Altı bardakta dünya tarihi

Susuzluk açlıktan daha acımasızdır. Canlı kalmak söz konusu olduğunda, nefes almaktan sonra en önemli şey yemek değil, içmektir. Yiyeceksiz birkaç hafta yaşayabilirsiniz ama, sıvısız birkaç günden fazla yaşama şansınız olmaz. On binlerce yıl önce, küçük sürüler halinde dolaşan ilk insanlar suya olan ihtiyaçlarını kesintisiz karşılayabilmek için pınar, nehir ve göl kenarlarında yaşamak zorundaydılar; çünkü suyu depolama ya da taşıma olanakları yoktu. Su, insanoğlunun ilerlemesini, su kıyısında yaşama zorunluluğu ile sınırlayıp yönlendirdi. İşte içkiler o zamandan beri yani başlangıçtan beri insan tarihini şekillendirmeye devam ediyor. Ancak son on bin yılda içkiler ortaya çıkıp suyun üstünlüğüne meydan okudular. Doğada hazır halde bulunmayan bu içkiler, bilinçli bir çabayla elde edildi. Bu yeni içkiler insan yerleşimlerindeki kirli, hastalık yuvası su kaynaklarına daha güvenli seçenekler sunmanın yanı sıra, çeşitli roller de üstlendiler. Birçoğu dinsel ayinlerde kullanıldı. Kimi zaman para yerine geçtiler, kimi zaman siyasal simge rolünü üstlendiler, kimi zaman da felsefi ve sanatsal esin kaynağı oldular. Bazıları seçkinlerin gücünü ve konumunu vurgulamaya, bazıları mazlumlara boyun eğdirmeye ya da onları yatıştırmaya hizmet etti. İçkiler, doğumları kutlamak, ölüleri anmak, sosyal bağlar kurmak ve güçlendirmek; ticari işlemleri ve antlaşmaları kesinleştirmek; duyuları keskinleştirmek ya da zihni donuklaştırmak; yaşam kurtaran ilaçları ve öldürücü zehirleri taşımak için kullanıldı.

TARİHE DAMGASINI VURAN İÇKİLER
Tarihin gelgitleri alçalıp yükseldikçe, taş devri köylerinden antik Yunan yemek odalarına ya da Aydınlanma dönemi kahvehanelerine kadar farklı mekan ve zamanlarda, farklı kültürlerde farklı içkiler öne çıktı. Her biri özel bir gereksinmeyi karşılayınca ya da tarihsel bir eğilimle birleşince popülerleşti; bazı durumlarda beklenmeyen bir biçimde tarihin seyrini etkiledi. Nasıl ki arkeologlar kullanılan malzemeler temelinde tarihi farklı dönemlere – taş çağı, bronz çağı, demir çağı vb.- ayırıyorlarsa, dünya tarihini farklı içkilerin egemen olduğu dönemlere ayırmak da olanaklıdır. Özellikle altı içki -bira, şarap, damıtık içki, kahve, çay ve kola- dünya tarihinin akışını ana hatlarıyla belirtir. Bu birbirinden farklı içkilerin üçü alkol, üçü kafein içerse de, hepsinin ortak paydası; her birinin antik dönemden bugüne kadar birçok önemli tarihsel dönemin tanımlayıcı içkisi olmasıdır.
İnsanoğlunu modernlik yoluna sokan süreç, tahılın evcilleştirilmesiyle birlikte çiftçiliğin benimsenmesiyle başladı ve bu olay bundan yaklaşık on bin yıl önce Yakın Doğu’da gerçekleşti. Buna, biranın basit bir biçiminin ortaya çıkışı eşlik etti. İlk uygarlıklar 5 bin yıl sonra Mezopotamya ve Mısır’da, büyük ölçekli örgütlü tarımla üretilen bir tahıl fazlası üzerine kurulu iki paralel kültürde doğdu. Bu durum nüfusun küçük bir kesimini tarlalarda çalışmaktan kurtardı ve böylece uzman rahiplerin, yöneticilerin, katiplerin ve zanaatçıların ortaya çıkışını olanaklı kıldı. Ekonominin temeli olan tahıl, ücretlerin ve istihakların ödenmesi için kullanıldı, ekmek ve bira olarak tüketildi. Dönemin tanımlayıcı içkisi olan bira, ilk kentlerin sakinlerini ve ilk yazılı belgelerin yazarlarını besledi.
MÖ Birinci Binyıl’da antik Yunanistan’ın kent devletlerinde gelişip boy atan kültür; felsefede, siyasette, bilimde ve edebiyatta, halihazırda modern Batı düşüncesinin temelini oluşturan gelişmelere kaynaklık etti. Şarap, bu Akdeniz uygarlığının yaşam kaynağı ve Yunan düşüncesinin yayılmasına yardımcı olan deniz ticaretinin temeliydi. ‚Symposion‘ denilen resmi içki partilerinde siyaset, şiir ve felsefe tartışılırdı; bu partilere katılanlar ortak bir tastan sulandırılmış şarap içerlerdi. Şarap içme Romalılar döneminde de yaygınlaşmaya devam etti; şarap ve şarap cinslerinin titiz bir biçimde düzenlenmiş değer sıralaması Roma toplumunun hiyerarşik yapısını yansıtmaktaydı. Dünyanın iki büyük dini, içki konusunda farklı fetvalar çıkardı; Hıristiyan Aşai Rabani ayininin merkezinde şarap vardır; fakat Roma İmparatorluğu’nun çöküşünden ve Müslümanlığın yükselişinden sonra aynı içki, bizzat doğduğu bölgede yasaklandı.

