‘Yeni dünya’ya Alman göçü – 1

Yıllardır Almanya’ya yapılan göç tartışılıyor, ancak Almanya’dan “yeni dünya” Amerika’ya 16. yüzyılın sonundan itibaren başlayan ve sayıları 6 milyonu geçen Alman göçmenlerin hangi koşullarda göç ettiği, nasıl uyum sağladığı pek bilinmiyor. Bu yayınımızdan itibaren iki bölüm halinde Almanya’dan Amerika’ya göçün bilinmeyen yönlerine yer veriyoruz.

YÜCEL ÖZDEMİR

Bu yıl Türkiye’den Almanya’ya göçün 50. Yılı. dolayısıyla yıl boyunca yarım yüzyıllık göçün geldiği durum, sorunlar ve çözümler konusunda pek çok kesim ve çevre sözünü bir kez daha söyleyecek. Uyum ve birlikte yaşam konusundaki sıkıntılar, sorunlar, tarihsel süreçten, içinden geçilen koşullardan koparılarak ele alındığında daha çok olumsuzluklar öne çıkarılacak. Ancak, yaşanılan ülkeye, bölgeye ait olma, gelinen yer ile bütünleşmenin gerçekleşmesi için yarım yüzyıl, henüz işin başlangıcı sayılır. Belki bir insan hayatı için uzun bir süreyi ifade edem bu süre, “tarih denizi”nde olsa olsa küçük bir damla olarak görülmeli.
50. yıl vesilesiyle bu yıl Almanya genellikle “göç alan” ülke olarak konuşulacak; ama tarihe baktığımızda Almanya’nın “göç veren” bir ülke olarak hayli tecrübeye sahip olduğunu görüyoruz.
Bu yazıda 17. yüzyılın ikinci yarısından itibaren “yeni dünya” Amerika’ya Alman ulusunun fertlerinin neden ve nasıl göç ettiğini, orada nasıl yabancılık çektiklerini, hangi ayrımcı politikalarla karşı karşıya kaldıklarını, kendi içinde nasıl koloniler kurduğunu, kaç Almanca gazete çıkardıklarını, neden “Germen” diye aşağılandığını irdeleyerek, aslında yoksulluk nedeniyle göç etmek zorunda kalan her ulustan göçmen emekçinin başına aynı şeylerin geldiğini, aynı kaderi paylaştıklarını göreceğiz.

ALMANLARIN ‘YENİ DÜNYA’YA ÇİLELİ YOLCULUĞU
Pek çok kaynağa göre Almanya’dan ABD’ye ilk göç, asıl olarak 1683 yılında başladı. Condord adlı gemiyle Londra üzerinden Kuzey Amerika’ya giden “Mennonitler” tarikatına mensup 13 Krefeld’li aile göç etmekle kalmadı, bugün Pennsylavania Eyaleti sınırları içinde yer alan bir bölgede “Germantown” adıyla bir Alman yerleşim yeri de kurdular.
17. yüzyılda Katolikler ile Protestanlar arasında süren kanlı savaşların bitmesi, uzlaşmanın sağlanmasından sonra, bu kez iki büyük mezhebin dışında kalanlar baskılar görmeye başladılar. Hıristiyanlığın daha fazla mezheplere bölünmemesi temelinde sağlanan uzlaşma en çok bu iki mezhebin dışında kalan “Quaeker”, “Mennonitler”, “Amişler”, “Herrnhuter Kardeşler” ve “Tunker” gibi tarikatları etkiledi.
Amerika topraklarında kurulan bu ilk Alman yerleşim yerinin asıl unsurları,  “Mennonitler” tarikatının üyeleri oldu. Kentin ilk belediye başkanı da Almanya’dan göç eden hukukçu Franz Daniel Pastorius oldu.
Ve pek çok kaynağa göre Amerika topraklarına köleliğe karşı ilk meşale Germantown’da Franz Daniel Pastorius, Abraham Isacks op den Graeff ve Gerrit Henderich’in öncülüğünde yakıldı, sonra da diğer kentlere ve bölgelere yayıldı. Başka bir değişle Abraham Lincoln’ün köleliği resmi olarak kaldırmasından 175 yıl önce Germantown’da Alman göçmenlerin desteğiyle başkaldırı hareketi başlamıştı.
200 yıl boyunca nüfusunun çoğunluğu Almanlardan oluşan Germantown, daha sonra ayrı bir şehir olma yetkisini kaybetti ve Philedalphia’nın bir ilçesi oldu.
Sanayi, teknik ve bilimin gelişkin olduğu “eski kıta Avrupa’dan göç edenler, “yeni kıta”nın bu tekniklerle buluşmasında da önayak oldular. Amerika’da ilk kağıt fabrikası bir Alman göçmeni olan Williams Rittenhousen tarafından 1690 yılında Germantown’da kuruldu. Yine ilk cam fabrikasını da 1784 yılında Braunschweig’den göç eden Friedrich Amelung kurdu. (Nach Amerika, sf. 31)

