Bu operasyon sürecek!


İHSAN ÇARALAN

Çok biliniyor ama “Günün mana ve ehemmiyetine pek uygun” olduğu için yinelemekte bir sakınca yok.
İspanya’da, Franko rejiminin azgın günlerinde; bir maçta kaleye atılan şutun gol olup olmadığı konusunda hakemler ve seyirci; “Gol diyenler ve değil diyenler” olarak bölünür. Tartışma büyür, taraflar çatıştı, çatışacak noktasına gelir.
Sonunda birinin aklına gelir: “Yahu gidip Franko’ya soralım. O her şeyi bilir!” der.
Neyse bir heyet oluşturulup Franko’nun huzuruna çıkılır; durum anlatılır.
“Aman sevgili Kudillo (lider); millet çatıştı çatışacak; kaleye giden top gol mü değil mi; doğrusunu ancak sen bilirsin?” derler.
Franko, hiç düşünmeden sorar: “Peki, çoğunluk ne diyor?”
Heyet; “Çoğunluk gol diyor” yanıtını verir.
Franko gayet emin; “O zaman gol değildir!” der.
Bu aslında demokratik yönetimlerle despotik, zorba yönetimler arasında, bu yönetimlerin halkın istekleri karşısındaki tutumunu anlatan çok güzel bir hikayedir!
Bugün yeniden bu köşeye girmesin nedeni de, okuyucularımızın anlamış olacağı gibi, AKP Hükümetinin KKTC’ye atadığı yeni büyükelçi ile girilen yoldur.
Günlerdir basında, TV’lerde izliyoruz. Kıbrıslılar, nihayet Türkiye’nin adayı “lağımı” gibi kullanmasına isyan etmiştir. Şimdi halk, “Biz artık Türkiye’nin iç ve dış politikasının malzemesi olmak istemiyoruz; biz Kıbrıslılar olarak kendi kaderimize sahip çıkmak istiyoruz” diyor.
Ve tabii Türkiye’nin hükümeti, Kıbrıs’ı doğal ve tarihsel olarak kendine bahşedilmiş bir sömürge toprağı olarak gördüğü için, “Ben burada her istediğimi yaparım, sen de ses çıkaramazsın; çıkarırsan nankör olursun besleme!” demektedir. Üstelik de başbakan ve adamları bunu demeyi kendilerinin hakkı olarak görmektedir.
Ancak Başbakan ve AKP Hükümeti, afra tafrayla Kıbrıs halkını ve hatta Kıbrıs Hükümetini hizaya getiremeyeceğini anlayınca, kendi hamlesini yaptı. Bir yandan adadaki eski iş birlikçilerinden hâlâ o noktada kalanlarla ilişkisini yenilerken, Türkiye’nin KKTC Büyükelçisini de değiştirerek “operasyonu” başlattı.
Atanan büyükelçinin kim olduğu “operasyonun” yönü ve amacı hakkında çok açık fikir verici!
Ada’da halkın şikayet ettiği “Kemer sıkma politikalarının mimarı” ve “Türkiye’nin yardım heyetinin başkanı” olan ve diplomat olmayan kişiyi Ada’ya yeni büyükelçi olarak atadı. Yani AKP Hükümeti, en başta da Erdoğan-Çiçek ikilisi, ada halkının uygulamasından şikayet ettiği ve Kıbrıs’ta işlerin bu noktaya gelmesinden sorumlu tuttuğu kişiyi; Halil İbrahim Akça’yı Türkiye’nin KKTC büyükelçisi yaptı!
Yani Türkiye, KKTC halkının şikayetlerini dikkate almak ve politikalarını gözden geçirip kabul edilir bir noktaya getirmek yerine, halkın en istemediği kişiyi büyükelçi atayarak, “Halk ne diyorsa tersinin doğru olduğunu ilke edinmiş” Franko’nun yaptığının aynısını yapmıştır! Yani halkın, “Bize sömürge muamelesi yapılmasın!” talebi karşısında AKP Hükümeti, KKTC halkının karşısına “Eli kamçılı bir sömürge yönetimiyle” çıkmaya karar vermiştir.
Dahası girişimlerin burada kalmayacağını anlamak için hiç de derin analizlere gerek yoktur. Tersine Türkiye’nin Ada’daki hükümeti ve cumhurbaşkanını değiştirmek için yeni manevralara girişileceğinden şüphe edilemez.
AKP Hükümetinin propaganda anlamında “Kıbrıs’ın birliği” üstüne söylediklerini bir yana bırakırsak, AKP’nin Kıbrıs konusundaki tutumu MHP ve CHP’den farklı değildir; sadece Ada’nın iç politikasında oynayarak Kıbrıs’ta kendine yandaş güçler bulmak istemiştir. Ve şimdi aslına rücu edince (dönünce) adadaki eski müttefikleriyle de çatışmak durumunda kalmıştır. Dahası Rauf Denktaş’la kol kola girerek asıl rengini belli etmiştir.
Toplam açısından bakıldığında şunu söyleyebiliriz ki; Türkiye’de her köşede darbeci görüp kendisini de darbe karşıtı bir mağdur, bir kahraman ilan eden AKP Hükümeti, KKTC’de cumhurbaşkanı ve hükümeti düşürmek için kolları sıvamıştır.
Gerek atanan yeni Lefkoşe Büyükelçisi Akça, gerekse Başbakan Erdoğan ve Devlet Bakanı Çiçek’in söylemi, KKTC’de bir operasyona başlandığını işaret etmektedir.
Elbette bu bir başlangıçtır. Ama operasyonun mahiyeti hakkında da çok şey söyleyen bir başlangıç!

Evrensel, 12 Şubat 2011