Dresden, Nazilere geçit vermiyor

Avrupa çapında Neonazi örgütlerin son bir kaç yıldır gövde gösterisi yapmak istediği Dresden’de halkın ve antifaşist örgütlerin güçlü tepkisi, ortalığın boş olmadığını bir kez daha gösterdi.

13-15 Şubat 1945’te Batılı ülkelerin, artık sonu yaklaştığı görülen Hitler faşizmini dize getirme adına Dresden kentini bombalayarak 25 bini aşkın insanı öldürmesini, kendi insanlık düşmanı görüşlerini yaymak için kullanmaya çalışan ırkçı örgütlere karşı önceki yıllarda olduğu gibi bu yıl da büyük gösteriler yapıldı.

Bombalamanın yıldönümü olan 13 Şubat’ta kent merkezinde bir araya gelen binlerce insan, Neonazilerin tarih çarpıtıcılığı yaparak, halk arasında nefreti körüklemelerine izin vermeyecekleri mesajı verdiler. Nazileri engellemek için kurulan barikata katılanlar arasında Jena Belediye Başkanı Albrecht Schöter de yer aldı. Hafta sonu görevinden izin alan Schröter, bir vatandaş olarak Nazilere karşı barikat kurma hakkını kullandığını ifade etti. İki otobüs kiralayan belediye başkanı, Neonazilere karşı diğer belediye başkanlarından farklı olarak takındığı tutumu, “Benim için Nazilere karşı barikat kurmak bir yurttaşlık görevidir” şeklinde basına açıkladı.

Polisin antifaşist tepkiyi önleme çabaları ise sonuç vermedi. Gün boyunca 17 bin kişi eylemler düzenledi. Kent merkezinde sendikalar, partiler ve antifaşist örgütlerin çağrısıyla uzun bir insan zinciri oluşturuldu.

Muhafazakar CDU’nun yönetimde olduğu Dresden Belediyesi ise, sürekli antifaşist güçlerin eylemlerini sınırlamaya, engellemeye çalıştı. Özellikle kent dışından gelen antifaşistleri “yürüyüş turistleri” diye tanımlayarak, kent giriş çıkışlarını özellikle büyük eylemlerin yapılacağı 19 Şubat günü kontrol altında tutacağının mesajını verdi.

Antifaşist örgütler tarafından yapılan açıklamalarda, belediye yönetiminin tavrı kınanarak, Neonazilerin kentte gösteri yapmasına izin verilmemesi istendi.

Geçtiğimiz yıl, antifaşistler tarafından çıkarılan afişte ırkçı gösterinin engellenmesine yönelik çağrının yapıldığını gerekçe gösteren savcılık soruşturma başlatarak, afişleri toplatmıştı. Buna gerekçe olarak da, ‘izin verilen bir gösterinin zorla engellenemeyeceği’ni göstermişti.

Ancak antifaşist eylemleri suçlu gibi göstermeye yönelik bu hamle ters tepmiş, daha fazla insanın eylemlere katılmasına yol açmıştı.

19 ŞUBAT’TA BÜYÜK GÖSTERİ VAR

Bu yıl Dresden’de Neonazilere karşı en büyük eylem 19 Şubat günü yapılacak. Avrupa çapında ırkçı örgütlerin eylem yapacağını duyurması üzerine, Almanya genelinde antifaşist örgüt ve kurumlar da aynı gün eylem çağrısında bulunmuştu. Eylemden önce verilen bilgiye göre yaklaşık 20 bin antifaşistin kentte buluşması bekleniyor.

Polis, aynı gün kentte 3 bin 500 ırkçının eylem yapacağından hareket ediyor.

Kente giden antifaşistlerin sayısının fazla olmasından rahatsız olan polis, ırkçıları yürütmek için gerektiğinde antifaşistlerin hareket alanını sınırlayabileceklerini duyurdu. Alman Sendikalar Birliği (DGB) Saksonya temsilcilerinden Ralf Hron yaptığı açıklamada, polisin eylem öncesinde antifaşistlere yönelik tutumunu eleştirerek, “Bu eyalette birçok şey Almanya’nın pek çok eyaletinde olmadığı gibi işliyor. Belediye ırkçılara karşı yapılan eylemi desteklemediği gibi, yapılan eylemleri de engellemeye çalışıyor” dedi.

Ancak buna rağmen, 19 Şubat günü Dresden’in sokaklarında ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı ciddi bir protesto gerçekleşmesi bekleniyor. “Dresden’de Nazilere yer yok” inisiyatifi tarafından yapılan açıklamada, ülkenin pek çok kentinden otobüslerin, trenlerin yola çıkacağını belirtti. (YH)


Dresden nasıl bombalanmıştı?

