Bütün ülkelerin işçileri ve ezilen halklar birleşin!

Japonya Hükümeti haftalar sonra nihayet gerçekleri kabul etti ve deprem ve tsunami sonrası yaşanan nükleer facianın bundan 25 yıl önce Çernobil’de yaşanan faciayla kıyaslanabilecek düzeyde olduğunu açıkladı. Ardından Fukuşima’daki santralin sahibi olan enerji tekeli TEPCO, çevreye verilen uzun vadeli zararın Çernobil’de yaşananlardan çok daha fazla olabileceğini duyurdu. Nitekim Fukuşima’daki santralin bir bölümünde yüksek derece zehirli olan nükleer atıklarda bulunuyor ve bunların da erimesi durumunda çevreye verilen zarar çok daha fazla olacak.
Çernobil – Fukuşima karşılaştırmasında ortaya çıkan asıl sorun ise Japonya’daki santralin çevresinde yaşayan insanların sayısı Ukrayna’daki santralin çevresinde yaşayanlardan 15 kat(!) daha fazla olması. Bu ise milyonlarca insan için nesiller boyu belirsiz, korku dolu bir gelecek anlamı taşıyor.
***
Afrika ve Asya kıtasının yoksul ülkelerinden milyonlarca insan için Avrupa yıllardır „kurtuluşun kıtası“ olarak bir hayal olmaya devam ediyor. Bunların çok azı hayallerinin peşine düşerek yola çıkıyor daha azı ise hedefine ulaşabiliyor. Geçtiğimiz yıllarda onbinlerce insan yollarda, haramilerin elinde perişan olmakla kalmayıp hedeflerine varamadan yaşamını yitirdi. Neredeyse ayda bir köhne bir teknenin yüzlerce yolcusuyla birlikte Akdeniz’in derinliklerine gömüldüğü gazete sayfalarına, televizyon ekranlarına yansıyor. Nisanın ilk haftasında 250 insan daha yaşamını yitirdi.
***
Pırıl, pırıl ışıklarıyla milyonlarca insanın hayallerini süsleyen Avrupa da artık eski Avrupa değil. Belki dönüp bakılsa eski Avrupa’nın da çok matah olmadığı görülecektir, ama dilimize pelensek olmuş bir kere, eskinin daha iyi olduğunu söylemek.
Portekiz, İrlanda ve Yunanistan’da hükümetler birbiri ardına emperyalist ülkelere ve kurumlarına boyun eğip milyonlarca vatandaşlarını kurban ediyorlar. Ne var ki işsizlik, yoksulluk bu ülkelere özgü değil. „Krizden en az etkilenen ülke“ olan Almanya’da milyonlarca insan her gün yaşam savaşı veriyor.
***
Umudu yitirmek tabi ki olmaz! 340 bin nüfuslu „cüce ülke“ İzlanda’nın halkı devleşiyor ve emperyalist ülkelere meydan okuyor. Kapılarına dayanan ‚haciz memurlarını‘, „Hayır, krizinizin faturasına ödemeyeceğiz!“ diyerek başlarından defetmeye çalışıyor. İzlanda halkının tutumu diğer ülkelerin işçilerine ve ezilen halklara örnek oluyor. İzlanda’nın özelliği emekçi halkının birlik olması, birlikte ülkelerini ve geleceklerini savunmaları.
***
Geçen sayımızda, bütün okurlarımıza çağrı yaparak 16-17 Nisan günlerinde gazeteleri Yeni Hayat’ı, yeni okurlarla buluşturmak için birlikte gazete satmaya çağırmıştık. Çok sayıda bölgeden olumlu tepkiler aldı. 16-17 Nisan günlerinde yaşananları 41. sayımızda bütün okurlarımızla paylaşacağız.

iyi haftalar