HOCHFELD’TE HAYAT ŞARTLARI ZORLAŞIYOR

Muharrem Şimşek
500 bin nüfuslu Duisburg’ta 75 bin göçmen kökenli insan yaşıyor. Bunların önemli bir bölümünü ise Türkiye kökenliler oluşturuyor. Göçmenlerin yoğunlaştığı semtlerin başında Bruckhausen, Hochfeld ve Marxloh geliyor.
Bu semtler, işsizliğe bağlı olarak geçim sıkıntısı ve sosyal problemlerin artmasıyla dikkatleri üzerine topluyor. Bu semtlerden biri de yaklaşık 15 bin kişinin yaşadığı Hochfeld. Her üç kişiden birinin Alman vatandaşı olmadığı semt sakinleri yaşadıkları sorunları gazetemize anlattılar.
İbrahim Yavuz (21 yaşında)
Şu anda bir benzin istasyonunda çıraklık eğitimi yapıyorum. Hochfeld`te birçok genç işsiz ve iş bulamıyor. Meslek yeri bulduğum için kendimi şanslı hissediyorum ancak çok az ücret alıyorum. Geçim sıkıntısı yüzünden evlenip bir yuva kurmayı bile düşünemiyor insan.
Oğuz Altuntaş (22 yaşında)
8 aydır demir-çelik alanında meslek yaptım. Bu arada iki ay Ergo diye bir taşeron firmada çalıştım. Ayda 180 saat çalıştığım halde elime 850 Euro geçiyordu. Şu anda işsizim ve işsiz olmak çok kötü. Hochfeld’te gençlerin büyük çoğunluğu işsiz. Son üç ayda 50’ye yakın iş müracaatı yaptım. Sadece altı yer bana ret cevabı verdi. Diğerleri cevap verme gereği bile duymadı.
Koşullar bizi taşeron firmalarda çalışmaya zorluyor. Almanların bu semtten göç etmesine üzülüyorum. Herhangi bir olayda direk Türkler sorumlu tutuluyor. Burası da Marxloch semti gibi kriminal bir imaj almaya başlıyor. Böyle bir imaj da var, bu durum bizi üzüyor.
Hasan Kabasakal (Esnaf)
20 yıldır bu semtte esnaflık yapıyorum. Eskisi gibi iş yapamıyoruz. Son üç yıldır Hochfeld’in durumu daha da kötüleşti. Hochfeld´te genellikle emekliler, işsizler ve düşük ücretli işçiler oturuyor. Bu insanlar da eskisi gibi alış veriş yapamıyorlar. Çünkü, ellerinde para yok.
Sadece alışveriş açısından değil, Almanların buradan taşınmasıyla semtin düzeni de bozuldu. Eskiden caddede bir çöp görülmezdi, belediye hemen toplardı. Ama şimdi günlerce kalıyor.
Emine Oğuz
1964 yılında Almanya’ya geldim on yıl boyunca çocuklarımı okula götürüp getirdim. Eşim  makine teknikerliği mesleği yaptı ve daha sonra Mannesman’da çalıştı. Ben de o dönem Rheinhausen semtinde bakkal işlettim. Rheinhausen’deki Krupp firmasının kapanmasıyla dükkanı kapattım ve o dönem Hochfeld semtinde ayakkabı tamir dükkanı açtım. İşsizlik bu kadar yoğun olmadığı için, çalışanların da ücretleri dolgundu, dolayısıyla pahalı ayakkabı giyiyorlardı. Ayakkabılarda hasar olduğunda da tamir etme gereği duyuyorlardı. Şimdi insanlar geçinemiyorlar ve ucuz ayakkabı tercih ediyorlar. Ayakkabı hasar gördüğünde ise tamir etme gereği duymuyor, pazardan ucuza yenisini alıyorlar. Son senelerde işler iyice kötüye gidiyor ve Almanların da bu semtten taşınması bizi olumsuz etkiliyor.
Mehmet Aydın
Burada büyük bir postane vardı kapandı. Sanki bu caddede bahis salonu yokmuş gibi şimdi o binaya da büyük bir bahis salonu açılıyor. Tanıdığım bir çok arkadaş işsiz olduğu için bu tür yerlere takılıyor ve dolayısıyla ailevi sorunlar yaşıyor.
Bu semtte devlet tarafından bir yatırım yok. Semt sakinlerine potansiyel suçlu gözüyle bakılıyor ve polis bakısı artıyor. Çalıştığım halde geçinemiyorum yardım almak zorunda kalıyorum. Bu da çok zoruma gidiyor.
Erdoğan Kalfa
İki yıldır bir restoranda çalışıyorum. Bir taraftan adım başı dönerci ve lokanta var diğer taraftan ise, yoğun işsizlik. Burada esnaflık öldü.
Sedat Öztürk (21 yaşında)
Mesleğim olduğu halde işsizim ve iş arıyorum. Taşeron firmalar üzerinden iş bulmak bile zorlaştı. Hochfeld´ten Almanların taşınması iyi olmadı. Sokakta Alman gençleri olmadığından hep Türkçe konuşuyoruz, dolayısıyla süreç içerisinde bildiğimiz Almanca’yı bile unutuyoruz. Örneğin, tramvayda sadece yabancılar olduğu zaman gençlerin davranışları da kötü oluyor. Almanlar olduğunda ise yabancı gençler de kendine çeki düzen veriyordu.
Şu an işsizim fakat derneğe gittiğim için kötü alışkanlıklar edinmedim. Hochfeld´te birkaç dernek daha olsaydı gençler buralara takılır belki kötü yollara düşmezdi.
Hasan Tokmakoğlu
Bulgaristan’da inşaat mühendisiydim. Ailem de hayvancılıkla uğraşıyordu. Ülkemiz Avrupa Birliği’ne girmeden önce 7,5 milyon nüfusa sahipti. Şu anda yaklaşık 4 milyon insan ülkede kaldı, diğerleri göç etti. Biz de buraya geldik. Avrupa Birliği bizim ülkeyi mahvetti. Şu anda sadece çocuk parası alıyoruz. Diğer giderlerimizi kendimiz karşılamak zorundayız. Dolayısıyla düşük ücrete çalışmak zorunda kalıyoruz. Orda sağlık sorunumuz yoktu, durumumuz buraya göre daha iyiydi. Keşke ülkemiz Avrupa Birliği’ne girmeseydi, ülkemizde yaşasaydık.

