Halk iktidarı istiyor

Kuzey Afrika’nın „model ülkesi“ Tunus’ta halkın işsizliğe ve yoksulluğa karşı gerçekleştirdiği isyan, 23 yıldır ülkede diktatörlük kuran Zeynel Abidin Bin Ali’ye tahtından etmekle kalmadı, aynı zamanda dünyanın bütün yoksullarına büyük bir umut oldu. Sosyal temelde halk isyanları devrinin kapandığını iler sürenler, bir kez daha yanıldılar. Keza, Tunus’ta iş, ekmek ve özgürlük talepleriyle patlayan ve gericiliğe geri adım attıran halk hareketinin şimdi bütün Kuzey Afrika ülkelerine yayılması bekleniyor.
Yılların biriktirdiği sorunlar ve huzursuzluk, Tunus’ta 17 Aralık’ta üniversite mezunu bir işsizin, kendisini ateşe vererek intihar etmesiyle bir sosyal patlamaya dönüştü. 1987’de bir saray darbesi ile iktidarı ele geçiren ve ardından kanlı bir diktatörlük rejimi kuran Zeynel Abidin Bin Ali, ilk defa böylesine açıktan, kitlesel ve yaygın bir protestonun muhatabı oluyordu. Aslında Tunus, bir kaç seneden beri irili ufaklı mücadelelere sahne oluyor ama bu hareketler polis devletinin baskısıyla eziliyordu. Örneğin iki yıl önce ülkenin güneyindeki Gafsa maden havzasında haftalar süren halk isyanı kan ve zorbalıkla bastırılabilmişti.
Ama Gafsa olayları ile birlikte, diktatörlüğün dokunulmazlık ve yıkılmazlık tılsımı bozulmaya yüz tutmuştu. Emekçi halk, gücünü birleştirip cesaretle ortaya çıktığında, zorbalıkla baş edebileceğini görmeye başlamıştı.
Baskı rejimi, eşitsizlik, yoksulluk, işsizlik gibi sorunların biriktirdiği huzursuzluk ve öfke bir ay önce yaşanan bir intihar vakasıyla boyut değiştirerek, Tunus’un ve Kuzey Afrika’nın tarihinde dönüm noktası olacak bir sosyal harekete dönüştü.
Sidi Bouzid şehrinde Muhammed Buzizi adlı 26 yaşındaki üniversite mezunu işsiz genç, sebze ve meyve tezgahına polis tarafından el konulunca kendini yaktı. Yoksul gencin bu isyanı bölgede öfke patlamasına yol açtı. Yüzlerce genç 18 ve 19 Aralık’ta sokaklara çıkarak polisle çatıştı.

İŞSİZ GENÇLERİN EYLEM GİBİ İNTİHARLARI
Gerilim 22 Aralık’ta başka bir gencin bir elektrik direğine tırmanıp intihar etmesiyle daha da arttı. Halk polis karakolunu kuşatıp bina ve araçlara saldırırken, polis bir genci öldürüp, çok sayıda kişiyi yaraladı.
Bunun üzerine olay yerel düzeyde bir protesto olmaktan çıkarak, ülke çapında bir gençlik ve halk hareketine dönüştü. Tunus’un birçok şehrinde başını gençlerin çektiği gruplar sokağa çıktılar, iş ve özgürlük taleplerini haykırdılar, polis ve askerin saldırılarına karşı direndiler.
Yetkililer, genç nüfus arasındaki yüksek işsizlik oranının yol açtığı protesto gösterilerine çözümü, askeri önlemleri arttırmakta buldu. Başlangıçta olayı „bir grup kışkırtıcının marifeti“ sayarak küçümseyen Bin Ali ve hükümeti, durumun vahametini anlayınca, bir taraftan polis ve askeri halkın ve gençliğin üzerine salarak ateş emri verdi ve onlarca kişinin ölümüne sebep oldu. Bir taraftan da, telaşla tavizler vermeye başladı.
Ama bütün tavizlere rağmen isyan hızla ülkenin diğer kent ve kasabalarına yayıldı, başkent Tunus’a uzandı. Ok yaydan çıkmıştı ve hareketin yarattığı rüzgar o kadar güçlü oldu ki, yıllardır ülkeyi demir yumrukla yöneten Bin Ali, çareyi ülkeden kaçmakta buldu.

