Halkın çıkarları için güçlü bir sola ihtiyaç var

8 ve 9 Ocak günleri yapılan Sol Parti Kongresi’nde 20 Şubat’ta Hamburg Eyaleti’nde yapılacak eyalet meclisi seçimleri için milletvekili aday listesi belirlendi. 6. sıradan milletvekili adayı seçilen Hamburg Eyalet Milletvekili Mehmet Yıldız ile Sol Partiyi, seçimleri ve seçim sonrası dönemi konuştuk.

Sol Parti kongresinde yeniden Hamburg Eyalet Meclisi milletvekili adayı seçildiniz. Bu konuda neler söyleyeceksiniz?
Son üç yıllık süre içinde Hamburg Eyalet Meclisi’nde önemli çalışmalar gerçekleştirdik. Ge-rek parlamentoda gerekse üyesi olduğum komisyonlarda tüm emekçilerin, dar gelirlilerin, yoksulların, göçmenlerin ve mültecilerin sorunlarını gündeme getirdim ve çözüm önerileri geliştirdim. Bunların bir kısmını diğer partiler de sahiplendi. Örneğin bizim (Sol Parti) refe-randum sürecindeki ısrarcı tutumumuz sonucu okullardaki kitap ücretleri kaldırıldı. Sosyal adaletsizliğin artmasına ve demokratik kurum ve yapıların tahrip edilmesine karşı Ham-burg’da güçlü bir solu zorunlu kıldığını düşünüyorum. Sol Parti ne kadar güçlü olursa, ayrım-cı, sosyal hakları kısıtlayıcı ve dışlayıcı politikalara dur deme şansımız da o kadar güçlü ola-caktır. Buna katkıda bulunmak için yeniden adayım.
Neden Billstedt, Wilhelmsburg ve Finkenwerder semtlerini içeren Hamburg-Mitte ilçesi 2. seçim bölgesinden aday olmak istediniz?
Bu semtleri yakından tanıyor ve temel sorunları çok iyi biliyorum. Bunlar işsizlik oranının yüksek olduğu, çok sayıda yoksulun ve göçmenin yaşadığı semtlerdir. Önümüzdeki dönemde de bu sorunları eyalet meclisine taşıyacak, çözümü yönünde çalışacağım.
Bir noktanın altını çizmek istiyorum: Bir taraftan ekonomik kriz var gerekçesiyle sosyal hak-lar kısıtlanır, bu semtler adeta kaderlerine terk edilirken, diğer taraftan Elbfilarmoni ve U-4 gibi sözüm ona prestijli projelere milyarlar akıtılmakta, halkın vergileri HSH Nordbank gibi yanlış yönetim nedeniyle zor durumda olan bir bankayı kurtarmak için çarçur edilmektedir. Bu politikalara dur diyebilmek için Sol Parti’nin mümkün olduğunca güçlü bir biçimde Ham-burg Eyalet Meclisi’nde temsil edilmesi, bu bölgelerdeki halkın harekete geçirilmesi ve kendi sorunlarına sahip çıkması teşvik edilmelidir.
Seçimlerden sonra neler olacak?
Üç yılda CDU ve GAL birlikteliği eğitimden ulaşıma, kültürden göç politikalarına hiçbir iyi-leştirme gerçekleştiremediği gibi, bazı konularda mevcut durumun daha da kötüleşmesi sonu-cunu doğurmuştur. Şu an SPD önde görünüyor ve muhtemelen Hamburg Eyalet Meclisi’nde Yeşillerle birlikte çoğunluğu ele geçirecek. SPD’nin ve Olaf Scholz’un geçmişteki “perfor-manslarına” bakarsak, seçimlerden sonra ciddi bir politika değişikliğinden çok, sadece bir hükümet değişikliği gerçekleşecek. Sol Parti seçimlerden güçlü bir biçimde, oylarını ciddi oranda artırarak çıkarsa yeni kurulacak eyalet hükümetini bu konuda baskı altına alabilir, bazı olumlu değişiklikler yapmaya zorlayabiliriz.

