Gençlik başka türlü yaşamak istiyor!

Son yıllar gençliğin öfkesinin biriktiği yıllar oldu. Sadece öfke birikmekle kalmadı, aynı zamanda olanaklar bulduğu ve örgütlendiği ölçüde, sokaklara taştı. Peki bu tesadüf mü? Kuşkusuz bu gelişme tesadüf değil! Yüzbinlerce genç okulu bitirdikten sonra meslek eğitim yeri bulamıyor. Onbinlerce genç üniversite kapılarında sıra bekliyor. Yine onbinlerce genç meslek eğitimini bitirdikten sonra ya kapının önüne konuluyor ya da güvencesiz işlerde, kiralık işçi olarak çalıştırılıyor.

Öfke sokaklara taşıyor!

Gençler talepleri için sokağa çıkıyor. 2009 ve 2010 yılları çok yaygın okul boykotlarına sahne oldu. Haftalarca üniversite ve okul işgalleri yaşandı. Çırak gençlik sendikaların düzenlediği yürüyüşlerde, grev ve uyarı grevlerinde aktif yer alıyor. Gençlik sadece, iş, eğitim gibi, kendisini en yakıcı biçimde ilgilendiren sorunlara duyarlı kalmıyor, aynı zamanda diğer toplumsal sorunlara da duyarlılık gösteriyor. Çevre, atom artıklarının depolanması, anti-faşist mücadele ve Stuttgart 21 gibi hareketlerin de önemli bir bileşeni oluyor.

Gençlik politikleşiyor…

Gençliğin politikaya ilgisi artıyor. Bu artışı ortaya koyan birçok araştırma mevcut. Gençliğin politikaya ilgisinin artması nedensiz değil! Çünkü içinde yaşadığımız kapitalist sistem gençliğin iş, eğitim, güvenli gelecek gibi en asgari ihtiyaç ve taleplerine karşılık veremiyor. Gençlik bunu yaşayarak görüyor. Bunun sonucu olarak, kapitalist sisteme karşı tepkiler güçleniyor. Sadece tepki vermekle de kalmıyor aynı zamanda politik arayışlara yöneliyor.

Gençlik nasıl yaşamak istiyor?

Bu durum bazı çevreleri tedirgin ederken, gençliği kazanmayı amaç edinen partiler, sendikalar ve diğer kurumları da harekete geçiriyor. 6,2 milyon üyesiyle aynı zamanda çalışan yüzbinlerce gencin örgütü olan DGB bu gelişmeler doğrultusunda harekete geçmiş durumda. DGB Gençlik bu ay  “Nasıl yaşamak istiyoruz?” (Wie wollen wir leben)” adı altında bir yıl sürecek bir kampanya başlatıyor. Kampanyada hemen hemen bütün gençlik kesimlerini ilgilendiren taleplere yer veriliyor.

Herkese eşit eğitim şansı…

‘Zengin Almanya’ eğitim konusunda büyük sıkıntılar yaşıyor. Çocukların okulda gösterdiği başarı, ailenin sosyal konumuyla yakından alakalı… Maddi olanakları ve eğitim düzeyi yüksek ailelerin çocukları okulda başarılı ve yüksek okula gitme olanağı diğerlerine göre daha fazlayken, dar gelirli işsiz ve işçi ailelerin çocukları aynı başarıyı gösteremiyorlar. Bu da eğitimdeki eşitsizliği çok daha belirgin ortaya çıkarıyor. İyi bir eğitim, ailenin cebindeki paraya bağımlı hale geliyor.

Daha nitelikli meslek eğitim yerleri…

Meslek eğitiminin kalitesi, belli iş kolları hariç, sürekli düşüyor. Çıraklar mesleğiyle alakası olmayan işlerde çalıştırılıyor. Fazla mesai yapmak zorunda bırakılıyor ve azgın bir sömürüye tabi tutuluyorlar. Bu yetmiyormuş gibi, bir de meslek eğitimi yapan gençleri koruyan yasalar, “meslek eğitimini zorlaştıran” yasalar olarak görülüp, ortadan kaldırılmak isteniyor. Yıllardır, işyeri bulamayan, meslek eğitimini bitirmiş binlerce genç, beş kuruş almadan stajer olarak çalıştırılıyor… Ve 1,5 milyon genç meslek eğitimi olanağına sahip değil…

Kampanya bütün gençleri kapsıyor…

Kampanya bütün gençlik kesimlerini biraraya getirme konusunda da büyük olanaklar sunuyor. Gençliğin ortak hareketinin önünü açıyor. Kampanyanın etkili olması, diğer gençlik örgütlerinin bu kampanyaya ilgisi ve birlikte hareket etme noktasında göstereceği reflekslere çok bağlı. Eğer doğru ve yerinde refleksler gösterilemezse, kampanya, özellikle içinde bulunduğumuz süper seçim yılında, seçim malzemesi olmaktan kurtulamayacaktır!

Bu yüzden, kampanyaya aktif katılmak, kampanyanın bir bileşeni olmak, özellikle gençliğin tepkisinin ortaya çıktığı bu dönemde, birlikte hareket etmek, gençlik hareketini daha da güçlendiren bir işlev taşıyacaktır!

BERLİN/Yeni Hayat

Erdoğan Kaya