SPD Sarrazin’den kopamadı

Yazdığı “Almanya kendisini yok ediyor” adlı kitapla, Türkiye ve Arap ülkelerinden gelen göçmenlerin yaşadığı sosyal sorunları “genetik yapılarıyla” açıklayacak kadar düpedüz ırkçılık yapan Merkez Bankası yönetim kurulu eski üyesi Thilo Sarrazin’in görüşleri artık üyesi olduğu Sosyal Demokrat Parti’yi (SPD) de bağlıyor.
Yazdığı kitap ve verdiği demeçlerle sürekli Müslüman ülkelerden gelen göçmenler ve Alman yoksullarını tahkir eden, hedef gösteren Sarrazin’in partiden atılması için yapılan bütün girişimler sonuçsuz kaldı. Merkez Bankası’nın bile tutmakta zorlandığı ve gelen bütün eleştirilerden sonra görevinden el çektirilen Sarrazin’in, sözde göçmenlere “en sıcak mesajlar” gönderen SPD tarafından üye olarak tutulmaya devam edilmesine karar verildi.
Sarrazin’in partiden atılması için verilen dört dilekçeyi görüşmek üzere toplanan, Sarrazin’in üyesi bulunduğu Berlin-Chartottenburg-Wilmesdorf ilçe örgütünün disiplin kurulu, söz konusu dilekçelerin geri çekildiğini duyurdu. Kurul, bunda Sarrazin’in verdiği ifadede SPD’nin ilkelerine bağlı kalacağını taahhüt etmesinin etkili olduğunu ifade etti.
2009’da da Sarrazin’in partiden ihraç edilmesi talebini görüşmüş ve bu talebi kabul etmeyerek, ırkçı görüşlerin dillendirilmesinde sorun görmemişti.
Kararı açıklayan Disiplin Kurulu Başkanı Sybille Uken, Thilo Sarrazin’in partiden ihracının ele alındığı toplantının yapıcı, ciddi ve yoğun bir tartışma ortamında geçtiğini söyleyerek, tüm taraflara söz hakkı verildiğini belirtti. Uken, “SPD’nin dışarıdan etkilere maruz kalarak bölünmemesi konusunda uzlaştık, buna dışarıdan gelen yorumlar da dâhil” dedi.
SPD’NİN MASKESİ DÜŞMÜŞTÜR
Merkez Bankası bile kendi imajını göz önünde bulundurarak Sarrazin’i yönetim kurulundan çıkarırken, SPD’nin bölge yönetimi hiç bir eleştiriyi gözönünde bulundurma gereği duymadan Sarrazin’e sahip çıkmış, onun öne sürdüğü gerekçeleri „yeterli“ bulmuştur.
Karardan sonra her ne kadar SPD içinde cılız da olsa kimi eleştiriler gelse de asıl olarak, Sarrazin’e sahip çıkma, onun yarattığı tahribata göz yumma tutumu çok daha ağır basmıştır.
Bu yüzden de karardan sonra kimi SPD’li politikacıların ve basının Sarrazin’in partide kalmasına dair kararı eleştirse de gerçekte SPD, Sarrazin’i partiden atmayı göze alamamıştır. Kararla ilgili olarak genel merkez düzeyinde net bir açıklamanın yapılmaması da bunun bir ifadesi olarak görülebilir.
Karar iki noktada önem arz ediyor. Birincisi; SPD içerisinde Sarrazin’in görüşlerini paylaşan, savunan küçümsenmeyecek bir kesim bulunuyor. Sarrazin’in parti üyesi olarak tutulması, bu gerici kanadın etkisinin hiç de küçümsenecek düzeyde olmadığını gösteriyor.
İkinci önemli nokta da, SPD Sarrazin’in etkilemiş olduğu kesimler ile arasında mesafe koymak istemiyor. Tam tersine bu kesimleri de kucaklamak istiyor.
TÜRKİYE KÖKENLİ GÖÇMENLER MESAJI ALMALI
SPD’nin Sarrazin hakkında verdiği karar, hem göçmenlerin hem de Alman yoksulların suratına atılmış bir şamardan başka bir şey değildir. Onca tepkiye ve öfkeye rağmen, yetkili kurul, Merkez Bankası’nın gösterdiği hassasiyeti bile gösterme ihtiyacı duymayarak, Sarrazin’in görüşleri ve demeçleriyle araya bir mesafe koymaktan geri durmuştur. Türkiye başta olmak üzere çeşitli ülkelerden gelen göçmenler arasında 1970’li yılların başından bu yana SPD’nin özel bir yerinin olduğu; ‘yabancı dostu’ imajı yaratmayı başardığı biliniyor. Bu imajın gerçeği yansıtmadığı, SPD’nin aldığı pek çok kararla ortaya çıkmış olsa da göçmenler arasındaki imajında çok büyük değişiklikler olmadı. Bu son ‘Sarrazin kararı’nın, SPD’nin göçmenler arasındaki inandırıcılığı ve etkisine ciddi bir darbe olup olmayacağını ise zaman gösterecek. Ancak SPD içinde aktif siyaset yapan Türkiye kökenli politikacıların tutumuna bakıldığında, tutarlı bir tepki ortaya koyabileceklerine dair bir işaret görünmüyor. (YH)