Grev hakkına dokunulamaz!

Erdoğan Kaya*

DGB ve Alman İşverenler Birliği’nin (BDA), Ortak Yasa Girişimi ve bunun ne anlama geldiği biliniyor. Bu girişimle, her iki kurum, yasal düzenleme yapması için, hükümete baskı uygulamak istiyorlar. Her duyarlı işçinin, sendikacının, işçi temsilcisinin kafasında, ortak girişimle ilgili doğal olarak şu soru canlanıyor: İşçilerin çalışma koşullarını kötüleştirmek, esnek çalışmayı yaygınlaştırmak, ücretleri düşürmek için akla gelebilecek her saldırıya başvuran sermaye sınıfının kurumlarıyla, çalışma koşullarının iyileştirilmesi, işçilerin yaşam koşullarının düzeltilmesi için oluşmuş kurumların ortak hareket etmesini gerektirecek ne olabilir? Amaç aynı olmasa da, her iki tarafın ortak hareket noktası: „Kötü örnek teşkil edecek şeyi engellemek!“

VAROLANA RAZI OL!
Ortak girişim, işletme ya da işkolu düzeyinde tek sözleşme (Tarifeinheit) olmasını amaçlıyor. Bu şu anlama geliyor: Bir işletmede değişik sendikalar örgütlü olabilir. Sözleşmeyi hangi sendika yaparsa, ki doğal olarak üyesi en fazla sendika yapar- diğerleri de ona uymak zorunda. Böylelikle, diğer sendikaların örgütlediği üyeler için sözleşme yapma, taleplerini gerçekleştirmek için greve gitme hakkı ortadan kalkmış oluyor. Pazarlığı kızıştıracak durum ortadan kalkmış olacağından hem sermaye sahipleri daha rahat nefes almış olacaklar, hem de, yapılan sözleşme beklentilerinin altında olduğu için, sendika üyeliğinden çıkarak işçilerin başka bir sendikaya üye olmalarının da önüne geçilmiş olacak! En önemlisi de, yaratılacak rekabet ortamıyla, işçilerdeki mücadele eğilimi engellenmiş olacak!

TABAN İKNA EDİLMEYE  ÇALIŞILIYOR
Kuşkusuz, bu girişimin hayat bulup bulmayacağını, DGB üyesi iki sendika – ver.di ve IG Metall’in – takınacağı tutum, belirleyecektir. Her iki sendikanın tabanı, ileri işçi ve sendikacılar, ortak girişimi, işçi ve sendikal harekete bir darbe olarak görüyorlar. Grev hakkının sınırlandırılmasının, harekete zarar vereceğinin farkındalar ve bu girişimi engelleme çabası içindeler. Ver.di Sendika Konseyi (Gewerkschafsrat) geçtiğimiz yılın sonbaharında inisiyatiften çıkılması yönünde karar aldı. Gerek ver.di ve gerekse IG Metall’in yaptığı konferanslarda, inisiyatiften çıkılması yönünde verilen karar önergeleri, delegelerin büyük çoğunluğu tarafından onaylanıyor.
Tüm bu gelişmelere rağmen her iki sendika yönetimlerinin, tabanı ortak girişime ikna etme konusundaki çabaları, azalmak bir yana daha da artmış durumda. Ver.di Başkanı Frank Bsirske’nin konferanslarda yaptığı konuşmalarda bu konuya büyük bir yer ayırması, IG Metall’in yaptığı açıklamalardan ve değişik hukukçuların değerlendirmelerinden alıntılar yapması, bunun örneklerinden bazıları.

TEK İŞLETME, TEK SENDİKA, TEK SÖZLEŞME
İşçiler arasında rekabeti ortadan kaldırmak için kurulan sendikaların bu talebe sarılması kadar doğal bir şey olamaz! Ama, son yıllarda ortaya konan tutum, bu hedefe yaklaşmaktan çok, uzaklaşıldığının örnekleriyle dolu. 2005’de, ver.di, Kamu İşverenler Birliği’yle yaptığı pazarlık sonucu, „karmaşık sözleşme taslağından“ (BAT, BMGT) çıkılarak, daha az karmaşık olan başka bir sözleşme taslağını, ‚yeni sözleşme hakkı’nı kabul etti. Bu sözleşme taslağının kabul edilmesiyle birlikte kamuda çalışan, bir çok meslekten işçilerin (çalışanların) hem ücretlerinde, hem de çalışma koşullarında büyük değişiklikler oldu. Özel sektörde de bu „karmaşıklık“ ERA’yla ortadan kaldırılmış oldu.
Kuşkusuz emekçiler arasındaki parçalanmışlık, daha çok sermaye sınıfının ve kamu işverenlerinin işine yarıyor. Bazı işkollarında emekçilerin bugün mevcut sendikaların kendi çıkarlarını savunmadıklarını görerek, kendi örgütlerini kurmaları „egoizm“ olarak eleştirilse de bu durumun ortaya çıkmasının sorumlusu kendileri değildir! Bu gelişmelerin, emekçiler arasında dayanışma fikrini zayıflattığa da doğru. Fakat ‚ortak girişimi‘ savunan sendika yönetimlerinin dönüp kendi pratiklerine de bakması gerekiyor.
Bugün hem özel ve hem de kamu sektöründe işçilerin ortak hareket etmesini engelleyecek, hepsi birbirinden ayrı ve farklı dönemlerde süren sözleşme görüşmeleri yapılıyor. Ver.di, kamu sektöründe, hem eyalet düzeyinde, hem de yerel düzeyde iki ayrı sözleşme görüşmesi yürütüyor. Birçok kamu işletmesinde çalışan işçiler yeni sözleşme taslağında (Tarifrecht) kendi konumlarını daha kötü gördükleri için toplu görüşmelerden çekilerek işletme düzeyinde pazarlıklar sürdürüyor. Pforzheimer Sözleşme’siyle özel sektörde, işyerleri düzeyinde – Mercedes, OPEL ve diğer başka tekellerde yapılanlar buna en iyi örnek –  sözleşme yapmanın yolu daha da açılmış oldu. Tüm bunlar mücadelenin bölünmesini, zaten zayıf olan (zayıflatılan) dayanışma fikri ve pratiğinin daha da zayıflamasını beraberinde getirmekte. Bunun da sorumlusu, bugün hakim olan mevcut sendikal anlayıştır!

ORTAK GİRİŞİMDEN DERHAL ÇIKILMALIDIR!
‚Ortak girişim‘ konusunda sendikanın tabanıyla tavanı arasında mevcut çelişkinin ortaya çıkması tesadüf değildir. İşçiler bu süreci yaşayarak gördüler. Kayıpları daha az, kazanımları daha çok oldu. Sermayenin ve devletin rekabet gücü arttı, ama işçilerin hem çalışma hem de yaşam koşulları daha da kötüleşti. Tasarruf yapmanın kimin işine yaradığını yine yaşayarak gördü. Bu yüzden, ortak girişim, özellikle işçi sınıfının çıkarlarına ters bir girişimdir! Kabul edilmez! Sendikaların bu ortak girişimden derhal çıkması talebini, bıkmadan usanmadan savunmak gerekiyor…

*Ver.di Göçmenler Komisyonu Sözcüsü