Seçim perdesi Hamburg’da açılıyor

Bu yıl 7 eyalette yapılacak parlamento seçimlerinin ilk perdesi 20 Şubat’ta Hamburg’da açılıyor. Bir ay sonra ise Baden-Württemberg ve Rheinland-Pfalz eyaletlerinde sandık başına gidilecek.
Ülke tarihinde Hamburg’da eyalet düzeyinde üç yıl önce CDU ve Yeşiller (GAL) arasında  kurulan ilk “siyah-yeşil” koalisyon hükümeti, Kasım ayında Yeşiller’in çekilmesi üzerine dağılmıştı. 20 Şubat’ta yapılacak erken seçimler öncesinde yapılan kamuoyu anketlerine göre Yeşiller’in ortak olduğu bir model öne çıkıyor. Anketlerde SPD birinci parti görünüyor. Seçim sonrasında büyük bir olasılıkla SPD-Yeşiller koalisyonun kurulabileceği öngörülüyor. SPD’nin Başbakan adayı Olaf Scholz, geçmişte Hamburg İçişleri Bakanlığı yanı sıra SPD Genel Sekreterliği ve Federal Çalışma Bakanlığı yapmıştı. Scholz’un geçmişte yaptıklarına bakacak olursak seçimlerden sonra Hamburg’da ciddi bir politika değişikliği olmayacak.
CDU-GAL birlikteliği eğitimden ulaşıma, kültürden göç politikalarına kadar hiçbir ciddi  iyileştirme gerçekleştiremediği gibi, bazı konularda mevcut durumu daha da kötüleştirdi.
Hamburg’da son üç yıl içinde bütçe açığını kapatma ve ekonomik krizden çıkma adı altında birçok kısıtlama hayata geçirildi. Kreş ücretleri artırıldı, üç yaş üstü çocuklar için yemek parası alınmaya başlandı ve “Familienpass” kaldırıldı. Ayrıca HVV;  otobüs, metro, şehir trenleri ve aylık pasolara zam yapıldı.

TÜRKİYE KÖKENLİ ADAYLAR
Hamburg’daki seçimlerde SPD, Yeşiller ve Sol Parti listelerinde Türkiye kökenli adaylar da yer alıyor. Bir önceki seçimlerde Aygül Özkan’ı meclise gönderen CDU, bu kez Türkiye kökenli aday göstermedi. Hatırlanacağı gibi, Özkan daha sonra Aşağı Saksonya Eyaleti’nde Sosyal, Aile ve Uyum Bakanlığı’na getirilmişti. SPD’den seçilen Bülent Çiftlik hakkında açılan sahte evlilik davası nedeniyle vekilliği bırakmak zorunda kalmıştı. Yeşiller’den seçilen ve Meclis Başkan Yardımcısı olan Nebahat Güçlü de sağlık sorunları nedeniyle istifa etmek zorunda kalmıştı. Sol Parti’den seçilen DİDF üyesi Mehmet Yıldız ise görevini sonuna kadar başarıyla sürdürmüştü. Seçimler öncesinde Türkiye kökenli politikacıların çoğu partilerinin bu güne kadar izlemiş olduğu politikadan bağımsız olarak özellikle göçmenlerden oy istiyor. Ancak, seçimlerden sonra asıl belirleyici olanın parti politikası olduğu bugüne kadar defalarca görüldü.

ADAYLARIN SAVUNDUĞU POLİTİKAYA GÖRE OY VERİLMELİ
Yoğun bir seçim çalışması sürdüren Hamburg DİDF yaptığı açıklamada, adayların kökenine göre değil savunduğu görüşlere göre oy verilmesinin daha doğru olacağını ifade etti. Hamburg DİDF Yönetim Kurulu adına yapılan açıklamada; “Seçimlerde Türkiye kökenli  işçi ve emekçilere, adayların sadece Türk kökenli olduğu için oy vermeleri yönünde yapılan çağrıların doğru olmadığını düşünüyoruz. Zira bizce, Türkiye kökenli adaylara oy verilirken aday oldukları partilerin programına ve daha önce hükümette yada  muhalefetteyken bu partilerin ne yaptıklarına bakmak gerek” denildi. (YH)