Solingen halkaları ve ırkçılığa nefret

Solingen katliamının üzerinden 18 yıl geçti. Katliamı unutturmamak için yapılan halkaların sayısı yıldan yıla artıyor.

YÜCEL ÖZDEMİR

29 Mart 1993’te Solingen’de Genç Ailesi’ne ait evin Neonazi gruplar (hatta istihbarat örgütleriyle bağlantılı faşistler) tarafından ateşe verilerek beş kişinin katledilmesinin üzerinden tam 18 yıl geçti.

Gecenin karanlığında ateşe verilen evde Hülya Genç (9), Gülüstan Öztürk (12), Hatice Genç (18), Gürsüm İnce (27) ile Saime Genç’i (4) can vermişti.
Bütün dünyayı sarsan bu insanlık düşmanı katliamı gerçekleştirenlerin Neonazilerle bağlantılı dört genç olduğu ortaya çıktı. Gençlik Cezası’na çarptırılan bu insanlık düşmanları şimdi “normal vatandaş gibi” Solingen’de yaşamlarını sürdürmeye devam ediyor.
Ortaçağ’da kılıç imaalatıyla tanınan, sonra bıçak ve diğer kesici aletlerin üretim merkezi olan Solingen, Genç Ailesi’nin evinin ateşe verilmesinden bu yana 18 yıldır ise daha çok bu ırkçı saldırıyla anılır oldu.
Sadece ırkçılığa tanık olmadı Solingen, ırkçılığı lanetleyen Genç Ailesi’yle dayanışma içinde olan birçok adım atıldı. Bunlardan biri de yaşanan katliamı unutturmamak ve ırkçılığa karşı halkların dayanışmasını göstermek için yapılan anıt oldu. Kılıç ve bıçaklarıyla ünlü kentin geleneğine uygun olarak demir halkalardan oluşan bir anıt.

HALKALAR GİBİ BİRLEŞMEK

Katliamdan bir yıl sonra Belediye Meclisi, katledilenleri anmak ve bir kez daha kentte aynı acıların yaşanmaması için, yangında hayatını kaybeden Hatice Genç’in gittiği Mildred-Scheel-Okulu’nun önündeki meydana bir anıtın yapılması kararı aldı.

Anıt için açılan yarışmayı Solingen Gençlik Yardım Atölyesi (Solinger Jugendhilfe-Werkstatt) kazandı. İki insanın karşılıklı tutarak parçaladığı gamalı haç ve bu iki insanın etrafındaki demir halkalardan oluşan anıt, yapılış felsefesi bakımından oldukça anlamlı. Zaten anıtın üzerine yerleştirilen tabela mesajı net bir şekilde veriyor: “Bu halkalar gibi bağlanarak birlikte yaşamak istiyoruz”. Nazilerin sembolü gamalı haçı parçalayan insanın etrafını ören halkaların üzerindeyse ırkçılığa karşı çıkan insanların isimleri bulunuyor. Halkaların bir özelliği de giderek çoğalması; çünkü ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı mesaj vermek isteyen herkes 5 Euro karşılığında anıta kendi adına bir halka koydurabiliyor. Şu ana kadar 5 bin halkanın ördüğü anıtın ilk beş halkasının üzerinde faşistlerin katlettiği Hülya Genç, Gülistan Öztürk, Hatice Genç, Gürsüm İnce ve Saime Genç’in ismi yer alıyor. Halkalar artıkça, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına tepki sembolik de olsa biraz daha artıyor yani.

SOLİNGEN’DEN SİVAS’A…

Solingen Anıtı, ırkçılığa ve yabancı düşmanlığına karşı bir duruş olarak, katliam yapıldıktan hemen bir yıl sonra yapılmış. Ne var ki, Solingen Katliamı’ndan 35 gün sonra benzer bir şekilde Sivas Madımak Oteli’nde 33 insanın katledilmesinin anısına hala bir anıt dikilebilmiş değil. Katliamın yapıldığı yerin bir lokanta olarak kullanılması ise daha yeni durdurulabildi.

Tabii anıt dikmekle sorun çözülmüyor. Solingen’den sonra Almanya’da ırkçılık ve yabancı düşmanlığı adına yüzlerce olay yaşandı; ayrımcılık daha sistemli bir politka olarak toplumu kutuplaştırmaya devam etti, ediyor. Devletin ve politikacıların, katliamdan sonra ırkçılığa karşı mücadele sözleri ise kağıt üstünde kaldı.

Samimiyetsizlik sadece Alman politikacılarına özgü bir durum değil. Her yıl 3 bin km yol kat ederek Solingen’e gelen ve anma törenlerine katılan Türkiye temsilcileri, Sivas Katliamı konusunda ise bir tek kelime etmemeye özen gösteriyorlar. Bu nedenle her yıl Solingen’de düzenlenen anma toplantıları aynı zamanda Türkiye’nin Sivas utancını bir kez daha açığa çıkarıyor. Dileriz bir gün Solingen Anıtı’nın bir benzeri de Madımak Oteli’nin önüne dikilir. (YH)

18 yıldır öldürücü sığınma politikası sürüyor

Solingen katliamı asıl olarak hükümet ve medya tarafından sığınmacılara ve yabancılara karşı o dönem sürdürülen düşmanca kampanya sonrasında meydana gelmişti. Sürekli sığınmacılar üzerinden sürdürülen düşmanca kampanya Solingen’de doruk noktasına çıkmıştı.

Katliam oldu, ama Almanya’nın sığınma politikası ve sığınmacılara karşı yaklaşımı değişmedi. Berlin Irkçılık Karşıtı İnisiyatifi (ARI) tarafından 18 yıldır arka arkaya yayınlanan rapor, bunu bir kez daha ortaya koyuyor.

1993 yılından bu yana tutulan verilere göre 18 yıl içinde Almanya’da 6 bin insan ırkçı saldırılarda yaralandı ya da hayatını kaybetti.

Rapora göre geçen yıl Almanya’ya gelen sığınmacıların sadece yüzde 21’nin başvurusu kabul edildi. Bu oran bir önceki yıla göre yüzde 12,2 daha az. Hem de sığınmacı sayısı iki kat arttığı halde.

Kurum tarafından hazırlanan rapora göre 1993’ten bu yana 398 sığınmacı hayatını kaybetti. Irkçı saldırılarda hayatını kaybedenlerin sayısı ise 83.

Öte yandan Almanya’nın sığınma politikasına bir eleştiri de Federal ve Eyaletler Çalışma Grubu’ndan geldi. Yapılan açıklamada sınırdışı edilmek istenen ancak mahkemeler tarafından reddedilen sığınmacılara yönelik olarak yetkili dairelerin oldukça kötü davrandığı ifade edildi. Konuyla ilgili olarak hazırlanan 16 sayfalık raporda 2010 yılı içinde sığınma başvurusunda bulunanların yüzde 14,8 hakkında sınırdışı kararı verildiğine de dikkat çekildi. (YH)