İLK KİTLESEL GÖÇ
Daha önce küçük dini gruplar şeklinde Almanya’dan Amerika kıtasına başlayan göç, 1688 yılında Fransızların Pfalz bölgesini ele geçirmesiyle önceki döneme göre arttı, kitlesel bir boyut kazandı. Öyle ki, bilinen ilk göç üzerinden yaklaşık yüz yıl sonra, 1790 yılında yapılan nüfus sayımına göre her 12 Amerikalıdan birisi Alman kökenliydi. Bu oran Pennsylavania Eyaleti’nde ise üçte birdi.
Değişik tahminlere göre, sömürgecilik döneminde 110 bin (Bunlar arasında İsviçre’den gidenler de var), 1790-1820 yılları arasında 50 bin Alman Amerika’ya göç etti.
Doktor-Yazar Benjamin Rush’un yazdığına göre, boş arazilerin bol olduğu, işgücüne ihtiyaç olduğu 18. 18. yüzyıl boyunca Almanlar, Amerika’da İngilizler tarafından hep sevinç gösterileriyle karşılandı. Hatta 1751’in yılbaşında Alman göçmenler geldiği için top atışları bile yapıldı.
Almanların sayısının yaklaşık 100 yıllık bir süre içerisinde yaşanan büyük artış, kendisini Amerika’nın sahibi olarak ilan eden İngilizleri önemli oranda rahatsız etmeye başladı. Ülkenin “Germenleştirileceği” (Germanisierung) yönünde sıkça propagandalar yapıldı, kampanyalar düzenlendi…

19. YÜZYILDA GÖÇ
Almanların Amerika’ya göçünün ikinci büyük dalgası Viyana Kongresi sonrasında denk düşüyor. 18 Eylül-9 Haziran 1815 arasında toplanan kongre Avrupa’nın yeni sınırlarını ve yeni devletleri ilan etti. 200 devlet, krallık, hükümdarlık ve kentin katılımıyla gerçekleştirilen ve Napolyon Bonapartizminin sonunu ifade eden Viyana Kongresi’nde “Alman sorununa” çözüm getirilemedi. Bu yüzden de iç karışıklar, savaşlar, çatışmalar sürdü.
Aynı yıllarda feodalizmden kapitalizme, sanayileşmeye de denk düştüğü için özellikle kırsal alanda işsizlik ve sefalet sürekli artıyordu. Artan sosyal sorunlara Amerika’ya göç bir çözüm olarak öne çıkıyordu ve o dönemin yönetici sınıfları da ilk başlarda buna destek veriyordu. 1817-33 yılları arasında göç edenlerin ezici bir bölümünün güney batı Almanya’dan (Baden-Württemberg ve Pfalz) gittiği dikkat çekiyor. 1830’lu ve 40’lı yıllarda ise daha çık kuzey Almanya’dan göç yaşandı.
Ne var ki, bütün bunların gelip dayandığı 1848/49 devrimi, aynı zamanda Amerika’ya göçün doruk noktasına ulaştığı dönem oldu.
İşçilerin bir sınıf olarak ilk kez ortaya çıkışı, kendi talepleri etrafında mücadeleye atıldığı, burjuvaziye kafa tuttuğu, Karl Marx ve Friedrich Engels’in de içinde yer aldığı bu büyük kalkışmadan sonra, işçi sınıfının öncülerine karşı büyük bir saldırı dalgası başlatılmıştı. Bilindiği gibi, Marx ve Engels bu saldırıların sonucunda İngiltere’ye sığınmak zorunda kalmıştı.
Bu amansız saldırı döneminde, devrim beklentisi yerine gelmeyen yoksulların, devrimcilerin, sosyalistlerin önemli bir bölümü de, Güney Almanya’da etkili olan aşırı kuraklığın da etkisiyle ortalığı kasıp kavuran yoksulluk ve işsizlikten kurtulmak için Amerika’nın kapısını çalmıştı.
Çeşitli kaynaklara göre, sadece 1854 yılında ABD’ye göç eden Alman sayısı 220 bindir. 19. yüzyılın ikinci yarısında teknolojideki ilerlemelere bağlı olarak daha güvenli ve hızlı giden gemilerin yapılmaya başlaması ile birlikte göç daha cazip hale geldi. Ancak aynı dönemde hem Almanya’da vasıflı işgücünün kaybedilmesinin yarattığı sorunlar, hem de Amerika’daki durum giderek bu göçün sınırlandırılması, yeniden düzenlenmesi arayışlarını da beraberinde getirdi.

Bağımsızlık savaşı ve Alman göçmenler

Amerika’nın bağımsızlık savaşı yıllarında (1775-83) değişik kaynaklara göre 225 bin ila 250 bin arasında Alman göçmen yaşıyordu. Alman göçmenler Georg Washington yanında bağımsızlıktan yana tavır alırken, İngiltere’nin emrinde ise paralı asker olarak özellikle Hessen-Kassel bölgesinden getirilen 12 bin Alman askeri bağımsızlık hareketini bastırmaya çalışıyordu. Prusya’dan çok küçük bir paralı asker grubu ise George Washington öncülüğünde yürütülen bağımsızlık savaşına katıldı. Alman göçmenler Pennsylvania ve Maryland cephelerinde savaşı.
Alman göçmenlerin önemli bir bölümü bağımsızlık hareketine destek verdi. Savaşın bitmesinden sonra İngilizler tarafından getirilen Hessen askerlerinin 5 bini Amerika’da kaldı.

Yararlanılan Kaynaklar:
1 Nach Amerika-Die Geschichte der deutschen Auswanderung, Bernd Brunner
2 forum-auswanderung.de
3 suite101.de
4 wikipedia.de
5 bigcountry.de

(2. Bölüm: 1. Dünya Savaşı göçmenleri nasıl etkiledi?
Alman göçmenler nasıl günah keçisi oldu?)