitimin paralı olmasına karşı elele verenler entegrasyonun en güzel örneklerini sergilemeye devam ediyorlar. (YH)