AKIL ÇAĞI’NIN İÇKİSİ
Roma’nın çöküşünden bin yıl sonra Batı düşüncesinin yeniden doğuşu, büyük bölümü Arap dünyasındaki bilginler tarafından korunan ve geliştirilen Yunan ve Roma bilgisinin yeniden keşfedilmesiyle başladı. Bu dönemde Doğu ticareti üzerindeki Arap tekelini, aşmak arzusuyla harekete geçen Avrupalı kaşifler, batıda Amerika kıtasına, doğuda Hindistan ve Çin’e doğru yelken açtılar. Küresel deniz yolları açıldı ve Avrupalı uluslar yeryüzünü paylaşma yarışına girdiler. Bu keşifler çağında, antik dünyada bilinen fakat büyük ölçüde Arap bilginler tarafından geliştirilen damıtma yoluyla elde edilen yeni bir içki yelpazesi öne çıktı. Damıtık işçiler deniz yoluyla yapılan ticaret için son derece elverişliydi; az yer kaplıyorlardı ve dayanıklıydılar. Brendi, rom ve viski gibi damıtık içkiler köle satın almak için para olarak kullanıldı ve özellikle Kuzey Amerika sömürgelerinde popülerleştiler; ABD’nin kurulmasında kilit bir rol oynayacak kadar da siyasal tartışma konusu oldular.
Bu coğrafi genişlemeyi entelektüel genişleme izledi. Batılı düşünürler Yunanlılardan miras alınan inançların ötesine bakıp yeni bilimsel, siyasal ve ekonomik kuramlar geliştirdiler. Bu ‚Akıl Çağı’nın egemen içkisi ise Ortadoğu’dan Avrupa’ya giren gizemli ve moda bir içecek oldu: Kahve. Kahve sunmak için ortaya çıkan işletmeler, alkollü içki satan tavernalardan belirgin bir biçimde farklıydılar ve ticari, siyasal, entelektüel alışveriş merkezleri haline geldiler
Kahve, zihin açıklığı sağlamaktaydı ve bu durum kahveyi bilim insanları, işadamları ve filozoflar için ideal içki haline getirdi. Kahvehane tartışmaları bilimsel derneklerin, gazetelerin, mali kurumların kurulmasına yol açtı ve özellikle Fransa’da devrimci düşünceye bereketli bir zemin hazırladı.

ÇAY VE EMPERYALİZM

Bazı Avrupa ülkelerinde, özellikle İngiltere’de Çin’den ithal edilen çay, kahveye meydan okudu. Çayın Avrupa’daki popülerliği Doğu’ya karlı ticaret yollarının açılmasına yardım etti ve İngiltere’nin ilk küresel süper güç olmasını sağlayan görülmemiş ölçekte sanayileşmesinin ve emperyalizmin dayanağı oldu. Çay, İngiltere’nin ulusal içkisi olarak kendisini kabul ettirdikten sonra, çay arzını sürdürme arzusunun İngiliz dış politikası üzerinde geniş kapsamlı etkileri oldu ve bu politika ABD’nin bağımsızlığına, Çin’in eski uygarlığının zayıflamasına ve Hindistan’da sınai ölçekte çay üretiminin başlamasına katkıda bulundu.
Yapay karbonatlı içkilerin 18. Yüzyıl’ın sonunda Avrupa’da ortaya çıkmalarına karşın, alkolsüz içkiler yüz yıl sonra Coca-Cola’nın icadıyla birlikte çıktılar tarih sahnesine.

KÜRESEL İÇKİ COCA COLA

Başlangıçta Atlantalı bir eczacı tarafından dinçleştirici bir ilaç olarak tasarlanan kola, giderek, Amerika’nın ulusal içkisine dönüşürken, ABD’nin bir süper güce dönüşmesine yardımcı olan canlı tüketim kapitalizminin de bir simgesi oldu. 20. Yüzyıl’da dünyanın her yerinde savaşan Amerikalı askerlerle birlikte ülke ülke dolaşan Coca-Cola dünyanın en fazla tanınan ve en geniş dağıtımı yapılan ürünü haline geldi. Günümüzde Coca-Cola bir tek küresel pazara doğru yapılmakta olan tartışmalı yürüyüşün bir ikonu durumunda.
İçkilerin tarihin akışıyla genelde kabul edilenden daha yakın bir ilişkisi ve seyri üzerinde daha büyük bir etkisi olmuştur. Kimin neyi neden içtiğinin ve nereden elde ettiğinin sonuçlarını anlamak, ayrı ve birbiriyle ilişkisiz birçok alanı dolaşmayı gerektirir: Tarım, felsefe, din, tıp, teknoloji ve ticaret tarihlerini. Burada sözü geçen altı içki, farklı uygarlıkların karmaşık etkileşimlerini ve dünya kültürlerinin birbirleriyle nasıl bağlantılı olduklarını gösteriyor. Ve hepsi de geçmiş çağlardan günümüze kalanlar, modern dünyayı şekillendiren güçlerin sıvı tankları olarak evlerimizde yaşıyorlar. Bu içkilerin kökeni öğrenince, o en sevdiğiniz içkiye bir daha eskisi gibi bakamayabilirsiniz.