Serbest dolaşım sosyal olarak biçimlendirilmeli

Almanya ve Avusturya, Avrupa Birliği üyesi olduğu halde serbest dolaşım konusunda sınırlama koydukları 8 Doğu Avrupa ülkesinin vatandaşlarına 1 Mayıs’tan itibaren kapılarını açtı.  Sol Parti Federal Parlamento Milletvekili Matthias W. Birkwald, bunun iş piyasasındaki etkileri ve alınması gereken önlemler konusunda gazetemizin sorularını yanıtladı.

Yücel Özdemir

Sayın Birkwald, 1 Mayıs’tan itibaren Doğu Avrupa ülkelerinden insanlar serbest dolaşım çerçevesinde Almanya’ya giriş yapma hakkına kavuştu. Bu durum Almanya’daki iş piyasasını nasıl etkileyecek?
Gelecek olanların sayısı konusunda değişik rakamlar var. Kimisi 100 binden kimisi de 140 binden söz ediyor. Alman İşverenler Enstitüsü ise 800 binden söz ediyor. Bana göre 100 ila 200 bin arasında bir sayı olabilir.
Birçok kesim Alman iş piyasasının bu sayıyı kaldıramayacağını söylüyor. Biz Sol Parti olarak tersini düşünüyoruz. Serbest dolaşım elbette bütün işçilerin hakkıdır ve isteyen bu hakkı istediği gibi kullanabilir.
Ancak bunun sosyal olarak düzenlenmesi gerekiyor. Bu yüzden biz Almanya’da çalışan herkes için yasal asgari ücret talep ediyoruz. Bu gerçekleştiği takdirde gelen işçilerin daha düşük ücretle çalıştırılması mümkün olamayacak.
Şu andaki en büyük tehlike Doğu Avrupa ülkelerinden gelecek olan işçilerin Alman ve diğer Avrupa ülkelerindeki işverenler tarafından çok düşük ücretle çalıştırılarak aşırı bir şekilde sömürülmesidir.

Yasal asgari ücret olmadığına göre, pratik olarak bundan sonraki sürecin nasıl işleyeceğini tahmin ediyorsunuz?
Pratik olarak en büyük tehlike, ücretlerin çok düşük olduğu ülkelerden gelen işçilerin saat ücerti 3, 4, 5, 6 Euro’dan çalıştırılması olacak. Bu ücretlerle Almanya’da yaşamak mümkün değil. Gelenler birkaç ay zor koşullarda çalıştıktan sonra ülkelerine gitmek zorunda kalacaklar.
Bu konuda kimseyi suçlayamayız. Ama Almanya’da yıllardan beri çalışanları düşündüğümüzde, Doğu Avrupa’dan gelecek olanların üzerinden ücretlerin düşürülmesi, onların yaşamını da daha çekilmez hale getirecektir.
Bize göre doğru düzgün yaşamak için Almanya’da asgari saat başı 10 Euro olmalıdır. Bu nedenle serbest dolaşımın mutlaka sosyal olarak güvence altına alınması gerekiyor.

Bu durumda yasal asgari ücretin olmadığı bir Almanya’da serbest dolaşımdan işverenlerin kazançlı çıktığını söyleyebilir miyiz?
Evet, asgari ücretin olmadığı durumda öncelikli olarak bu durumdan işverenler kazançlı çıkacaktır. Elbette asgari ücret olmadan da bazı düzenlemeler yapılabilir. Bunların başında özellikle Doğu Avrupa’dan gelecek olan işçilerin çalıştırılacağı sektörlerde sektörel asgari ücret uygulanması geliyor. Bu zaten bazı sektörlerde var.
Yine, kiralık işler konusunda da eşit işe eşit ücret talep ediyoruz. Çünkü şu anda kiralık işlerde çalışanlar ana firmanın işçilerinden yüzde 30-35 daha düşük ücret alıyorlar. Doğu Avrupa’dan gelecek olan işçilerin kiralık firmalar tarafından çalıştırılması da önemli tehlikelerin arasında yer alıyor.
Yani, serbest dolaşım herkes için önemli bir adım. Ama önemli olan, bu serbest dolaşımın hem yerli hem göçmen işçiler için daha fazla sömürü anlamına gelmesini engellemektir.  Bunun için de biraz önce sıraladığım talepler büyük önem arz ediyor. Bu talepler için meclise birçok yasa taslağı sunduk, ama hepsi de hükümet tarafından reddedildi.

Federal Hükümet neden asgari ücrete bu kadar karşı çıkıyor?
Hükümette şu anda üç parti var ve bunlardan birisi (FDP) bütün gücüyle asgari ücretin her türlü biçimine karşı çıkıyor. FDP, sermayenin çıkarlarını en açık ve pervasız şekilde savunan bir parti. Sürekli, asgari ücretin uygulanması durumunda işyeri sayısının azalacağı masallarını anlatıyor. Oysa bunun gerçeği ifade etmediğini ortaya koymak için yeterli belge ve bilgi var. Verdi sendikası tarafından yaptırılan bir araştırmaya göre, asgari ücret işyeri yok etmekten ziyade, 100 bin yeni işyeri yaratacak. Yine yapılan başka bir araştırmaya göre, asgari ücretin hayata geçirilmesi durumunda, devletin kasasına 4 milyar Euro daha fazla vergi girecek.
Kısacası, hükümetin asgari ücrete karşı öne sürdüğü gerekçelerin tümü yanlış.
Bunun yanı sıra Almanya’da açık bir şekilde ücretlerin artırılması gerekiyor. Almanya, Avrupa’da işçi ücretlerinin artmadığı nadir ülkelerden birisi. Hele hele bazı branşlarda buna çok daha fazla ihtiyaç var.
Bu süreçte yapılması gereken bir başka uygulama ise yurtdışında alınan diplomaların acil olarak tanınmasıdır. Türkiye’de, Polonya’da ya da başka bir ülkede alınan diplomaların Almanya’da tanınmaması kabul edilemez. Bu konuda da yaptığımız girişimlerden de maalesef tatmin edici bir sonuç çıkmadı.

Doğu Avrupa ülkelerinden gelen işçilerin oradaki yaşam koşulları konusunda neler söyleyebilirsiniz?
İnsanlar, ekonomik koşullar ve refah düzeyinin düşüklüğü nedeniyle Doğu Avrupa’dan Almanya’ya gelip çalışmak istiyor. Doğu Avrupa ülkelerinin çoğunda saat ücreti 1 Euro’nun altında. Tamam, fiyatlar da düşük, ama yine de oradaki insanlar üzerinde göç etmeleri için ekonomik baskı var. Hiç kimse gönüllü olarak ailesini bırakıp buraya gelmiyor. Tersine, yaşamını sürdürebilmek için buna mecbur kalıyorlar. Ve, kısa zamanda çok para kazanıp yeniden dönmek istiyorlar. Bunu saygı ile karşılamak gerekiyor.
Bu yüzden de serbest dolaşımdan ötürü çıkabilecek sorunlar karşısında bu mağdur insanları günah keçisi olarak ilan etmemek gerekiyor. Buna için vermemeliyiz. Bu serbest dolaşımdan işverenlerin hangi çıkarları sağladığına bakmalı ve ona göre önlemler alınmalı. Bu nedenle gelecek olan işçilere de Alman işçilerine tanınan bütün haklar verilmelidir. Dolayısıyla bir kez daha tekrarlamak istiyorum: Eşit işe eşit ücret verilmeli.