Sınıfın İçinden/Erdoğan Kaya


24 Şubat’ta işyerlerinden alanlara…

DGB’ye (Alman Sendikalar Birliği) bağlı sendikalar, 24 Şubat’ta, kiralık işçiliğe karşı „güvenceli iş ve eşit işe eşit ücret“ talebiyle Almanya genelinde eylemler yapacaklar. DGB Başkanı Sommer bu eylemlerle „ Alman İşçi Toplumu’nun tepki ve taleplerini, gerek işverenler ve gerekse hükümetin gözlerinin önüne sermek“ istediklerini söylüyor. IG Metall eylem için yayınladığı bildiride „iş saatlerinin sınırsız – esnekleştirilmesini kabul etmeyeceğini“ belirtiyor…

Sendikaların kiralık işçiliğe karşı bir eylem yapmak istemeleri elbette önemli. Çünkü hiçbir güvencesi olmadan çalışan, ne zaman kapının önüne konulacaklarını bilemeyen yüzbinlerce işçi var. Bir çok sektörde, örneğin, sağlık sektöründe kiralık işçi sayısında ciddi artış yaşanıyor. Kliniklerde çalışanların yarısı kiralık işçi. Benzeri gelişme diğer hizmet sektörlerinde de yaşanıyor. İşverenler kiralık işçiliği sınıfın ana gövdesini disipline etmek, gerek ücret ve gerekse çalışma koşullarının kötüleştirilmesi için kullanıldı ve hala kullanıyorlar. İşçiler bu yöntemle „ellerindekine razı olma“ hatta „ellerinde olanı da vermeye“ zorlanıyor.

1 Mayıs 2011’de ne olacak?

1 Mayıs 2011’den itibaren bazı Doğu Avrupa ülkeleri ve eski Sovyet Cumhuriyetleri ülkeleri (Estonya, Letonya, Lituanya, Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Slovenya, Macaristan, Malta und Kıbrıs) vatandaşları için serbest dolaşım hakkı doğuyor. Yani bu on ülke vatandaşları da, AB sınırları içinde, serbest dolaşım ve çalışma hakkına sahip oluyorlar. Bazı çecreler, bunların başında sendikalar geliyor, bu durumun AB içinde belli sorunlar yaratacağını söylüyorlar. Özellikle Almanya, Fransa, gibi AB’nin ekonomik olarak güçlü ülkelerine bir akının olacağı tahin ediliyor. Bu ülkelerden gelecek işgücünün yine kiralık işçilik sektörüyle devreye sokulması ihtimali çok yüksek. Bu durum belli kurumları ki – sendikalar bunların başında geliyor – sıkıntıya sokuyor. Çünkü işçiler arasında zaten var olan rekabet daha da körüklenecek. Sermaye sınıfı, işçiler arasındaki rekabeti kızıştırmak için bu durumu istismar edecek. Kiralık işçilik sadece ücretleri düşürmek ve çalışma koşullarını kötüleştirmek için devreye sokulmuyor, aynı zamanda mücadeleyi kırmak için yani grev kırıcısı olarak da kullanılıyorlar.

Yeni işyerleri açılıyor yalanı…

Sendika genel merkezlerinin kaygıları yersiz değil. Çünkü krizi atlattık, artık refaha çıktık, yeni işyerleri açılıyor, işsizlik düşüyor propagandaları eşliğinde sermaye sınıfı emekçileri aldatma çalışıyor. Asıl yaratılanın güvencesiz işyerleri olduğu gerçeğini gizlemeye çalışıyor. 2010’nun Eylül’ün sendikaların yaptığı bir araştırmaya göre yeni işe alınanların yüzde 43’ü kiralık işçi statüsünde. Geri kalan yüzde 42 süreli sözleşmeyle işe alınmış, sadece yüzde 15’i daimi işçi (sosyal güvenceli işçi) olarak işe alınmış bulunuyor.

Eylemlere güçlü katılım, sermayenin planlarını bozabilir!

24 Şubat’ta yapılacak eyleme güçlü ve etkili katılım sermayenin planlarını bozabilir. IG Metall eylemleri iş saatlerinde yapacağını belirtiyor. Sendika merkezinin bu planı hayata geçirip geçirmeyeceğinden bağımsız olarak, işyerlerinde çalışmaları hızlandırmak, eylemlerin etkili olması için katılımı güçlü kılacak bir çalışmaya girmek gerekiyor. Ancak, bu başarıldığında eylemlerin yasak savma eylemleri olarak kalmasının önüne geçilebilir.

Bu yüzden, „eşit işe eşit ücret“, „yasal asgari ücret“, „kiralık işçilik yasaklansın“ vb taleplerle 24 Şubat eylemlerine katılmamız güç vermemiz gerekiyor!