Binlerce işçi asbest kurbanı

Bremen Vulkan tersanesi 15 yıl önce iflas gerekçesiyle kapandı. Geçen süre içinde tersanenin eski işçilerinden en az 5 bini işyerinde ortaya çıkan kimyasal maddeler ve asbest nedeniyle hastalandı. Bu nedenle ölen Vulkan işçilerinin sayısı giderek artıyor ama sigorta işçilere hastalık tazminatı ödememek için ayak diretiyor.

Bremen Vulkan Tersanesi’nde son vardiya 15 Ağustos 1997 günü gerçekleşti. Ama Vulkan gündemde kalmaya devam ediyor. Tersanedeki çalışma koşulları nedeniyle birçok işçinin ağır hastalıklara yakalanması üzerine eyalet senatosu bir danışma merkezi açılmasını kararlaştırdı.  Senato, danışma merkezine başlangıçta  46 bin 800 Euro’luk bir bütçe ayırdı.

Tersanelerdeki çalışma ortamının neden olduğu solunum hastalıkları sadece Bremen’de değil dünyanın birçok ülkesinde ortaya çıkan yaygın bir olay. Kaynak, duman, çözücü asitler ve asbestle çalışan tersane işçilerinin hasta olmaması neredeyse mucize… Vulkan, 1996 yılında iflas başvurusunda bulunduğunda ve değişik kurtarma girişimleri başarısızlıkla sonuçlanıp kapatıldığında 2500 işçi işsiz kalmıştı. İşçilerden çoğu daha o zaman ağır denecek oranda hastaydılar.  Bunlardan 656’sı asbest nedeniyle akciğer hastalığına yakalandıklarını belirterek malullük sigortasına başvurdu.  Ancak, akciğerlerinde asbest bulunmasına rağmen, şimdiye kadar yarısının bile çalışma koşulları nedeniyle hasta olduğu kabul edilmedi.

Isıya dayanıklı maddelerle çalışılan tersanelerde 70’li yıllarda akciğer hastalıklarının artması dikkat çekti. Ama ne var ki asbest kullanımı ancak 1993 yılında yasaklandı. Ve hastalık sinsi geliştiği için 2017 yılında asbest nedeniyle hasta olanların sayısının rekor düzeye çıkması bekleniyor. Bu da sigortaların kendilerine yapılan başvuruları reddetmeye, ya da örnek bir karar çıkararak mesleki hastalıkları tümüyle sigorta dışına atmaya yöneltiyor.

Ancak Vulkan işçilerinin hala devam eden örgütlülüğü bu haksızlığın önünde engel teşkil ediyor. Tersanede uzun süre BR (İşyeri İşçi Temsilciliği) başkanlığını yapan Rolf Spalek, iflastan bu yana, işsiz arkadaşlarına danışma hizmeti veren Vegesack’da oluşturulan bir  merkezde çalışıyor. Kendisi de ikibuçuk yıldan beri asbestin yol açtığı hastalıktan muzdarip olan Spalek, yıllar boyu tersane kapısında dağıtılan Echo-Lot dergisinin de yayıncılarından. Dergide 1978-1991 yılları arasında defalarca asbestin yol açtığı hastalıklar konusunda bilgi verildiğine değinen Spalek, bunun sonucunda 1983 yılında – tersane krizine rağmen- işçilerin asbest bulaşmış United States gemisinin onarımını reddetmesinin sağlandığını, bu yüzden Vulkan patronlarının dönemin BR başkanı Fritz Bettelhaeuser’i işten attıklarını belirtiyor.

Spalek, İşletme Kontrol Dairesi’nin daha 1968 yılında asbestin ağır hastalıklara yol açabileceği tesbitini yaptığını belirterek buna rağmen 10 yıl sonra Kungsholm gemisinin onarımının üstlenildiğini, gemideki asbest oranının izin verilenden 10 kat fazla olduğunu ise ancak 2000 yılında öğrendiklerini söylüyor. Dönemin BR’si de işverenin bu oyununa ortak olmuş çünkü.

Binlerce Vulkan işçisinin akciğer hastalıklarıyla boğuştuklarına dikkat çeken Spalek, Malullük Sigortası’nın, işçilerden, hastalığın çalışma koşullarından kaynaklandığını kanıtlamalarınıı istediğini, bunun ise imkansız olduğunu belirtiyor. İflas sırasında çok sayıdaki belgenin işveren tarafından gizlice yok edildiğinden emin olduğunu da belirten Rolf Spalek, geri kalan iş kazasıyla ilgili 3600 dosyayı incelediklerini, böylece az sayıdaki arkadaşlarına yardımcı olabildiklerini kaydetti.

Verilen bilgilere gmöre, malullük sigortası, kendine yapılan başvuruları kabul etmemek, iş koşulları yüzünden hasta olduğunu kanıtlasalar bile işçilere prim ödememek için ayak direyen bir tutum içinde.

Vulkan’da yaşanan asbest skandalı ve ölümlerin artması,  yıllar sonra eyaletin SPD-Yeşiller koalisyon hükümetini harekete geçirdi. Senato, Federal Eyaletler Meclisi’ne sunulmak üzere bir yasa tasarısı hazırladı. Tasarıda, çalışma koşullarına bağlı olarak hastalananların Malullük Sigortası tarafından bunu kanıtlamaya zorlanmasının absürd olduğundan yola çıkılarak, işçinin değil tersine sigortanın hastalığın çalışma dışı koşullardan kaynaklandığını kanıtlama şartını öngörüyor. (Derleyen: Semra Çelik)