Kıbrıs üzerinden ince hesaplar

Almanya Başbakanı Angela Merkel’in Güney Kıbrıs’a yaptığı ziyaret sırasında, “Kıbrıs’ın bölünmüşlüğüne son verilmesinde Türkiye’nin çözümden yana tavır almadığı”nı söylemesi, Türkiye ile Almanya arasında karşılıklı tartışmalara neden oldu.
Merkel, Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı Dimitris Hıristofyas ile yaptığı görüşme sırasında, adanın bölünmesine artık son verilmesi gerektiğini, bu konuda Hıristofyas’ın üzerine düşeni yaptığını söyleyerek, “Türkiye çözüm için daha fazla çaba göstermeli” demişti.
Bu açıklamaya Türkiye tarafından gelen tepkiler, karşılıklı olarak gerilimin artmasına neden oldu. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın “Sayın Merkel, Kıbrıs sorununu bilmiyor. Schröder ile de bir çay içsin“ şeklindeki sözlerine Hükümet Sözcüsü Steffen Seibert, “Başbakan Merkel’in Erdoğan’dan tarih dersi almaya ihtiyacı yok” yanıtını verdi.
Türkiye ile Almanya arasında gerilime neden olan Kıbrıs sorunu elbette yeni değil. Bu konuda, adada Türklerin ve Rumların eşit haklara sahip bir şekilde yaşaması için yapılan çağrıların çoğu bugüne kadar yanıtsız kaldı.
Bölgeyle ilgili çıkar hesapları yapan devletler, buna bağlı olarak kimi zaman Türkiye kimi zaman Yunanistan’a destek vererek sorunun devam etmesinde ve daha da karmaşık hale gelmesine neden oluyorlar. Bu durumdaki Güney Kıbrıs’ın Avrupa Birliği üyesi yapılması ise sorunu daha çetrefil hale getirmiş görünüyor.
Bunda Almanya başta olmak üzere bir bütün olarak AB’nin sorumluluğu oldukça fazla. Bu yüzden de Merkel’in “Bölünmüş bir Kıbrıs istemiyoruz” şeklindeki yaklaşımı, geçmişte yapılan hatalar üzerinden sürdürülen politikanın devamı niteliğinde.
Ama bu konuda Türkiye tarafı da geleneksel politikasını değiştirerek, Türkler ve Rumlar’ın eşit haklar temelinde bir arada yaşaması konusunda gerekli adımları atmaya yanaşmıyor. Atmadığı bu adımların mazeretini ise, Annan Planı’nı olarak bilinen planın Rum tarafı tarafından bir referandumla reddedilmesine dayandırıyor.

NATO VE AB İLİŞKİSİ
Ne var ki, Merkel’in Kıbrıs sorunun çözümüne dair söyledikleri sözler, ardından yapılan tartışmalara bakıldığında iki tarafın da sorunun çözümüne yardımcı olmaktan ziyade gerilimin artmasına, kutuplaşmanın derinleşmesine hizmet ettiği görülüyor.
Bu yüzden de Merkel’in Kıbrıs sorunun gündeme getirmesi daha çok Türkiye’ye verilen bir mesajı içermektedir. Uzun bir süredir Kıbrıs sorunu ve AB ile ilişkileri gerekçe gösteren Türkiye, NATO’nun alt yapısının AB ordusu tarafından kullanılmasına itiraz ediyor.
Bu tutumdan rahatsız olan Almanya’nın Kıbrıs sorunu gündeme getirerek, bölünmüşlüğüne son verilmesini istemesi, ince çıkar hesaplarından başka bir şey değildir.
Keza, Almanya aynı şekilde Kıbrıs ile ilişkilerini güçlendirerek, adadaki doğalgaz rezervlerini işletmeye aday olduğu mesajını da verdi. Basında yer alan haberlere göre bölgede doğalgaz çıkarma işlemleri için Alman tekellerinin şimdiden harekete geçtiği ifade ediliyor.
Türkiye ise, Erdoğan’ın tutumu şahsında, yıllardır izlediği ve ada halkının ihtiyaç ve özlemlerine cevap veren değil milliyetçiliği kaşımak için ve Kıbrıs’ı bir koz olarak kullanma biçimindeki geleneksel politikaya devam edeceği mesajı veriyor. (YH)