Köln’de 1 Mayıs öncesi ve sonrası

SEFARİYE EKŞİ*

Plastik meyve kasası bahçeden yeni toplanmış taptaze yeşil soğanlarla dolu…Soğanların kokusu oradan geçenlerde açlık duygusunu kışkırtıyor…
Soğanların satan amca da Köln Ford’dan emekli olmuş. ’36 gün değil 36 yıl burada çalıştım, güzel günlerdi, ama artık değil’ diyor.
İşten çıkan bir Alman kadın işçi de, iki dilde hazırlanan “1 Mayıs’a çağrı” bildirisini uzattığımızda “Öğleyin işe girerken aldım, harika talepler” cevabını veriyor. Türkiyeli bir işçinin ‘Komm Oscar, nimm doch eine’ sözleri üzerine arkadaşı da yaklaşıp bildiriyi alıyor. Biraz yüksek sesle ‘1 Mayıs’ için dediğimizde yaklaşan Ford işçilerine sendikanın bildirilerini de birlikte veriyoruz. Bazı Alman işçiler de sendikanın  bildirisini daha keyifle alıyorlar.
Bir grup arkadaşımız sabah ve öğle vardiyasına, biz ise gece vardiyasındakilere, ‘Taşeron İşçilik = Modern Kölelik’ yazılı pankartı hazırlayan genç arkadaşlarımız da Ford’un arka bahçesine kurulu Endüstri Park’daki taşeron firma işçilerine ulaştırdılar 1 Mayıs çağrımızı.
Bir süre önce, taşeron firmalarla ilgili bir toplantı düzenleyip, Almanya’nın hangi koşullarda 1 Mayıs’a girdiğini hep birlikte tartışmıştık.
Derneğimizde resim çalışması yapan kadın arkadaşlarımız da, taleplerini içeren, rengarenk ve güzel yazı stilleriyle boyadıkları afişlerle yürüyüşte gerek katılımcıların gerekse basının beğeni ve ilgisini çektiler.
***
Köln DİDF olarak  4 bin bildiriyi iki hafta sonu semtlerde açtığımız standlarda, sokakta,  Ford fabrikasının önünde dağıttık. Bu çalışmayı yaparken, ilk hedefimiz Türkiyelilerin 1 Mayıs’a katılımını sağlamaktı. Ama Alman emekçilerin konuya ilgisi de dikkatimizi çekti. Bildirileri hemen standın yanında alıp okumaları veya fabrikanın önünde “1 Mayıs” sözlerini duyunca yaklaşıp almaları bunu gösteriyordu.
Böyle bir çalışmanın daha yaygın, her işyerinde ve işkolunda asıl olarak da sendikalar tarafından yapılması gerekiyordu. Ama ne yazık ki, sendika binalarında ,‘paketler içindeki binlerce bildiri dağıtılmadan kaldı. Sendikamızdaki bir paket bildiriyi alıp dağıtmamız sendikadaki  arkadaşımızı sevindirdi ama; asıl olarak bu çalışmayı yaparken Alman emekçilerinin buna nasıl ihtiyacı olduğunu gördük.
Belki de doğru olan; bu çalışmayı, fabrikanın önünde veya sokakta  sadece DİDF’liler olarak değil, Alman ve diğer uluslardan emekçiler, sendikacılar vb. ile birlikte örgütlemekti. Gücümüz oranında da olsa  bunu yapamamış olmanın eksikliğini yaşadık.
Almanya’da 2011 yılının 1 Mayıs’ına katılım geçen seneden daha az oldu. Bazılarımız bunu açıklayamadı belki; ekonomik olarak zor bir dönemden geçmemize rağmen, krize rağmen katılımın ‘niye’ daha az olduğu sorusunun cevabını veremedik belki.
Sorunun kendisi, yapılan bir çalışmanın başarısız olması değil; yapılması gereken asgari bir çalışmanın sendikalarımız veya emekten yana parti ve gruplar tarafından işyerlerinde, sokakta yapılmamış olmasıdır. Katılımın az olması veya işçiler arasında mücadeleden yana henüz çok güçlü bir rüzgar esmiyor oluşu bizim kararlılığımızı azaltan değil, tam tersine yapmamız gereken daha çok iş olduğunu, sabır ve inatla işe sarılmamız gerektiğini  hatırlatmalı.