İsyan ateşi İspanya’da

İspanya’da 15 Mayıs’ta küçük gruplar halinde işsizliğe ve yoksulluğa karşı 50 kentte başlayan gösteriler gelinen yerde 160 kentte on binlerin katılımıyla devam ediyor. Başkent Madrid başta olmak üzere 60 şehirde binlerce genç alanları işgal ederek direnişlerini sürdürüyorlar. Yüksek Seçim Kurulu’nun yasak kararı da sökmedi.

Kuzey Afrika ülkelerinde işsizliğe, yoksulluğa ve sefalete karşı yakılan isyan ateşi İspanya’ya kadar uzandı. Aşırı borçlanma ve Euro krizi yüzünden ekonomisi sarsılan İspanya’da on binlerce işçi ve emekçi meydanları terk etmemek üzere protesto gösterilerine başladı. Daha önce aralarında Barcelona, Sevilla, Valencia, Bilbao, Santiago de Compostela gibi pek çok kentte internet üzerinden örgütlenen protesto gösterileri, başkent Madrid’in kalbi sayılan Puerta del Sol (Güneş Kapası) Meydanı’na  kadar ulaştı.

15 Mayıs’tan itibaren 50 değişik kentte yapılan çağrılar üzerine başlayan gösteriler, 19 Mayıs günü Madrid’de 150 bin kişinin katıldığı dev bir gösteriye dönüştü.

Mısır’da Hüsnü Mübarek’in devrilmesine yol açan Tahrir Meydanı’ndaki gösterileri kendilerine örnek olarak alan İspanyalı genç işçi ve emekçiler, polisin gösterileri yasaklamasına, eylemcileri tutuklamasına rağmen geri adım atmadı.

Geçtiğimiz günlerde dünyanın birçok kentinde İspanya konsoloslukları ve büyükelçilikleri önünde dayanışma eylemleri de düzenlendi.

EURO BÖLGESİNDE EN YÜKSEK İŞSİZLİK

İspanya’da bu şekilde on binlerce insanın sokağa çıkmasına neden olan sosyal sorunların başında hükümetin ilan ettiği acı reçete ve yüksek orandaki işsizlik geliyor. Euro Bölgesi ülkelerinde işsizliğin yüzde 21 ile en yüksek olduğu ülke İspanya. Keza, ülkede tıpkı Kuzey Afrika ülkeleri Tunus, Fas, Cezayir’de olduğu gibi özellikle gençler arasında işsizlik yüzde 45’in üzerinde. Bu da protestolara en çok gençlerin katılmasına yol açıyor. İspanya’da gençler arasındaki işsizlik, son beş yıl içinde iki katına çıkarken, işbaşındaki sosyal demokrat hükümetse buna ciddi bir çözüm ortaya koymadı.

İşçi ve emekçiler arasında hükümete tepkinin yüksek olduğu İspanya’da, bardağı taşıran son damla Başbakan Jose Luis Radriguez Zapatero’nun bütçeyi denkleştirme adına en son ilan ettiği tasarruf planı oldu. Buna göre kamu işyerlerinde çalışanların maaşları düşürülürken, emeklilik maaşları da donduruldu. Ayrıca, devlet yardımına muhtaç olanların yardım alma şartları da zorlaştırıldı.

İŞİMİZ YOK, EVİMİZ YOK, EMEKLİLİĞİMİZ YOK, KORKUMUZ DA YOK!

Sosyal iletişim ağları üzerinden örgütlendiklerini ifade eden göstericiler, hiç bir partinin, derneğin ve sendikanın uzantısı olmadıklarını dile getirirken, “Mevcut partiler bizi temsil etmiyor” görüşünü öne çıkarıyorlar.

İşgal edilen meydanlar asılan pankartlarda öne çıkan sloganlardan biri de “işimiz yok, evimiz yok, emekliliğimiz yok, korkumuz da yok” olması dikkat çekiyor. Bu slogan aynı zamanda İspanyol gençlerinin somut durumunu da ortaya koyuyor. Neredeyse her iki gençten birinin işsiz olmasının yanı sıra 2010 yılında 800 bin kişi evlerine haciz geldiği için evsiz kaldı. Bütün bu tablo, gençlerin neden öfkeli ve korkusuz olduğunu ortaya koyuyor.

Eylemlere yönelik polisin ve hükümetin tavrını da eleştiren göstericiler, “Demokrasiden söz ediyorlar, ama yaklaşımları demokratik değil” diyerek verilen mücadelenin aynı zamanda “gerçek demokrasi için” olduğuna dikkat çekiyorlar.

Hükümetin gösterileri yasaklama girişimine rağmen Sevilla, Granada, Barcelona, Valencia, Bilbao, Santiago de Compostela, Almeria, Oviedo ve Gijon kentlerinde ağırlığı gençlerden oluşan kitle, meydanları işgal ederek protesto gösterilerine devam etti.

PROTESTOLARIN İLK ETKİSİ SEÇİMLERDE GÖRÜLDÜ

Krize ve işsizliğe baş kaldıran eylemler, Yüksek Seçim Kurulu’nun yasak kararına rağmen 22 Mayıs günü de devam ederken, eylemlerin etkisi kendisini seçim sandıklarında da gösterdi. Başbakan Zapatero’nun partisi PSOE, bölgesel ve yerel seçimlerde ağır bir yenilgi aldı. PSOE, yüzde 27,8 ile tarihindeki en ağır yenilgilerinden birisini alırken, muhafazakar Halk Partisi (PP) ise yüzde 37,6 ile daha önce PSOE’nin elinde bulunan kaleleri ele geçirdi.

