Türk ya da Alman değil, kendim olmak istiyorum

Almanya’ya göçün 50. yılı dolayısıyla başladığımız şöyleşilere 3. kuşak gençler ile devam ediyoruz.

Lale, 1975 Hannover doğumlu. Germanistik ve Etnoloji öğrencisi

ve hasta bakıcısı olarak geçimini sağlıyor.

Neden Berlin’de okumayı tercih ettin?

Evden 18 yaşında ayrıldım, daha doğrusu kaçtım. Bir süre yalnız yaşadım. Ailemle görüşüyordum ama Düsseldorf  küçük geliyordu, hep büyük bir kente gitmek istiyordum. Berlin’i bir kez ziyaret etmiş ve çok sevmiştim. 20 yaşındayken üniversiteyi burada okumaya karar verdim ve geldim.

Okulun dışında zamanın nasıl geçiyor?

Bir grup kadın arkadaşla beraber, ücret almadan çalıştığım „Druckgemeinsachaft“ta geçiyor zamanım genellikle. Bir de geçinebilmek için hasta bakım içinde çalışıyorum. Bunun dışında kalan zamanım okumakla, arkadaşlarımla geçiyor. Fırsat buldukça etkinliklere gidiyorum.

Türkiye’yi tanıyor musun, ailenleyken sık sık gider miydiniz?

Evdeyken neredeyse her yıl giderdik. Ama 15 yaşındayken annem kanserden ölünce maddi durumumuz kötüleşti ve iki üç yılda bir gidebiliyorduk. Berlin’e geldikten sonra ise sadece bir kez gittim.

Tatilini Türkiye’de geçirmek istemiyor muydun?

Çocukluğumdan beri Türkiye’yi çok gördüğüm için başka yerleri merak ediyordum. Zamanım ve param olduğunda dünyanın değişik ülkelerine gittim, Güney Afrika, Karibik, Amsterdam. Bir de Türkçem iyi olmadığı için, Türkiye’ye gittiğimde oradakiler bana gülecek diye rahatsız oluyordum. Önceleri ailemle zorunlu olarak gittiğimden olsa gerek, Türkiye fazla çekici gelmiyordu. Ama en son 4 yıl önce tek başıma gidince aslında Türkiye’nin de tanımadığım yönleri olduğunu gördüm.

Türkiye deyince aklına ne geliyor?

Eskiden ailem ve oradaki akrabalarım akıma geliyordu. Ama okuyup duyduklarımdan sonra, orasını, ailemin geldiği yer olarak değil içinde değişik ulusların, kültürlerin yaşadığı bir ülke olarak görmeye başladım. Türkiye’yi asıl vatanım olarak göremiyorum, belki ikinci vatan diyebiliriz. Bir yakınlık hissediyorum ama daha fazla değil.

Türkçen neden o kadar iyi değil?

Bütün kardeşlerim de benim gibi Türkçe’yi iyi konuşamıyor. Babam eskiden hep „bir yıl sonra Türkiye’ye gideceğiz, iyi Türkçe konuşun“ derdi. Belki bilinçaltında bunu engellemek için, yani Türkiye’ye gitmemek için hep Almanca konuştuk! Oturduğumuz mahallede çok az Türk yaşıyordu, arkadaşlarımız hep Almandı. Bir de küçüklüğümüzde, Türk kültürünü çok konservatif, kapalı ve aşağı görüyorduk. Bu da etkilemiş olabilir.

Anne babanın tutucu olmaları ne gibi sorunlar çıkarıyordu?

Ne bileyim, kızlar bunu yapmaz, erkekler şöyle yapmaz diye sürekli bir sınır konuyordu. Almanlarla arkadaş olmayın, onlarla davete, eğlenceye gitmeyin vb.. derlerdi. Babam bizi çok severdi, hep akıllı olmamızı, iyi okumamızı isterdi ama kendi düşüncelerimizi duymak istemezdi. Farklı düşüncelerimiz olunca çok kızardı!

Peki evden ayrılman zor olmadı mı?

Zor oldu tabii. Küçük yaştan beri babamın istediği gibi bir hayatımın olması ve eve kapanıp kalmak çok zor geliyordu bana. Evi hapis gibi görüyordum. Annem öldükten sonra babam daha da sinirli oldu ama yine de babamı çok severdim. Onu çok üzmemek için daha erken değil de 18 yaşına gelmeyi bekledim. Arkadaşları arasında, çocuğu kaçmış denip, küçük düşsün istemedim. Bir akşam bir mektup bırakıp evden çıktım.

Peki yalnız yaşamaktan çekinmedin mi ?

