ABD’de sendikalara karşı Haçlı Seferi

İşçi sınıfının birlik, dayanışma ve mücadele günü olan 1 Mayıs’ın kökeni ABD’de işçi sınıfına yönelik yapılan saldırılara karşı verilen mücadeleye kadar uzanıyor. ABD’li emekçiler 1886’da l Mayıs’ın kötü çalışma koşullarına karşı eşit işe eşit ücret talebiyle evrensel bir iş bırakma günü olmasına karar verdiler, l Mayıs’ta 200 bin Amerikalı işçi iş bıraktı ve 8 saatlik işgünü talebinde bulundu. Daha sonra uygulanan polisiye ve yasal baskılarla, işçilerin bu ölçekte bir gösteriyi tekrarlaması birkaç yıl engellendi. Yine de 1888’de bu yolda yeniden karar aldılar ve gelecek gösterinin l Mayıs 1890’da olmasını kararlaştırdılar. Bugün de ABD’de işçi ve emekçilerin yaşam koşulları günden güne ağırlaşırken, sendikalara karşı amansız bir savaş başlatılmış durumda. Ver.di sendikasının yayın organı Publik’ten derlediğimiz aşağıdaki yazı, bu son gelişmeleri özetliyor.

Wisconsin Eyaleti’nin Cumhuriyet Partili valisi sendikalara savaş açtı. Aslında savaş tüm Amerika Birleşik Devletleri’nde sürdürülüyor. Wiscosin’deki saldırılara karşı sadece sendikalar ve üyeleri değil, sendikayla ilgisi olmayanlar da eylem yapıyor.

Kolunda dayanışma yazılı bant taşıyan Jerry Maciegewski, valinin şu sıralar öğretmen ve devlet memurlarıyla uğraştığını ama sıranın kendilerine de geleceğinin farkında olduklarını söylüyor.

Maciegewski, haftada altı gün valinin makamının bulunduğu Capitol’e geliyor ve ellerindeki dövizlerle taleplerini dile getirmek için binanın önünde dolaşan eylemcilerin arasına katılıyor. Onun elinde herhangi bir döviz yok. Bakarsanız kendisiyle ilgili bir sorun da yok. Üzerinde üyesi olduğu sendikanın adı yazılı olan t-shirtiyle dolaşan Maciegewski, bir metal işçisi. Saat ücreti 39 Euro’dan çalışıyor. Eylem yapma nedeni, kişisel değil, valinin çizgisi: Sendikaları yok etmek, işçileri patronun eline teslim etmek isteyen vali seçimleri kaybedinceye kadar orada olacağını söylüyor.

Madison halkı Capitol’u çok seviyor. Pazar günleri mermer döşeli odalarında, geniş bahçesinde dolaşıyor ve elini uzatarak ‚ileri‘ diyen kadın heykelinin yanında resimler çektiriyorlar. İleri heykeli, Avrupa’da o dönemdeki devrim hareketlerine katılan ama başarısızlık sonucu Amerika’ya göçerek 1848 yılında Wisconsin eyaletini kuran Avrupalı göçmenlerin anısına dikilmiş. Capitol’un diğer tarafında ise köleliğe karşı mücadele etmiş Norveçli göçmen Hans Christian Heg’in gümüş heykeli var. Heg, o zamanlar ilerici güçler arasında olan Cumhuriyetçi Parti’nin üyesiydi. Şimdiki vali ise tam tersi. Ynai, ileriye değil geriye gitmek, tarihin çarklarını geriye döndürmek istiyor.

Vali Scott Walker, geçen yıl zenginlere vergi hediyesi olarak gelir vergisi oranını düşürdü. Şimdi de bütçede kısıtlamalara gidecek. Bütçe açığını kapatma bahanesiyle eğitime, sosyal alana ayrılan paralar aşırı ölçüde kesilecek. Kamu alanında çalışanların maaşlarını düşürmek için baskı yapan vali, TİS’lere ancak personelin yüzde 51’inin örgütlendiği sendikaların katılabileceğini içeren yasayı dayatarak sendikaları tamamen devre dışı bırakmayı hedefliyor.

32 yaşındaki Sarah Manski, Madison Yüksek Ticaret Okulu’nda öğretmenlik yapıyor. Öğrencilerinin büyük çoğunluğunun sağlık sigortalarının olmadığı, ailelerinin gıda fişiyle ucuz besin maddeleri satın aldığı bir okulda. Gençlerin, ailelerin gelirinin nasıl gaspedildiğini kendi gözleriyle gördüklerini, ve artık bıçağın kemiğe dayandığını belirterek, Wisconsin’de tasarrufa gerek olmadığını, valinin madenleri, suyu, kamu kurumlarını özelleştirmek için sendikaları güçsüzleştirmek, yok etmek istediğini söylüyor.

