Euro krizinde Rus ruleti!

SERDAR DERVENTLİ
Başbakan Angela Merkel’e göre 25 Mart günü toplanan AB Zirvesi, „tarihsel reform paktı“ üzerine anlaştı. „Tarihsel“ paktla bir tarafta AB para birimi „Euro kurtarılacak“ diğer tarafta ise AB ülkelerinin „rekabet gücü“ artırılacak.

SÜREKLİ KRİZ MEKANİZMASI
17’si Euro ülkesi olan toplam 27 AB üyesinin katıldığı zirvede, öncelikle, Avrupa Mali İstikrar Fonu’nun (EFSF) kredi havuzunu 250 milyar Euro’dan 440 milyar Euro’ya yükseltilmesi üzerine tartışıldı. Hayata geçirme konusu ise bu yılın Haziran ayına ertelendi. Diğer yandan Haziran 2013’de EFSF’nin yerini „Avrupa İstikrar Mekanizması“ ESM (kutuya bkz.) alması kararlaştırıldı.
„Bu vardığımız sonuçla gurur duyabileceğimiz kanısındayım“ diye konuşan AB Komisyonu Başkanı Jose Manuel Barroso, AB üyesi ülkelerin artık olası mali krizlere karşı daha güvenli olacaklarını ileri sürdü. Sürekli hale getirilen „kriz mekanizması“ kapsamında üye ülkelere daha fazla bütçe ve borçlanma disiplini üzerine kurallar getirdiklerini ifade eden Barroso, bu önlemlerle Euro’nun da güvenceye alındığını söyledi.
Buna göre uzun vadede tasarruf yapma zorunluluğu getirilirken, aşırı borçlu ülkelerin hükümetleri üzerinde bütçe açıklarını kapatmaları için baskı artırılacak.

REKABET PAKTI KURULDU
„Euro ülkelerinin ekonomilerini canlandırma ve uluslararası rekabete dayanıklı hale getirme“ adı altında Merkel ve Fransa Cumhurbaşkanı Nicolas Sarkozy tarafından gündeme getirilen „Rekabet Paktı“nın ilk adımı da atıldı. Buna göre, pakta üye olan ülkeler ücretleri „makul“ düzeyde belirleme, emeklilik yaşını nüfus gelişmesine göre düzenleme, anayasalarına „borçlanmanın sınırlandırılmasını“ öngören maddeler ekleme gibi uygulamalar başlatacaklar.
Yanı sıra yılda bir kez düzenlenecek zirvelerde alınan kararların uygulanıp uygulanmadığı gözden geçirilecek. Uygulamada geri kalan ülkelere ESM kapsamında olduğu gibi yaptırımlar gündeme gelecek.
Merkel’in talebi üzerine pakta 17 Euro ülkesinin yanı sıra Bulgaristan, Danimarka, Letonya, Litvanya, Polonya ve Romanya da katılacak.

EGEMENLİK HAKLARI MI? GEÇ ONU!
Merkel’in „tarihsel reform paktı“ olarak tanımladığı sözleşmeler, ekonomisi zayıf ülkeleri düzlüğe çıkarmak bir yana, ekonomik durumlarının daha da kötüleştirip daha fazla zapturapt altına almanın „mekanizması“ olacak.
Geçtiğimiz dönem Almanya ve Fransa, ekonomik olarak zor duruma giren İrlanda ve Yunanistan’ı önce AB ve IMF’den yardım talep etmeye zorlamış, fakat yardım talep edildiğinde ise „üç kuruşa beş köfte olmaz“ diyerek, aylarca bu ülkeleri bekletmiş ve uluslararası mali sermayenin saldırılarına (faizlerin artırılması, ülkenin iflas edeceğine yönelik spekülasyonların yapılması suretiyle kredi notunun düşürülmesi vb.) maruz bırakmışlardı.
Şu an her iki ülkenin ekonomik durumunda bir düzelme olmadığı gibi kredi notları sürekli düşürülüyor ve giderek daha artan bir oranda uluslararası mali sermayenin spekülasyon objesi durumuna geliyorlar. AB her iki ülkenin egemenlik hakları kapsamında olan ekonomik, sosyal ve dolayısıyla siyasi iç politikaya müdahale etmekte.
Benzeri bir durum şuan Portekiz ile yaşanmakta.
Kısa bir süre içinde parlamentoya dördüncü(!) tasarruf paketini sunan Başbakan Jos? Sócrates, bu kez çoğunluk sağlayamadı ve istifa etmek zorunda kaldı. Tasarruf paketinin kabul edilmemesine çok üzüldüğünü söyleyen Merkel, Cumhurbaşkanı Anibal Cavaco Silva’nın parlamentoyu dağıtma kararı almasıyla sorunların bir bölümünün çözülebileceğini söylüyor. Buna göre parlamento dağıtılırsa hükümet geçici olarak görevde kalabilir ve erken seçimlere kadar tasarruf paketi gibi bir takım kararları alarak yürürlüğe koyabilir!
Merkel bu tutumuyla Portekiz’in egemenlik haklarını açıktan hiçe saydığını ortaya koyduğu gibi önümüzdeki dönem ekonomik olarak zor duruma girmesi beklenen ülkeleri de (İspanya, İtalya gibi) neyin beklediğini gözler önüne seriyor.
Önümüzdeki aylarda derinleşeceğine kesin gözüyle bakabileceğimiz Euro krizinde ekonomisi zayıf ülkeler açısından ‚Rus ruletinin‘ en kötüsü oynanıyor; Tabanca Merkel’in elinde ve diğer AB üyelerinin tek umudu tabancanın kendi başlarına dayandığında ateş almaması.