İkinci Dünya Savaşı sırasında, 13-15 Şubat 1945 tarihleri arasında Batılı müttefik güçlere bağlı uçaklar tarafından bombalanan Dresden’de 25 bin dolayında insanın öldüğü tahmin ediliyor. 13 Şubat 1945′te gece saat 21.45′te başlayan ve değişik aralıklarla süren bombalama 15 Şubat’a kadar devam etti. Bombalanan yerlerin başında askeri binalar ve sanayi tesislerin bulunduğu bölgeler ile sivil yerleşim yerleri bulunuyordu.

Saldırı sona erdiğinde, Dresden tamamen yerle bir olmamıştı. Ancak, müttefiklerin kullandığı bombalar arasında fosfor bombası da bulunmaktaydı. Bu yüzden, Dresden şehri bombalanma sona erdikten sonra günlerce yandı ve tahrip oldu. 28 bin 410 binadan 24 bin 866’sı yok oldu. Ayrıca, insan zayiatı da inanılmazdı. 35 ila 150 bin arasında insanın öldüğü tahmin ediliyor. Dresden tarih Komisyonu’nun 5 yıl boyunca arşivlerde, mezarlıklarda ve resmi belgelerde yaptığı araştırmanın raporunu 2010 Mart ayında yayınladı. Raporda ölü sayısının 25 bin dolayında olduğu açıklandı.

Pek çok siyasetçi ve tarihçi, kentin bombalanmasının savaşın gidişatını etkilemeyen, gereksiz bir girişim olduğu değerlendirmelerinde bulundu. Çünkü, 27 Ocak 1945′te Dresden’e çok da uzak olmayan Auschwitz Toplama Kampı kurtarılmış, Doğu cephesinde Sovyet Ordusu faşist Hitler ordusunu püskürtmüştü. Bu tarihe kadar, Hitler faşizminin çökertilmesi için Batı cephesinde çok fazla iş yapmayan İngiliz ve ABD birlikleri, Sovyetlerin ilerleyişini görünce cengaver kesilip, kentleri kasabaları bombalamışlardı.
Bazı tarihçiler, Dresden’in bombalamasının asıl nedenin kentte bulunun ağır sanayi ve silah sanayisinin Sovyetlerin denetimine geçmesini engellemek olduğunu dile getiriyor. (YH)

Milletvekillerinden Türkiye kökenlilere çağrı

Federal Parlamento’daki üç ayrı partiden milletvekilleri, başta Almanya’da yaşayan Türkiye kökenli göçmenler olmak üzere bütün demokratları, Nazilerin 19 Şubat 2011 günü, Dresden’de yapacakları yürüyüşü protesto gösterisine katılmaya çağırdı.

Sol Parti Federal Meclis Grubu’ndan Sevim Dağdelen, SPD Meclis Grubu’ndan Aydan Özoğuz ve Birlik 90/Yeşiller Meclis Grubu’ndan Memet Kılıç, Federal Meclis’te düzenledikleri ortak basın toplantısıyla yürüyüşün amacı hakkında bilgi verdiler.

Nazilerin 2. Dünya Savaşı sırasında Dresden’in bombalanmasını gerekçe göstererek bu yürüyüşü geleneksel hale getirmeye çalıştıklarını ifade eden milletvekilleri, bunun tarihi çarpıtma çabası olduğunu belirttiler. Nazilerin bu çabalarına karşı geniş bir toplumsal muhalefet örgütlendiğini, Nazi yürüyüşünün geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da engellenmesi için sendikalardan gençlik örgütlerine dek geniş katılımlı bir güçbirliği sağlandığını belirten Dağdelen, Özoğuz ve Kılıç, “Biz, Nazilere, onların insanlık düşmanı ideolojisine, ırkçılığa ve ayrımcılığa karşı mücadelenin her demokratın görevi olduğuna inanıyoruz. Bu mücadeleyi işçilerin, emekçilerin, gençlerin ve kadınların etnik köken ve dini inanç farkı gözetmeden elele sürdürmeleri gerektiğini düşünüyoruz. Düşüncelerini yaymak için ırkçılığı kullanan Nazilere verilecek en anlamlı yanıt, bu birliktelik ve dayanışma duygularıyla onların Dresden’de yürümelerini engellemek olacaktır” görüşüne yer verdiler. (BERLİN)