Nüfusu 6 milyon olan Wisconsin eyaletinin çok tanınmış bir üniversitesi var. Tanınmış olmasının nedeni çalışma yaşamıyla ilgili araştırmalarının ciddiliği. Vali, üniversiteyi de özelleştirmek arzusunda ve buna karşı yükselecek mücadeleyi bastırmak için elinden geleni yapıyor. Profesörlerden biri, kamuoyuna, özelleştirme çabalarıyla Cumhuriyetçi Parti arasındaki ilişkiyi ortaya koyan bir e-mail attı diye, resmi internet sayfası ve e-mail adresinin iptal edilmesi gündeme geldi.

AKLA GELMEYECEK MİSAFİRLER

Şubat ayında Capitol, akla hayale gelmeyecek misafirleri ağırladı. Yüzlerce insan mermer döşeli salonları işgal ederek darbuka konserleri verdi, sendika marşları hep bir ağızdan söylendi ve eylemciler polisin saldırısına tek yumruk olarak cevap verdiler. Senatodaki oylama sırasında 14 Demokrat Partili senatör saldırılardan kaçarak komşu İllinois eyaletine sığınmak zorunda kaldı, polis onları geri getirmeyi reddettiği için yapılan oylamada Cumhuriyet Partisi kazandı ve vali, halka ve sendikalara karşı bir adım daha atmış oldu. Kararlaştırılan yasanın geçerli olup olmadığını ortaya çıkarmak için mahkemeye başvurmaya hazırlanan muhalifler, ev gezileri yaparak imza topluyor. Aydınlar ve devlet memurlarının eylemleri devam ederken köylüler de traktörlerine binerek Capitol’e doğru ilerlemeye başladılar. İşçi kooperatiflerinin yok edilmesi ve ellerindeki toprağın gıda tekellerine peşkeş çekilmek istenmesini protesto eden köylüler sadece toprakları için değil, kaybedecekleri sağlık sigortası için de öfkeliler.

Yıllarca politikacıların oyuncağı görevini üstlenerek itibarlarını kaybetmiş olan sendikalar birden bire umut oldu. Genç, modern, dinamik yeni üyeler kazanarak TİS’lerde söz sahibi olmaya çalışıyorlar. Gençler sendikalara üye olarak, sokağa çıkarak gelecekleriyle ilgili kararlarda söz sahibi olmaya çaba harcıyorlar. Sendikaların bürokratik yapısı da sarsılıyor. Sendika bürokratlarıyla ilgili olarak, ‚biz onları uzman oldukları için çalıştırıyoruz, patronlarımız işçilerdir‘ ifadesi kullanılmaya başlandı.

Madison’un kafe ve meyhanelerinde ise şimdilerde ‚İşçi ailelerini destekliyoruz‘ yazılı plakatlar asılı. Göçmen örgütü ‚Voces de la Frontera‘, sendikaların en güvenilir mücadele ortağı. Valinin saldırıları, özelleştirme ve çıkışlar nedeniyle kısa bir süre sonra 22 bin üyesini kaybedecek olan kamu çalışanları sendikası AFSCME Başkanı Marty Beil, verecekleri mücadele ile, kaybettikleri üyelerin yüzde 70’ini geri kazanacaklarına inanıyor.

HEDEF SENDİKALIRI GÜÇSÜZLEŞTİRMEK

Emekli öğretmen Bruce Noble, saldırı bütçesinin onaylandığı 15 Şubat’tan beri her gün Capitol’de. Elinde ‚Walker’i devirin!‘ yazılı döviziyle daire çizip duruyor. İçeri girerken metal detektörden geçirilmesine, zorla Capitol’den uzaklaştırılmak istenmesine, ‚burası benim evim beni evimden atamazsınız‘ diyerek karşı çıkıyor.

Saldırılar sadece Wisconsin ve Cumhuriyetçilerle sınırlı değil. Demokratların yönetimde olduğu birçok eyalette de kamu kurumlarını özelleştirme ve bu alanda örgütlü sendikaları güçsüzleştirme yolunda ısrarlı adımlar atılıyor.

Ohio’da 360 bin kamu çalışanının grev, TİS vb. hakları gaspedildi. Tennessee ve Michigan’da da aynı içerikli yasalar çıkarıldı. İndiana’da oylamaya katılıp da sendikaların şiddetini çekmek istemeyen senatörler komşu eyaletlere kaçtı. Maine’de vali, işçi hareketiyle ilgi sanat eserlerini müzelerden çıkarmak için harekete geçti. Örneğin Çalışma Dairesi duvarındaki, tekstil sanayinde çocuk ve kadın işçi çalıştırılmasını gösteren resim silinecek. Vali LePage, sendikacıların adlarını taşıyan salonların da yeniden adlandırılacağını bildirdi.

Sendikacılara yönelik bu haçlı savaşı, Washington’a da erişti. Beyaz Saray, demiryolu sendikalarının havayollarındaki temsil hakkını ve memurların TİS haklarını yok etmek için oylama yapmaya hazırlanıyor.

Derleyen Semra Çelik