Ankara’nın ‘gurbetçi’ ikiyüzlülüğü

Daha kısa bir süre önce Başbakan Recep Tayyip Erdoğan Düsseldorf ve Strasbourg’da, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu da Bochum’da düzenledikleri seçim toplantılarında, Almanya ve diğer Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenlilere cilalı mesajlar vermiş, lafta da olsa onların sorunlarından söz edip gönüllerini almışlardı. Basın tarafından “seçim mitinglerinin Avrupa’dan başlatıldığı” biçiminde değerlendirilen bu şovlara rağmen, partilerin açıkladıkları seçim bildirgelerinde, göstermelik de olsa Avrupa’da yaşayan Türkiyelilere yönelik  konulara girilmemesi dikkat çekiyor. Elbette bu durum, AKP ya da CHP’nin bu ülkelerde yaşayanları ‘unutmasından’ kaynaklanmıyor; Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenli işçi ve emekçilerin sorun ve ihtiyaçlarını Ankara’dan çözmenin mümkün olmadığı gerçeğini bir kez daha gözler önüne seriyor. Avrupadaki vatandaşa söyleyecek sözü, verecek vaadi bulunmayışının bir itirafı olan bu durum, diğer taraftan da vatandaşın boş yere bir beklenti içine girmemesi açısından gayet ‘hayırlı’ olmuştur.
AKP’DEN BİR CÜMLELİK GENEL GEÇİŞTİRME
İktidar partisi AKP’nin genel başkanı ve başbakan Recep Tayyip Erdoğan, her Avrupa ziyaretinde, gittiği kentteki Türkiye kökenli göçmenler ile bir araya gelmeye özel önem veriyor. Bu çerçevede son yıllarda yapılan kapalı salon toplantıların haddi hesabı yok. Toplantılarda, sık sık Türkiye kökenlilerin dilini ve kültürünü unutmaması, asimile olmaması çağrısında bulunan Erdoğan, Türkiye’den kaynaklanan sorunların başına oy hakkını koyarak bu konuda bazı vaatlerde bulunmuştu. Ancak, bu ülkelerde yaşayan Türkiyeliler için sanki büyük bir adımmış gibi pazarlanmaya çalışılan konsolosluklara seçim sandığı uygulaması da boş çıkınca; “gurbetçiye” yönelik elle tutulur bir vaat kalmadı.
Türkiye’de vatandaştan daha fazla oy alabilmek için türlü türlü vaatlerde bulunan AKP, seçim bildirgesinde yurtdışında yaşayan Türkiye kökenli göçmenlere “dış politika” başlığı altında yer veriyor. 169 sayfalık bildirgede tek bir madde halinde özetlenen yurtdışındaki vatandaşların sorunları konusunda şöyle deniliyor: “Yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının, bulundukları ülkelerdeki haklarının daha fazla korunması için çaba sarf edilecek, gerek o ülkelerde gerekse Türkiye’de karşılaştıkları sorunların ortadan kaldırılması için mevcut mekanizmalar daha etkin biçimde işletilecektir.”
Yıllardır dile getirilen, bedelli askerlik, vatandaşlıktan çıkma süresinin kısaltılması, konsolosluklardaki yüksek harç bedelleri, emeklilik… gibi konulara dair somut sorunlardan bahsetmeyerek geçiştirme yapılıyor yani.