Hayır çekinmedim. Zaten 13 yaşımdan beri çalışıyor, kendi paramı kazanıyordum.Hatta kardeşlerime de bakıyordum. Evi biz idare ediyorduk; temizlik, yemek, resmi mektuplar, işlemler vb. Onun için yalnız kalmaktan hiç korkmadım.

Hayatında seni en fazla rahatsız eden sorun ne oldu?

En büyük sorun kendimi bulmaktı. Ben kimim, nereden geliyorum nereye gitmek istiyorum, Türk müyüm değil miyim gibi sorular kafamı meşgul ediyordu. Ailemin geleneksel kültürü ve değerleriyle bağlarımı koparmıştım ama geriye dönüp baktığımda birden çıplak kalacakmışım hissine kapılıyordum.

Küçüklükten beri, Türk olduğumuz için daha çok çalışmamız, okumak için daha fazla çaba göstermemiz gerektiği fikri vardı. Ailemin bu konularda bana çok yardımcı olamayacağını bu yüzden Almanlar kadar başarılı olamayacağım saplantısı vardı. Belki bu yüzden Germanistik okumak istedim, “Türküm ama ben de biliyorum” diye… Bir de, ‘tam Alman değilim, tam Türk değilim, ortasında birşeyim’ diye insanların beni tuhaf, komik bulmasından korkuyordum. Almanlara göre iyi bir Alman değildim, babama göre iyi bir Türk değildim… Babamın bize öğretmek istediği kendi kültürüydü, Türk kültür değildi. Bunun farkına sonraları, babamdan başka Türkleri tanıyınca ve okuyunca vardım. Babamın istediği gibi bir Türk olmayacağımı ama Almanlar gibi de olmayacağımı düşünüyor ve bir çıkmaza giriyordum. Ama sonra anladım ki, ben sadece bir insanın ve her insanın kendi tarihi, kendi özelliği var. Türk veya Alman olmam sorun değil, önemli olan insan olmam…

Diğer kardeşlerin de benzer sorunlar yaşadılar mı?

Küçük kız kardeşim bir Sırp’la beraberdi ve ailemin karşı olmasına rağmen onunla evlendi. Babam bu yüzden yıllarca onunla, eşiyle ve torunuyla görüşmedi. Bu bayrama kadar küstü, hacca gidip geldi ve yeni yeni kabul etmeye başladı.

Babanın Türkiye dönme düşüncesi var mı?

Annem ve babam Hannover’de tanışıp evlenmişler. Babam hep dönmek isterdi ama annem kanserden öldükten sonra dönemedi. Çünkü paranın çoğunu cenaze masraflarına harcadı. 25 senedir çalıştığı Mannesmann kapanınca 3 yıl işsiz kaldı ve biriktirdiği parası, Türkiye’de ortak olduğu bir fabrika iflas edince gitti. Elinde bir şey kalmadığı için Türkiye’ye gidemiyor.

Peki yabancı olmaktan kaynaklanan bir sorun yaşadın mı ?

Fizik olarak beni Türk’e benzetmezler, Alman zannederlerdi. Küçükken ailem yüzünden beni de yabancı gördüklerini düşünüyordum. Ama evden ayrıldıktan sonra gördüm ki, değişik olan bendim. Gülüşüm, anlatışım, hareketlerim, önemli saydığım konular vs. farklı geliyordu insanlara. Bundan dolayı yabancı olarak görmelerini fazla yadırgamadım, farklılıklarım vardı ve bu doğaldı. Kağıt üstünde Alman olmam da bunu değiştirmeyecekti, onun için epey geç aldım Alman vatandaşlığını. Yabancı arkadaşlarım daha fazla ve onlarla daha iyi kontakt kurabiliyorum. Alman arkadaşlarım da var ama onlar da yabancılara zaten yakın olmayı isteyenler.

Tüm yaşamın Almanya’da geçti, bu ülkenin kültürünü, geleneklerini, değer yargılarını tam olarak tanıdım diyebiliyor musun?

Almanca anlama ve konuşmam daha iyi olduğu için fazla zor olmadı. Kültür konusunda ise, üniversitede Germanistik okuyorum zaten. Bütün öğrendiklerimi benimsemedim ama epey tanıdığımı söyleyebilirim. Kendi geçmişinden korkan, fazla açık olmayan bir yanı olduğunu düşünüyorum. Diğer taraftan hepimiz aynı dünyanın insanlarıyız, çok da büyük farklarımız yok.

Elinde imkan olsaydı hangi ülkede yaşamını sürdürmek isterdin?

Gezip gördükten sonra Güney Afrika’yı çok beğendim, orada yaşamımı sürdürmek isterdim. İnsanları çok açık, farklı ve bana yakın bir ülke. Orada insanlar Türkiye’yi duyunca belli klişelerle bakmıyorlar, herhangi bir ülke olarak görüyorlar. Burada ise hemen insanların kafasında birşeyler uyanıyor, klişeler öne çıkıyor. Almanya’da yaşlanmak istemiyorum yani.