YENİ HÜKÜMET NE YAPACAK?
Zeybel Abidin Bin Ali’nin devrilmesiyle sonuçlanan halk ayaklanmasından sonra ülkede yeni bir ulusal birlik hükümeti kuruldu. Bin Ali’nin başbakanı Muhammed Gannuşi başkanlığında kurulan sözde “geniş katılımlı ulusal hükümet”te içişleri, dışişleri ve savunma gibi temel bakanların görevlerini sürdüreceği, muhalif politikacılardan Ahmet İbrahim ve Mustafa Bin Cafer’e de bakanlık görevlerinin verildiği açıklandı. Tüm siyasi mahkumları serbest bırakma taahhüdünde bulunan Gannuşi, yeni hükümette ayrıca muhalif İlerici Demokratik Parti’nin (PDP) kurucusu Necib Çebbi’nin de Bölgesel Savunma Bakanı yapıldığını bildirdi. Yıllardır faaliyetleri yasaklanan, ancak buna rağmen eylemler içinde önemli bir rolü bulunan Tunus İşçileri Komünist Partisi ise sürece dahil edilmedi.
Hükümetteki bu değişiklikler, seçim sözü vb. açıklamalar ülkede halkın öfkesini yatıştırmaya yetmiş görünmüyor. Geçmişle daha köklü hesaplaşma ve daha köklü bir demokratik dönüşüm isteyen eylemler devam ediyor. Kapanan Bin Ali döneminin yerini nasıl bir dönemin alacağı; halkı yatıştıracak ufak tefek değişikliklerle mi yetinileceği yoksa daha ciddi siyasi ekonomik bir değişim mi yaşanacağını ise Tunus halkının bundan sonraki mücadelesi belirleyecek. (YH)

DİDF: Tunus halkının yanındayız!

Demokratik İşçi Dernekleri Federasyonu (DİDF) yaptığı açıklamada Tunus halkının işsizliğe, yoksulluğa ve baskılara karşı verdiği mücadeleyi desteklediğini açıkladı:
Tunus halkının onurlu mücadelesini boşa çıkarmak için diktatör bin Ali’nin iktidar ortakları ve emperyalist güçler çeşitli manevralar yapıyorlar. Ardı ardına verilen ‚demokrasi‘ ve ‚ekonomik yatırım‘ sözleriyle halkın öfkesi ve tepkisi yatıştırılmaya çalışılıyor. Ancak Tunus halkı göstermelik bir değişime razı olmayacağını, gerçek halk demokrasisi için mücadeleye devam edeceğini ilan ediyor.
Tunus halkı, bin Ali’nin iktidarı terk etmesinin ardından, ilk olarak, geçici bir halkçı hükümet kurulmasını, serbest demokratik seçimlerin yapılmasını ve oluşacak bir kurucu meclis eliyle anayasa ve temel maddelerin yenilenmesini talep ediyor. Kısacası Tunus halkı, çaresiz kalan egemenlerin göstermelik değişimlerine razı olmuyor ve iş, ekmek ve özgürlük isteğinde ısrar ediyor.
Diktatörlerin, soyguncuların ve emekçi halkın geleceğini karartanların, halka hesap vermekten asla kurtulamayacağını gösteren Tunus halkının tüm taleplerini destekliyoruz!
Baskısız, sömürüsüz, savaşsız  bir dünyadan yana olan herkesi Tunus halkıyla dayanışmaya çağırıyoruz!