Libya: Yeter ki savaşa hizmet etsin

Sevim Dağdelen*

Federal Hükümet, BM Güvenlik Konseyi’nin 1973 No’lu Libya kararının yalan üzerine kurulduğunu doğruladı. Yani Libya’ya karşı savaş, yalanlarla meşrulaştırıldı. Barış hareketinin bir süredir dikkat çektiği bu gerçek, Federal Hükümetin bir soru önergesine verdiği 17/5666 No’lu yanıtıyla bir kez daha belgelendi.
“Libya’ya saldırının ardında yatanlar” başlıklı belgede, “Federal hükümet, Libya Hava Kuvvetleri’nin sivillere yönelik saldırıları hakkında ayrıntılı bilgiye sahip değildir” ifadesine yer verildi. Aynı şekilde, Libya Hava Kuvvetleri’nin bir ateşkes anlaşmasına uymadığına dair bilgilerin bulunmadığı belirtilen yanıt, Libya savaş uçaklarının ülkenin her yerini sistematik şekilde bombaladığı iddialarının doğru olmadığını gösteriyor. Ayrıca Federal hükümet, sivil halkın korunmasının ve insani yardımın ulaştırılmasının askeri şiddete başvurmadan mümkün olmayacağı iddialarının doğruluğuna dair bir belge de sunamadı.
1973 No’lu ve 18 Mart 2011 tarihli BM Güvenlik Konseyi kararının temel gerekçesi, sivil halkın bombalandığı iddialarına dayandırılmıştı. Böylece uçuşa yasaklı bir hava sahası oluşturulması ve BM Şartı’nın 7. faslı uyarınca askeri önlemler alınması için zemin yaratılmıştı.
Bu yalanların ipliği şimdi pazara çıktı.
Bilindiği gibi Almanya, Güvenlik Konseyi’nin daimi olmayan 10 üyesinden biri. Federal Hükümetin soru önergesine verdiği yanıt, askeri müdahale kararı alınmadan önce elde bulunan bilgilerin son derece yetersiz olduğunu gösteriyor. Bugün de hala, Kaddafi rejiminin, silahsız sivil halkı hedef alan askeri saldırılar gerçekleştirdiğine dair bağımsız ve doğruluğu kanıtlanmış bir rapor yok. Ve hükümet bu durumda, BM Güvenlik Konseyi’nin dünya barışını  tehdit ettiğini inkar etmekte oldukça zorlanıyor.
Hükümet bunun yanı sıra, uçuşa yasaklı bölge sözleşmesine sadece silahlı muhalefetin uymadığını kabul etmek zorunda kaldı.
Bu güçlere ait bir savaş uçağı yakalanarak inişe zorlanmıştı.
Federal Hükümet bu savaş yalanları karşısında, Libya’daki iç savaşla hiçbir ilişkisi yokmuş gibi davranırken, öte yandan silahlı Libya muhalif güçleriyle ilişkiler sürdürdüğünü kabul ediyor.
Bütün bunlar Libya’ya karşı savaşın yalanlarla başladığını yeterince ortaya koyuyor. İnsan hakları ve insani yardımın ulaştırılması adına başlatılan bu savaşta, NATO güçlerinin bombaladığı kentlerde ve buna bağlı olarak iç savaşın yayılması sonucunda çok sayıda masum insan öldürüldü. Ancak Libya’da silahlı muhalefeti desteklemek, Arap ülkelerindeki demokratik bir yeniden başlangıcı savunan güçlerle dayanışma içinde olmak anlamına gelmiyor.
Bir kez daha anlaşılıyor ki; savaşın gerçek nedeni, asıl olarak NATO’nun zengin petrol yataklarına sahip ve hem Akdeniz’i denetleme, hem de Afrika üzerindeki etkisini artırma için stratejik öneme sahip bu ülkede, bir rejim değişikliğini şiddet yoluyla değiştirme çabalarında yatıyor.

* Federal Parlamento Milletvekili
(DIE LINKE)