Londra’da 500 bin emekçi yürüdü

Britanya Sendikalar Konfederasyonu (TUC) tarafından düzenlenen gösteriye 500 bine yakın emekçi katıldı. TUC yöneticileri bir yanda tabanın tepkisini yönlendirmeye çalışırken diğer yanda İşçi Partisi’ne kürsü sunmaya çalıştı. TUC’un mücadeleci sendikacılara kürsüyü kapamaya çalışması bir işe yaramadı. Bob Crow ve Matt Wrack gösterinin diğer ucunda kurulan kürsüden mücadeleyi yaygınlaştırma çağrısı yapmaktan geri durmadılar.
Bir süre önce 80 milyar Pound’luk (91 milyar Euro) tasarruf paketini ilan eden Başbakan David Cameron, „Alınan önlemlerin alternatifi yok“ demeyi ihmal etmemişti. Sendikaların ilk tepkisi çok cılız kalması üzerine sermayenin hükümeti, önümüzdeki dört yıl içinde kamu alanından 500 bin emekçinin işten atılacağı, emeklilik yaşının 66’ya çıkartılacağı ve sosyal alanlardan 18 milyar Pound’luk (20,5 milyar Euro) kesintiye gidileceğini açıkladı. Bu saldırılara paralel olarak birçok üniversite harçlarını 9 bin Euro’ya kadar yükselttiler.

500 BİN EMEKÇİ: MÜCADELEMİZ SÜRECEK!
Ülke genelinde binden fazla otobüs ve 21 özel trenle Londra’ya akın eden emekçiler, hükümete tasarruf planlarını kabul etmeyeceklerini gösterdiler. İlk önce 50 bin, ardından 100 bin, sonra 250 derken gösteri bitimine yakın Londra sokaklarında 500 binden fazla emekçi olduğu ilan edildi.
„Aması, maması yok, kamu sektöründen kesinti yok“ („No ifs, no buts, no public sector cuts“) sloganının sıkça atıldığı gösteride taşınan döviz ve pankartlarda mücadelenin genel grev ile devam etmesi talep edildi. Bütün işçilerin birleşmesi ve ortak bir mücadele cephesi kurmasını talep eden göstericiler, „Paket geri alınıncaya kadar mücadeleye devam“ diye haykırdılar.

MİLİBAND YUHALANDI
Gösteri ardından ana miting kürsüsünde konuşan İşçi Partisi Başkanı Ed Miliband’ın, hükümetin politikalarını eleştirirken temkinli olması izleyicilerin tepkisine neden oldu. Miliband’ın „Bir takım kesintiler kaçınılmaz, ama bunlar doğru yerde yapılması gerekir“ sözleri ise onbinlerce işçinin yuhalamaları arasında kesildi.
Ülkenin en büyük kamu sendikalarından biri olan PCS Genel Sekreteri Mark Serwotka, Miliband’ın sözlerinin aksine, „Her bir alandaki kesintiye karşı direniş örgütlemeliyiz. Tek bir emeklinin, tek bir öğrencinin ve tek bir işçinin hakkı bile söz konusu olsa buna karşı birlikte mücadele etmeliyiz, genel grevi örgütlemeliyiz“ dedi.
Gazeteciler sendikası (NUJ) Genel Sekreteri Jeremy Dear“ın ise yaptığı konuşmada, „Bu gösteri kamu ve özel sektör arasında güçlü bir grev koordinasyonu oluşturmak için mükemmel bir fırsattır, bunu değerlendirelim“ sözleri işçilerin yoğun alkışlarına neden oldu.
1,5 milyon üyeli UNITE Sendikası Genel Sekreteri Len McCluskey de yaptığı konuşmada, koordineli bir şekilde bütün işçilerin iş durdurduğu bir mücadele hattının yakalanması gerektiğini belirterek, sendika olarak bu anlamda ellerinden geleni yapacaklarını vurguladı. McCluskey, daha sonra gazetemize verdiği özel demeçte, saldırı ve kesintilere karşı genel grev dahil, her tür eylem yapma olasılığının olduğunu belirterek, işçi ve emekçilerin kendi bölgelerinde mücadelelerini yükseltmesini istedi.

EN ETKİLİ ARACIMIZI KULLANACAĞIZ!
TUC Genel Sekreteri Brendan Barber, ana kürsüde yaptığı konuşmasında, „Sendikalar sadece daha fazla grev yapmayacak, aynı zamanda etkili, barışçıl sivil itaatsızlık eylemleriyle dikkatleri çekecekler“ derken alanın diğer ucunda Taşıma İşçileri Sendikası RMT Genel Sekreteri Bob Crow, farklı bir konuşma yapıyordu. „Grev bizim en etkili aracımız değil mi“ diye kitleye soran Crow, „Evet bizde böyle düşünüyoruz, en etkili aracımız sonuna kadar kullanacağız. Haklarımızı geri almak için her yerde daha fazla grev yapacağız“ dedi.
Mitingin ana kürsüsüne çıkarılmayanlar arasında geçtiğimiz aylarda sıkça grev yapan İtfaiye Sendikası FBU Genel Sekreteri Matt Wrack’ta vardı. Wrack’ın, „Nereden değil, kime konuştuğumuz önemli. Nereden değil ne konuştuğumuz önemli. Biz doğru yerde olduğumuzu düşünüyoruz“ dedi. (YH)