Onlar Alman sen uyma onlara

Taner, 17 yaşında, Robert-Koch-Gymnasium öğrencisi, Berlin doğumlu

Okulu bitirdikten sonra ne gibi planların var?

Şimdi Gymnasiuma gidiyorum ama illa da “Studium” yapacağım diye kafama bir şey koymadım. Çünkü “Studium” yapanların durumunu görüyoruz. Çok büyük avantajları olmadığı için daha çok otomobil üzerine meslek yapmayı düşünüyorum. “Automobil Kaufmann” gibi bir şey.

Neden bu meslek?

Babam da dedem de bu alandaydı. Onlar Mercedes’de işçi olarak çalıştılar, ben de Kaufmann olarak devam ettireceğim.

Peki günlük hayatın nasıl geçiyor?

Okuldan sonra eve geliyorum, önce bir yerleşiyorum, okulu tamamen unutuyorum. Biraz televizyona falan bakıp hemen bilgisayarın başına geçiyorum. Bilgisayarı açtıktan sonra internet-minternet zaman çabuk geçiyor yani. Bazen de arkadaşlarla buluşup geziyoruz, ‘einkaufen’ falan… fazla yapacak birşey de yok zaten.

Müzikle aran nasıl, neler dinliyorsun?

Özel bir tercihim yok, kulağıma ne hoş geliyorsa onu dinlerim. Almanca fazla dinlemem, nedense fazla hoş gelmiyor. Son zamanlarda Almanca rap falan çok dinleniyor ama bana fazla ‘interesant’ gelmiyor. Genelde rapi dinlemiyorum, sıradan konular üzerine konuşup duruyorlar.

Alman kanallarına mı Türk kanallarına mı daha çok bakıyorsun?

Türk kanallarına hiç bakmam. Türk kanallarına daha çok annem babam bakar, bazen annem dizileri seyrederken ben şöyle yandan bakarım o kadar. Televizyondan çok bilgisayarla uğraşırım.

Başka sosyal aktivitelere katılıyor musun?

Bir süre bir dernekte folklor grubuna katıldım, müzik grubunda çalıştım. Ama şu anda bir şey yapmıyorum.

Her sene Türkiye’ye gider misiniz?

Her sene gideriz.

Türkiye deyince aklına ne geliyor?

Türkiye deyince tatil aklıma geliyor. Gidince tamam tanıdıkları da görüyoruz ama eskisi gibi değil. Bir hafta ‘hoş geldin’ falan güzel oluyor ama sonra sıkılmaya başlıyorum.

Neler sıkıyor seni?

Buraya alışmışım. Bilmiyorum orda her şey daha zor geliyor. Burada doğup büyüdüm, burada daha rahat hissediyorum kendimi… burası memleketim çünkü. Arkadaşlarım burada. Orda da arkadaşlar var ama şey yapamıyorsun, biraz değişikler. Almanya’dan gelmiş falan diye biraz yabancı görüyorlar.

Burada yabancı görmüyorlar mı?

Burada da yabancı görüyorlar, ama buradaki biraz başka…

Almanlarla ilişkilerin nasıl?

Bir sorunum yok, onlarla da iyi geçiniyorum. Ama boş zamanımda Türklerle oluyorum daha çok. Eskiden onlarla da vardı ama artık fazla yok. Ama onlar Alman falan diye ayırdığımdan değil, onla alakası yok.

17 yıldır Berlin’de yaşıyorsun, bu kenti iyice tanıdığını düşünüyor musun?

Tam tanıdığımı söyleyemem. Nasıl diyeyim, Berlin dediğiniz benim için Kreuzberg, Neukölln, Tempelhof… Ost tarafına gitsem mesela, hiç ama hiç tanımam, kaybolurum belki.

Peki babanla ya da dedenle aranızda problem olan konular çıkıyor mu?

Evet ara sıra oluyor. Üçümüz birarada olduğumuzda, dedem hep babamı uyarıyor; ‘çocuğu sıkma, daha çok izin ver, daha çok harçlık ver’ falan diye. Gerçi babam o kadar değil… Zaten diyor ki, ‘dedene sor bakalım kendisi böyle yapmış mı?’ Bir de bir kaç yıl önceye kadar eve geç gelmem sorun olabiliyordu. ‘Diğer arkadaşlarım niye geç gidebiliyor’ diye sorduğumda, ‘Onlar Alman, onların düşüncesi başka, sen onlara uyma’ diye cevap veriyordu. Tabii onları da anlamak lazım, Türkiye’den geldiler falan…