CHP, MHP DE FARKLI DEĞİL
Sadece hükümet partisi değil, halen parlamentoda grubu bulunan muhalefet partileri CHP ve MHP de, göçmenlerin Ankara’dan kaynaklı sorunlarına değinmeye gerek duymadı. Onlar da AKP gibi genel geçiştirmelerde bulunmayı tercih etti. Hatta CHP bu genel geçiştirmeye bile gerek duymadı.
MHP’nin hazırlamış olduğu 129 sayfalık beyannamede yurtdışında yaşayan Türkiye kökenlilerle ilgili olarak bir madde yer alıyor. Bu madde de biraz milliyetçilik biraz da laf salatası yer alıyor!
CHP tarafından hazırlanan 70 sayfalık “Özgürlüğün ve umudun ülkesi. Herkesin Türkiye’si” başlıklı seçim beyannamesinde ise yurtdışında yaşayan Türkiye kökenlilere genel bir değinmede bile bulunulmuyor.
Türkiye’de zorunlu askerlik süresini 6 aya düşürmeyi vaat eden CHP, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı göçmen gençlerin en önemli sorunlarından biri olan Türkiye’deki askerlik sorununa ise hiç değinmiyor örneğin.
SORUNLARIN ÇÖZÜMÜ BİZİM ELİMİZDE
Türkiye’deki düzen partilerinin Avrupa ülkelerinde yaşayan Türkiye kökenlilere bu denli uzak olmaları aslında çok da şaşırtıcı değil. Bu ülkelerde yaşayanlardan gelecek fazla bir oy olmadığı için, seçim bildirgelerinde onlara yönelik ‘vaatlere’ bile gerek duymuyorlar. Ama burada altı çizilmesi gereken konu, Avrupa’da yaşayan Türkiye kökenlilere yıllardır yapılan propagandanın ikiyüzlülüğüdür. Resmi makamlar ve hükümetler yıllarca, ‘Siz bizim parçamızsınız’, ‘Sizin sorunlarınız bizim de sorunlarımızdır; gurbet elde sizi yalnız bırakmayız’ vb. diye dil dökmüşler ama iş Ankara’dan kaynaklı sorun ve sıkıntılara gelince vatandaşını ‘unutmuştur’.
Bu propagandalara bakınca insanın ‘helal olsun bize sahip çıkıyor’ diyesi gelse de, burada yaşayan Türkiye kökenli işçi ve emekçileri ‘döviz rezervi’ olarak gören, ya da Avrupa ülkeleriyle olan ilişkilerinde diplomatik bir baskı unsuru olarak değerlendiren anlayışın, vatandaşın yarasına merhem olmadığı yılların tecrübesiyle sabittir.
Seçim bildirgelerinde, ‘yurtdışında yaşayan vatandaşları’ unutmaları bu yüzden tesadüf ya da basit bir ihmalkarlık değil, bu anlayışın bir sonucudur.
Ancak bu ‘unutkanlık’, burada yaşayan Türkiye kökenli işçi ve emekçiler için uyarıcı olmalıdır. Bir yandan onlara ikiyüzlülüklerini hatırlatma, bir yandan da ‘yeter artık yıllardır eziyet veren uygulamalarınıza bir son verin artık ve elinizi yakamızdan çekin!’ demenin vesilesi olarak görülmelidir. (YH)


Belçika’da ırkçı, Türkiye’de AKP’li

12 Haziran’da yapılacak genel seçimlerde hükümet ve muhalefet partileri, yurtdışından da aday gösterdiler. Bunlar arasında en dikkat çeken kişi AKP tarafından Belçika’da bir dönem  milletvekilliği yapan Cemal Çavdarlı.
Eskişehir’de 4. sıradan aday gösterilen Çavdarlı, Belçika’daki siyasi kariyerine Flaman Sosyalist Partisi’nde başlamış, ardından son bölgesel seçimlerde aşırı sağcı, ırkçı LDD partisinden aday olmuştu. İmam-Hatipli olması nedeniyle Belçika kamuoyunda ‚imam‘ olarak tanınan Çavdarlı, Flaman bölgesinde din dersi öğretmenliği yapıyordu.
AKP İsviçre’de bilgisayar mühendisliği yapan Fazilet Dağcı’yı bir kez daha Erzurum’dan aday gösterirken CHP ise Köln’de yaşayan Mimar Metin Keskin’i Sivas’tan 2. sıra adayı olarak gösterdi.
Ayrıca Avrupa Alevi Birlikleri Konfederasyonu Başkanı Turgut Öker de İstanbul 1. bölgeden bağımsız aday oldu. (YH)