AB, yeni strateji arayışında

Avrupa Birliği (AB), Tunus ve Mısır başta olmak üzere Kuzey Afrika ve Ortadoğu ülkelerinde başlayan halk isyanlarında mevcut diktatörlüklerin çürüdüğünü görünce, bölge üzerinde egemenliğini sürdürmek için yeni dayanaklar arayışına girdi.

Brüksel’de biraraya gelen (31 Ocak) 27 AB üyesi ülkenin dışişleri bakanları, Tunus ve Mısır’daki gelişmeleri mercek altına alarak, yıllardır destek verdiği Abidin Zeynel bin Ali ve Hüsnü Mübarek ile araya mesafe koydu ve muhalefet güçlerine destek verdiğini duyurdu.

AB Dışişleri Bakanları Konferansı’nda günlerdir protestoların sürdüğü Mısır’da 30 yıldan beri işbaşında olan Hüsnü Mübarek’e doğrudan istifa çağrısı yerine, muhalefet güçleriyle diyalog kurması önerildi. Böylece, AB son ana kadar sırtını tam olarak Mübarek’e dönmeyecek. Ancak, onu kovmaya çalışan halka da sıcak mesaj göndermeyi tercih etti.

Konferans sonrasında basına bir açıklama yapan AB Dışişleri Bakanı Catherine Ashton, Mübarek’in hiç zaman kaybetmeden muhalefet güçleriyle biraraya gelerek demokratik ve serbest seçimlerin önünü açması gerektiğini söyledi.

Almanya Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ise yaptığı açıklamada, Mübarek’e, AB’nin ilan ettiği temel hak ve özgürlükleri baz alma çağrısında bulundu.

Ancak buna rağmen AB üyesi ülkelerin önemli bir bölümü doğrudan Mübarek’in istifasının istenmesine karşı çıktı.

AB SUÇUNU KABUL ETMİYOR

Halk ayaklanması sonucunda devrilen bin Ali ve düştü düşecek noktasına gelen Mübarek’e yıllardır tam destek veren, ekonomik ve askeri işbirliği içinde olan, demokratik hak ve özgürlüklerin budanması karşısında sesini çıkarmayan AB, ortaya çıkan yeni durum karşısında değişim talep edenlere sıcak mesajlar verirken, kendi suçunu ise kabul etmeye yanaşmıyor.

AB’nin Magrip ve Ortadoğu ülkelerinin diktatörlerine verdiği destek konusunda ‘özeleştiri’ yapılıp yapılmayacağı yönündeki bir soruyu yanıtlayan Almanya Dışişleri Bakanı Westerwelle, “Önemli olan önümüze bakmaktır, arkamıza değil” diyerek, bir özeleştiri yapmaya açık olmadıklarını gösterdi. Benzer bir tutum diğer AB ülkeleri için de geçerli.

Ancak, yıllardan beri Magrip ve Ortadoğu ülkelerinde izlenen politikalarda ABD ve AB’nin önemli rolü bulunuyor.

ESKİ REJİMLERE YENİ HESAPLAR

Almanya, Fransa, İngiltere gibi güçler bölgede yaşanan gelişmeler üzerine hızla, bölgede kontrolü nasıl elde tutarız hesabı yapmaya giriştiler.

Almanya’da hükümet partisi CDU’nun Dışpolitika Uzmanı Ruprecht Polenz, “İslamcı tehlikeye karşı yeni bir strateji”ye ihtiyaç duyduklarını ifade ediyor ve bu stratejinin bildiğimiz “demokrasi ve insan hakları” ekseninde olmasını öneriyor.

Muhafazakar Frankfurter Allgemeine Zeitung, AB’yi uyararak, birkaç basın açıklamasıyla Tunus’ta inisiyatifin ele alınamayacağını, daha aktif bir politikaya gerek duyulduğunu yazıyor.

Alman Tekeller için karlı Pazar

AB’nin Magrip ve Ortadoğu’daki diktatörlüklere destek vermesinin arkasında elbette büyük tekellerin bu ülkelerdeki ekonomik ve siyasi çıkarları bulunuyor. Almanya’nın Tunus politikasına yönelik zaman zaman insan hakları örgütleri tarafından yapılan eleştirilere, yanıt olarak bin Ali, “yumuşak diktatör” olarak nitelendiriliyordu. Tunus’taki halk ayaklanmasından kısa bir süre önce Angela Merkel’in genel başkanlığını yaptığı CDU’ya yakınlığı ile bilinen Konrad Adenauer Vaktıgı tarafından yapılan bir değerlendirmede, bin Ali “mükemmel ortak” olarak nitelendirilmişti.

Fransa ve ABD’den sonra Tunus’un üçüncü büyük ticari partneri olan Almanya’dan bir çok tekel bu ülkede yaptığı işlerde büyük paralar kazandı. Almanya’nın yaptığı ihracatta Magrip ülkeleri arasında Tunus birinci sırada yer alıyor. Halen 250 Alman firması Tunus’ta faaliyet yürütüyor. Bunların en önemlisi 12 bin kişinin çalıştığı araba montaj fabrikası Leoni geliyor. Alman tekellerinin Tunuslu işçilere verdiği ücretler ise uluslararası standartların oldukça geri sıralarda yer alıyor.

Tunus’un Almanya ile girdiği ticari ilişkilerin benzeri bütün AB için de geçerli. 1995 yılında AB ile yapılan işbirliği anlaşmasından sonra Tunus, ilk Kuzey Afrika ülkesi olarak 2008’de AB’nin serbest bölgesine dahil edildi. İkinci aşama olarak gümrük birliğine geçiş ilan edildi.