Katılımın yüzde 66 düzeyinde olduğu seçimlerde PP’nin aldığı başarı „tarihi zafer“ olarak gösterilirken, PSOE için „tarihi yenilgi“ yorumları yapılıyor. İspanya’daki 17 özerk yönetimden 13’ünde yapılan özerk yönetim parlamentosu seçimlerinde de PP 11, PSOE 1 ve Navarra Birlik Partisi de 1 bölgede önde gösterildi.
PSOE’nin, 32 yıl aradan sonra Barcelona’da belediye başkanlığını kaybediyor olması da önemli bir ayrıntı olarak öne çıktı.

Protestolar ve seçim yenilgisi karşısında zor durumda kalan Zapatero, 2012’de yapılacak genel seçimlerde yeniden başbakan adayı olmayacağını açıkladı. Böylece ekonomik kriz ve aşırı borçlanmanın yarattığı sosyal sorunlara karşı gençler ve emekçilerin başlattığı mücadele bir yönüyle sonuç verdi. Anamuhalefet partisinin artan sorunlara yanıt vermeyeceği göz önünde bulundurulduğunda, İspanya’da yanan isyan ataşenin büyüyerek devam etmesi sürpriz olmayacak görünüyor. (YH)

İZLENİM

Bu krizin yükünü ödemeyeceğiz

Hilal Ünlü

Krizin ciddi bir şekilde vurduğu Avrupa ülkesi İspanya’da gençler krizin yükünü çekmeyeceklerini, geleceklerine sahip çıkacaklarını ilan ederek İnternet aracılığıyla örgütleniyor belediye meydanlarında giderek çoğalıyorlar 17 özerk bölgesinden biri olan Asturias bölgesinin Gijon kentinde 17 Mayısta ilk gün 100 kişiyle başlayan toplanma eylemi 20 Mayısta 2000’i asan bir kitleyle devam ediyor.

Ailelerin, sendikaların, halktan kişilerin yalnız bırakmadığı gençler, lojistik destek, eylem, medya iletişim, iç ilişkiler şeklinde dört başlık altında oldukça gelişmiş bir organizasyonla görev bölümü yaparak, sorumlulukla hareket etmektedirler. Bir tarafta rozetler hazırlanırken, bir tarafta yemek hazırlıkları yapılmakta, diğer bir tarafta çay kahve, bir başka köşede dövizler, başka bir köşede müzik, her bir köşede bir hareket, başka bir güzellik.

Belediye Meydanı’nı kendilerinin ve diğer emekçilerin eylemlerinin fotoğraflarıyla süsleyen gençler, hazırladıkları panolarda yardımcı olmak isteyenlerin yapabilecekleri yardımlara ilişkin ayrıntılara yer vermekte, halkın evlere, pencerelerine eyleme ilişkin dövizler asmasını istemektedirler.

Provokasyona gelinmemesi, uyanık olmaları için içki içilmemesi, içmeye değil, protestoya geldikleri konusunda sık sık uyarılar yapılmakta, belli zamanlarda yapılan konuşmalarda ise diğer ülkelerden gelen destek mesajları okunmakta, temsilciler konuşmakta ve her kesimden insanların duygu ve düşüncelerine yer verilmektedir.
Dağ köylerinden birinde yaşayan bir köylünün radyodan duyup, ineklerini bırakarak gençlerin eylemine destek için gelmesine “Bunun için biraz yaşlı değil misin” diyen kızına şimdiye kadar çok dayak yediğini bir kez de daha yemesinin bir sakıncası olmadığını söylemesi, Mısırlı gençlerin destek mesajı, ‘68 yılında Fransa’ya kaçmak zorunda kalan bir kadının her şeye rağmen mücadeleye devam çağrısı, Türkiye’den bir kişinin Türkiye halkından bir selamlamayla başlayıp yaptığı destek konuşması da ilgiyle dinlenen konuşmalar oldu.

Seçim nedeniyle siyasi partilere seslenip, alınıp satılan şeyler olmadıklarını, adalet istediklerini belirten gençlerin hazırladıkları dövizlerde göze çarpan sloganlar şunlar oldu: “Yaptığımız savaş değil geleceğimizi savunuyoruz”, “Gerçek demokrasi için ayağa kalkmalısın, şimdi kalkmazsan ne zaman kalkacaksın”, “Bu benim devrimimdir”, “Bu meydanda emreden halk, uygulayan hükümettir”, “Bu krizin yükünü ödemeyi reddediyoruz”, “Sistem krizde değil sistemin kendisi krizdir”, “İnsanlığın hizmetinde eğitim”, “Barış, aşk, aydınlanma, özgürlük, iş ve umut”, “Bu kadar hırsıza yetecek kadar ekmek yok”, “Sokakları tutalım”, “Bu bir kriz değil, yolsuzluk”, “Bankaların bizden çaldıkları parayı geri almayı istiyorsan eyleme geç”, “Siz bizim rüyalarımızı engellerseniz biz de sizi uyutmayız”.