Babaların oyunu

Hüseyin Deniz

Türkiye kökenli nüfusun yoğunluğuyla dikkat çeken Kreuzberg, Doğu ve Batı Almanya’yı ikiye bölen sınır bölgesinde kurulu bir semt. Aynı zamanda uzun yıllar Almanların ağırlıklı olarak oturmak istemediği; “ötekileştirilmiş” bir bölge. Almanya birleşince, sınırdaki Kreuzberg bir anda Berlin’in merkez noktası olmuş. Ama geçmişten bu yana biriken sorunlar bugün de devam ediyor…

İşsizlik oranının yüksek olduğu Kreuzberg’in sıkıntılarından biri de uyuşturucu satışının yaygınlığı. Semtte açıktan yapılan uyuşturucu satışına karşı Kreuzbergli anneler, çocukları için tehlikeli olan bu duruma dikkat çekmek ve önlem alınmasını sağlamak için birçok kez eylem yapmışlardı.

Bu kez ise babalar uyarıyor. Türk, Arap ve Kürt erkeklerin yer aldığı bir inisiyatif olan “Babalar Grubu”, Kreuzberg’de yerden mantar gibi biten oyun salonlarını, bahis yerlerini, “casino”ları gündeme taşıdı.

Babalar Grubu, 26 Ocak günü, Berlin Milletvekili Canan Bayram (Yeşiller) ve Daniel Bucholz’un (SPD) katıldığı, yazılı ve görsel medyanın da büyük ilgi gösterdiği bir basın toplantısı düzenledi.

“Babalar Grubu” adına açıklamayı yapan Kazım Erdoğan’ın verdiği bilgilere göre, Berlin’de şans oyunları oynatan yerlerin sayısı son 5 yıl içinde, 5 binden 12 bine çıktı. Bunlar ağırlıklı olarak Kreuzberg bölgesinde, Alman kökenli olmayanların yaşadığı yerlerde. Bu rakama kahvehaneden dönerciye kadar yaygınlaşan bahis büroları da eklendiğinde tablo daha da büyüyor.

Erdoğan, Almanya devlet kayıtlarına göre, bugün 300 bin kişinin oyun bağımlısı olduğuna dikkat çekerek, bunun yüzde 40’ını göçmenlerin oluşturduğuna vurgu yaptı. Göçmenlerin Almanya nüfusu içindeki oranı düşünüldüğünde oldukça yüksek bir rakam. Erdoğan, oyun bağımlılığının, toplumsal bir hastalığa dönüştüğüne işaret ederek, “yetişkinlerle başlayan bu hastalık çocuklarımıza da sıçramıştır. 12-15 yaşlarındaki çocuklarımızın da şans oyunları oynamasına göz yumulmaktadır” derken ortada ciddi bir denetimsizliğin bulunduğuna da dikkat çekti. Babalar Grubu’nun verdiği bilgiye göre, şans oyunlarına olan bağımlılık, aile hayatlarını da olumsuz etkiliyor: Şans oyununda kaybedilen paraların getirdiği stres, hırs, parasızlık ve borçlanma gibi sorunlar aile içi şiddete, maddi iflas ve kişisel bunalımlara yol açmakta.

Toplantıda konuşan Babalar Grubu üyesi iki kişi, bu bağımlılığın yarattığı sorunları, kendi yaşamlarından örnekler vererek izah etmeye çalıştı. Bunlardan biri Barış. Önceleri vakit geçirmek için gitmeye başladığı oyun salonlarında bir süre sonra aldığı maaşı kaybeder olmuş. Bu rakam 6 yıl içinde yaklaşık 60 bin Euro. Sonra boşanma noktasına gelmiş. 1,5 yıldır oynamıyor. Eşinin ve Babalar Grubu’nun yardımıyla bu bağımlılığa direniyor. Ama tam olarak bitti mi? Cevabını Barış veriyor: “Hala önlerinden geçerken şöyle bir kez şansımı denesem diye aklımdan geçmiyor değilim” diyor.

Peki ne isteniyor? Babalar Grubu, oyun salonlarının kapatılmayacağını, ortadan kaldırılmayacağının farkında. Ama istedikleri devletin de büyük oranda vergi aldığı bu yerlerde denetim yapılması. Çocukların buraya girişlerinin engellenmesi. Şans oyunu mekanlarının azaltılması, mümkünse şehir dışına çıkartılması. Okullarda ve sosyal kurumlarda, oyun bağımlılığına karşı uzmanların yardımıyla gençlerin bilgilendirilmesi; iş, eğitim, kültür alanında onlara imkanlar sunulması.

Toplantıda konuşan, her iki milletvekili ise sorunu parlamentoya taşıyacaklarına söz verdiler.  Şimdi gözler mecliste. Seçimlerin arifesinde gündeme getirilen bu konunun ne kadar sahiplenileceğini ise hep beraber göreceğiz.

Babalar Grubu

Babalar Grubu; Türk, Kürt, Arap kökenli yaklaşık 50-60 erkekten oluşan bir inisiyatif. Kimi emekli olmak üzere kimi genç. Kimisi burada doğmamış ama artık buralı olmuş, kimi burada doğmuş ama bir türlü buralı olmamış. Kimi başından beri içinde, kimi daha çok yeni. Kimi işçi, kimi doktor, kimi eğitmen, kimi esnaf, kimi işçi….

Kapıyı açan ise yıllarını Almanya’da  öğretmenlik yaparak geçirmiş olan Kazım Erdoğan. Okulda Alman kökenli olmayan çocuklarla daha çok annelerinin ilgilenmesi, babaların hep uzak durması, eğitimci olduğu süreçte ailelerin yaşadıkları sorunlara dair gelen bilgiler ve şikayetler, yine kamuoyunda Türkiyeli erkeklere ilişkin yaratılan olumsuz hava Erdoğan’ı böyle bir oluşuma gitmeye sevk etmiş.

Babalar Grubu’nun kuruluşu 4 yıl önce başlıyor. Erdoğan, böyle bir projeyi oluştururken, “Deyim yerindeyse kahve kahve dolaşıp herkese bunu anlattım, ilgilenmeleri için” diyerek çalışmalarını değerlendiriyor.

Sonunda 2-3 kişiyle başlanmış, bugün 50-60 kişiler. Her hafta toplanıyorlar. Amaç yakınlardaki sıkıntılara, sorunlara, dertlere çözüm arayışında ortak olmak yapmak. Öyle büyük hedefler yok. Ama hayata dair pratik müdahaleler yapma arzuları çok.