Sol Parti’nin seçimlerde şansını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bizi bekleyen antidemokratik politikaların ve sosyal kısıtlamaların boşa çıkarılabilmesi için mecliste güçlü bir sol muhalefete ihtiyaç olacak. Hamburglular bunun bilincinde; dolayısıyla seçimlerden oylarımızı artırarak çıkacağımızı düşünüyorum. Biz Sol Parti olarak geçmişte olduğu gibi seçim sonrasında da mecliste emekçilerin, yoksulların, göçmen ve mültecilerin haklarını savunmakla, taleplerini dile getirmekle kalmayacağız, parlamento dışındaki muhale-fetle, sivil toplum örgütleriyle, sendikalarla, meslek odalarıyla, halk inisiyatifleriyle, kısacası sokakla sıkı bir ilişki içinde olacağız.
Eyalet Senatosunun son üç yıldaki politikasının mevcut durumu daha da kötüleştirdiğini söylediniz. Biraz açar mısınız?
Evet, son üç yılda kentimizin işsizlik, yoksulluk, eğitim ve kreş gibi acil sorunlarında ciddi bir ilerleme gerçekleşmediğini görüyoruz. Bütçe açığını kapatma ve ekonomik krizden çıkma gibi gerekçelerle birçok kısıtlamalar gerçekleştirildi. Örneğin kreş ücretleri artırılmış, üç yaş üstü çocuklar için yemek parası getirilmiş ve “Familienpass” kaldırılmıştır. Ayrıca HVV oto-büs, metro, şehir trenleri ve aylık pasolar için zam kararı almıştır. Ayrıca son üç yılda işsizlik oranı yüzde 8’lerde seyretmiştir; bu da aşağı yukarı 80 bin işsize tekabül etmektedir. Ancak biliyoruz ki, gizli işsizleri de (iş bulamadıkları için meslek eğitimi yapanlar, işsizlik kurumu-nun kurslarına katılanlar, 1 Euro’luk işlerde çalışanlar vs.) hesaba katarsak bu sayı 100 binin üzerindedir. Yine 240 bin civarında insan sosyal yardım almaktadır. Kısacası yoksullukta her-hangi bir azalma olmamış, hatta yoksulların sayısı artmıştır. Unutmayalım ki yoksulların bü-yük bir kısmı çalışmaktadır; yani çalıştıkları halde geçimlerini temim edememekte ve sosyal yardımlardan yararlanmak durumunda kalmaktadırlar.

Eyalet Senatosunun son üç yıldaki politikası göçmen ve mültecilere nasıl yansıdı?
Göçmenlerin yerel seçimlere, referanduma katılamayışı, Alman vatandaşlığına geçişte karşı-laştıkları sorunlar hala mevcut. Hamburg Senatosu bu konularda, göstermelik birkaç proje dışında, herhangi bir adım atmış değil. Oysa Hamburg Senatosu, göçmenlere yerel seçim ve referandumlarda oy hakkı, Almanya’da doğup yaşayan gençlere uygulanan çifte vatandaşlık-tan birini tercih etme zorunluluğunun (Optionspflicht) kaldırılması ve Alman vatandaşlığına geçişin kolaylaştırılması gibi konuları Almanya Federal Konseyi’nde ya da İçişleri Bakanları Konferansı’nda (IMK) gündeme getirebilir, çözüm için adımlar atabilirdi, ancak yapmadı.
Ayrıca CDU GAL Hükümeti, programında, göçmen kökenli çocuklara daha erken yaşlarda Almanca öğrenebilsinler diye iki yaşından itibaren kreş hakkı tanımayı vaat etmişti. Bu da gerçekleşmedi. Bundan başka şimdiki Senatör Ahlhaus’un içişleri bakanı iken mültecilere karşı çok sert politikalar uygulamış olduğunu da hatırlatmak isterim. Onun döneminde sınırdışılar ve gözetim altındaki mülteciler arasında intiharlar ve intihar girişimleri artmıştır.
Kamplardaki mültecilerin durumları içler acısı. Özetle bir taraftan Hamburg “Dünyaya açılan kapı” olarak tanıtılırken, diğer yandan mültecilere tüm kapılar kapatılmakta, onur kırıcı dav-ranışlara maruz bırakılmaktadırlar. Bu duruma dur demek için yerel seçimler hayati bir önem taşımaktadır.

Partinizin temel talepleri nelerdir?
Sol Parti, Hamburg’da sürekli ikamet eden tüm göçmenlere yerel seçimlere katılma hakkını savunmaktadır.
Ayrıca mülteciler için başvuru sürecinde geçerli olan zorunlu ikametin kaldı-rılmasını, göçmen çocukları için iki yaşından itibaren kreş hakkını, mültecilerin sınır dışı e-dilmek üzere tutuklanmalarının (Abschiebehaft) derhal durdurulmasını ve göçmenlerin sınır dışı edilmemelerini savunuyoruz. Mültecilerin kamplarda değil normal konutlarda ikamet ettirilmesi de taleplerimiz arasındadır.

Son olarak söylemek istediğiniz bir şey var mı?
Tüm emekçileri, yoksulları, göçmenleri, sosyal adalet, eşitlik ve demokrasiden yana herkesi seçimlere katılmaya ve Sol Parti’yi desteklemeye davet ediyorum. Son üç yılda halktan ve emekten yana çok işler başardık, ancak daha yapılacak çok şey var.