Düsseldorf Havaalanı: İşçiler mücadeleye devam ediyor

Christian Frings

Düsseldorf Havaalanı’nda Air Berlin ve diğer havayolu şirketlerinin uçaklarını temizleyen Klüh temizlik işçileri son yıllarda verdikleri mücadele ile birçok talebini kabul ettirdi. İşçiler, çalışma koşullarının düzeltilmesi, vardiya sürelerinin düzenlenmesi ve ek prim ödenmesi gibi talepleri elde ettiler.
Oysa Klüh patronları rüşvet ve baskı ile sonuç alamayınca işletmenin 21Aralık  tarihinde kapatılacağı duyurmuşlardı. Sosyal planın nasıl düzenleneceği üzerine tartışmalar sürerken Klüh’ün aslında bu işten vazgeçmeyeceği ortaya çıktı. Patronun işletmeyi kendi kurduğu DLG adındaki bir taşerona devretmeyi, bu yolla İşyeri İşçi Temsilciliği’nden ve mücadeleci işçilerden kurtulmayı planladığı ortaya çıktı.
IG BAU Sendikası sosyal sözleşmeler uğruna greve çıkmayı reddettiği için işçi temsilciliği bu oyunu bozacak araçlardan yoksun bırakıldı. Sonuç olarak DLG’nin hangi işçiyi çalıştıracağına, hangisini işten atacağına kendisinin karar vermesini öngören bir sosyal plana onay vermek zorunda kaldı.
Doğal olarak işçi temsilciliğine seçilmiş bir tek işçi bile taşeron tarafından işe alınmadı. Ayrıca sayıları 80’i bulan sözleşmeli işçilerden sadece yarısı işe alındı.
Bunun bir başka nedeni daha var: Klüh ve DLG, işin devir yoluyla bir başka işletmeye devredildiği izleniminin ortaya çıkmasından kaçınıyor. 1972 yılında yasalara özel bir madde eklenerek, ana şirketlerin işletmeleri kendi kurdukları bir taşerona devretmesi ve bu yolla işçi temsilciliklerinden kurtulması engellenmişti. Sözkonusu yasaya göre firma devirlerinde çalışanların sözleşmesi devam etmek, işçi temsilciliği de korunmak durumundaydı. İşe alınmayan Klüh işçileri şimdi bu yasanın uygulanmasını ısrarla talep ediyor. 29 işçi Düsseldorf İş Makemesi’nde bu taleple dava açtı.
Bir işletmenin bir başka firmaya devri konusu yasa metninde ayrıntısıyla tanımlanmamış durumda. Ama bazı mahkemeler, çalışanların en az yüzde 75-80’inin de üstlenilmesi durumunda işletme devrinin sözkonusu olduğuna karar verdiler. DLG bu nedenle çalışanların daha küçük bir bölümünü devralmayı yeğledi. Şimdi mahkemede işletme devrinin sözkonusu olmadığını iddia edebilecek. Oysa önceki işletmenin kapatılmış olduğu iddiası kocaman bir yalandı. Çünkü bu yolla işyerleri daha ucuza kiralık işçilerin çalıştırıldığı işe dönüştürülerek rahat vermeyen işçi temsilciliğinden de kurtulmuş oldu. Geçtiğimiz yıl, Çalışma Bakanı von der Leyen gibi politikacılar da devreye girip “bu kadarı da fazla” dediği için manşetlere çıkan Schlecker mağazalar zinciri örneğindeki yöntemler devreye kondu. Klüh örneği ise, bu yöntemlerin artık her yerde kullanıldığını gösteriyor.
Bu nedenle Klüh işçilerinin bir kısmının mücadeleyi sürdürmesi ve mahkemeye başvurarak bu girşimleri durdurmaya çalışması son derece önemli. Onların bu mücadelesi başkalarına da örnek olacak ve bu yüzden destek ve dayanışmaya ihtiyaçları var. Bundan sonraki duruşmalar 21 Ocak tarihinde, saat 9.30’da Düsseldorf İş Mahkemesi’nde gerçekleşecek.