Havaalanında ayıklama mı?

Daha önce havaalanlarına çıplak tarayıcı yerleştirme kararına gösterilen tepkilere kulaklarını tıkayanlar şimdi de buna ek olarak yolcuların etnik kökenlerine göre „rizikolu gruplar“ olarak ayrılmasını ve buna göre kontrolden geçirilmesini önerdiler.
Öneri bu kez Alman Havaalanları Birliği’nin (ADV) başkanlığını üstlenmeye hazırlanan Düsseldorf Havaalanı Başkanı Christopf Blume’den geldi.
Bir gazeteye açıklama yapan Blume, Almanya’daki havaalanlarında da tıpkı İsrail’de yapıldığı gibi yolcuların etnik kökeni, yaşı, dini, ve yaşam standartlarına bakılarak kontrolden geçirilmesini talep etti. Blume ayrıca, yolcunun biletini nasıl ve nereden aldığının da bu gruplandırma sırasında gözönünde bulundurulabileceğine işaret etti.
Böylece şu anda zaten fiili olarak „potansiyel tehlikeli“ olarak nitelenen Ortadoğu ve Afrika ülkelerinden gelen yolculara yapılan „rizikolu yolcu muamelesi“ yasal bir zemine oturtulmuş olacak.

ÇIPLAK TARAYICI YETMEDİ
Bilindiği gibi benzer gerekçelerle geçtiğimiz yıl içinde pilot proje olarak Hamburg Havaalanı’na vücut tarayıcıları yerleştirilmişti. Halen pek çok Avrupa ülkesinde kullanılmakta olan vücut tarayıcılarının etik olmadığı ve insan sağlığı açısından zararlı olduğu dile getirilmesine rağmen hükümet geri adım atmaya yanaşmamıştı.
Vücut tarayıcılarının bu yılın ilkbaharında daha fazla havaalanına yerleştirilmesi hedefleniyor.
Alman basınında yer alan haberlere göre benzer bir öneri İngiltere’de de tartışma konusu oldu. İçişleri Bakanlığı yolcuları etnik kökenlerine göre ayırmayı planladığını duyurdu. Uygulamanın ilk olarak Heathrow Havaalanı’ndan başlanacağı ileri sürülüyor.
Alman Pilotlar Birliği Cockpit de öneriye destek verdi. Cockpit sözcüsü Jörg Handwerg, 10-15 yıl içinde yolcu sayısının ikiye katlanmasının beklendiğini ifade ederek, tüm yolcuların aynı dikkatle güvenlik kontrolünden geçirilmesinin imkansız olduğunu, bu yüzden de gruplandırmaların yerinde olacağını savundu. Handwerg, yolcuların profillerine göre ayrılmasının ayrımcılığa değil mantıklı gerekçelerle dayanacağı savunmasını yaparken, şöyle konuştu: „80 yaşında bir kadın yolcuyla 18 yaşındaki bir erkek yolcunun aynı kontrolden geçmesi makul mü diye sormak lazım. Örneğin bir banka soygununun ardından yapılan yol kontrollerinde de 80 yaşındaki kadına değil, doğal olarak gence odaklanılır. Bunun adı ayrımcılık değil, sağduyudur.“

AKIL BABALARI ABD VE İSRAİL
Almanya’da ve İngiltere’de tartışma konusu olan havaalanlarında ‚etnik kontrol‘ uygulaması İsrail ve ABD’de çoktan beri yürürlükte bulunuyor. ABD’de bu ayrımcı uygulama 11 Eylül saldırısından hemen sonra Anavatanı Koruma Bakanlığı tarafından yürürlüğe konulmuştu. „Terörle mücadele“ adı altında başlatılan uygulamaya ABD’li Müslümanlar ve insan hakları örgütleri sert tepki göstermişti.

ŞİMDİLİK DESTEK GÖRMEDİ
Havaalanlarından itibaren ayrımcı muamelenin yapılması yönündeki öneri şimdilik politikacılar tarafından pek destek görmedi. Federal Adalet Bakanı Sabine Leutheusser-Schnarrenberger, havaalanlarında yolcuların geçmişlerine, etnik ya da dinsel kimliklerine göre profillerinin çıkartılması ve buna göre farklı güvenlik kontrollerinden geçirilmesi önerisine karşı çıktı.
Leutheusser-Schnarrenberger yaptığı açıklamada, önerinin, yolcuların damgalanması anlamına geleceğini belirterek, bunun Alman ve Avrupa Birliği yasalarında yer alan ayrımcılık karşıtı ilkelerin ihlali anlamına geleceğini vurguladı.
Hessen Eyaleti İçişleri Bakanı Boris Rhein de, yolcuların ten rengine ve kökenine göre farklı bir şekilde kontrol edilmesinin kabul edilemeyeceğini belirterek, bunun hem insan hakları ile uyuşmadığı, hem de güvenlik açısından sorunları çözmeyeceğini söyledi.
Yeşiller Partisi Federal Meclis Üyesi Memet Kılıç da, yaptığı yazılı açıklamada, „Bu tarz bir öneri ne Avrupa, ne de Alman hukukuyla örtüşmektedir“ ifadesini kullandı.
Politikacıların ve göçmen örgütlerinin karşı çıktığı önerinin rafa mı, yoksa önümüzdeki dönem ısıtılıp yeniden gündeme getirilmek üzere çekmeceye mi konduğu ise şimdilik belirsiz. (YH)