Çaresiz değiliz

Hoschfeld’te çalışma yapan DİDF üyesi Duisburg İşçi ve Gençlik Kültür Evi adına konuşan yönetim kurulu üyesi Ahmet Mesut Acar, semtte yaşanan sorunlar konusunda çaresiz ve çözümsüz olmadıklarına dikkat çekerek şunları dile getirdi:
„İşsizlik, geçim sıkıntısı ve birçok sosyal problemin yaşandığı semtimizde daha iyi bir hayat ancak birlikte hareket edersek mümkün. Bu sorunlar bir kader değil. İzlenen politikalarla bağlantılı… İş, eğitim ve sosyal hayatta haklarımızı kaybetmek istemiyorsak, ‚her koyun kendi bacağından asılır‘ demeden, veya ‚bizi dışlıyorlar diye topluma küsmeden‘, ortak sorunlarımıza ortak çözümler aramalıyız. Derneğimiz sendikalar, veli birlikleri, sosyal ve kültürel kuruluşlarla işbirliği içinde işçilerin, gençlerin ve kadınların bu arayışına yardımcı olmak amacıyla çalışmalar yapıyor. Tek tek belki kendimizi çaresiz hissedebiliriz ama birlikte olursak, işimizi de geleceğimizi de, gençliğimizi de semtimizi de kurtarabiliriz.“