ESM nasıl işleyecek?

Yunanistan ve İrlanda’nın borçlarını ödeyemez hale gelmeleri üzerine oluşturulan Avrupa Mali İstikrar Mekanizması EFSF’nin yetersiz olduğu görüşünde olan Almanya ve Fransa, iflasın eşiğine gelen AB ülkelerine sürekli yardım edebilecek bir „mekanizma“ hazırlanması gerektiği gerekçesiyle AB üzerinde baskı oluşturdular.
Nitekim bütçesinin 440 milyarı AB ülkeleri, 250 milyarı IMF ve 60 milyarı ise AB Komisyonu tarafından karşılanan EFSF, geçici bir süre için kurulduğu gibi acil durumda verebileceği gerçek kredi miktarı 250 milyar Euro ile sınırlıydı.
Haziran 2013’de çalışmaya başlaması planlanan Avrupa İstikrar Mekanizması (ESM)’in toplam bütçesi 700 milyar Euro olacak. Bunun 80 milyar Euro’su nakit olarak fonda bekletilecek. 620 milyar Euro’luk bölümün 420 milyarı her an çekilebilir sermaye ve 200 milyarı ise kefalet sermaye bölümlerinden oluşacak.
Böylece toplam 500 milyar Euro kredi verebilecek pozisyonda olan ESM ayrıca mali piyasaları „rahatlatmak“ için 200 milyar Euro’luk kefalete sahip olacak. Euro ülkesi ülkeler fona nakit aktarmakla yükümlü oldukları miktarı 2017 yılına kadar beş taksitte ödeyecekler.

ESM’DEN YARDIM ALMAK ZOR!

ESM ile ilgili AB Komisyonu tarafından hazırlanan taslağı son anda yeniden tartışmaya açan Almanya’nın baskısı üzerine kredi alma şartları sertleştirildi. Almanya’nın dayattığı şartlar özetle şöyle:
ESM tarafından yardım/destek ancak Euro Bölgesi’nin bir bütün olarak istikrarı için kaçınılmaz olduğu zaman gündeme gelir
Mekanizmanın harekete geçmesi için karar, ESM’nin Valileri konumunda olan Maliye Bakanları tarafından oybirliği ile alınmak zorundadır. Karar öncesinde AB Komisyonu, IMF ve Avrupa Merkez Bankası’nın borç sınırı analizi yapmış olması gerekmektedir.
Yardım sadece ekonomik reform ve uyarlama programı kapsamında belirlenen kesin kurallar (IMF şartları gibi. ç.n.) çerçevesinde verilir.
Yardım kredi biçiminde yapılır. Çok ender durumlarda söz konusu devletin tahvilleri direk satın alınabilir. Devlet tahvilleri piyasadan, yani üçüncü kişiden alınamaz.
Bütün yardım taleplerine özel sektörün uygun düzeyde katılımı öngörülmektedir. Bu borç sınırı analizinin sonucuna bağlıdır ve IMF’nin pratik uygulamasıyla örtüşmek zorundadır.  (YH)
Kaynak: www.bundesregierung.de