Akıllı ve modern halk sayımı…

Erdoğan Kaya

9 Mayıs’ta nüfus sayımı başladı. Sayımla ne amaçlandığı yazılı ve görsel medyada çok konu oldu. Yeni Hayat’ın geçen sayısında, Almanca sayfalarında da, konuya yer verildi. Çok az sayıda medya kuruluşu halk sayımını gereksiz bulurken, büyük bir çoğunluk, sayımı şirin göstermek için, bütün olanaklarını seferber etti. Hele bazıları vardı ki, onlar, iyice işin suyunu çıkardılar.

Mışlar, mişler, muşlar…

Efendim, sayım yapılmazsa halkın ihtiyaçları tam belirlenemezmiş! Bugünkü veriler ihtiyaç ve talepleri belirlemeye yetmiyormuş! Ne kadar kreş yerine ihtiyaç olacağı, ne kadar gencin üniversiteye gideceği, ne kadar konutun yapılması gerektiği, yatırımların nerelere yapılacağı vb. tam belirlenemiyormuş! Devletin boşa para harcamaması için, gerçeği yansıtan verilere ihtiyaç varmış! Hatta çocuklar arasında yoksulluk oranı yanlış tespit edildiğinden çocuk parası gereksiz yere yükseltilmiş! İşte bu yüzden akıllı ve modern bir sayıma gerek varmış. Bunun belirlenmesi için genel sayım yapmak gerekmiyormuş! Halkın yüzde 10’undan (7,9 milyon vatandaş) toplanacak veriler, bütün halkın, beklenti ve taleplerini yansıtmaya yetecekmiş! Gibi daha bir sürü ıvır zıvır gazete sayfalarını doldurdu.

Sayılar neyi ifade eder?

Kuşkusuz, bir ülkede yoksulluk üzerine ortada duran sayısal veriler, o ülkede yoksulluğun derecesi konusunda bir fikir verir. Yoksul insanların sayısının az olması, o ülkede yoksulluğun olmadığı anlamına gelmez! Yani sayısal veriler, sömürünün boyutlarını gösterir. Ama, adeletsiz bir bölüşümün olduğu gerçeğini, sömürünün varlığı gerçeğini, ortadan kaldırmaz!

Servet büyüyor, yoksulluk artıyor…

Sayımın sonucu ne olursa olsun, bu gerçek orta yerde durmaktadır! Sayımı isteyen ve dayatanların, halkın ihtiyaçlarını ortaya çıkarmak  gibi – ki bunlar zaten biliniyor – bir niyetleri bulunmuyor. Çünkü bugün içinde bulunduğumuz sistem halkın, emekçilerin, gençliğin ve çocukların ihtiyaçlarını ve taleplerini karşılamaktan uzaktır.

Daha geçtiğimiz günlerde Merkez Bankası, Almanya’da, toplam servetin 5 trilyona (4 933 Milyar Euro) ulaştığını açıkladı. Toplam servet, 2009’dan bu yana tam 154 Milyar artmış. Ama nüfusun yüzde 10’u bu servetin üçte ikisini elinde bulundururken, yine nüfusun yüzde 25’i borç içinde yüzmektedir. Toplam servetin büyük bir bölümü küçük bir azınlığın elinde toplanırken, ülkede yoksullaşanların sayısı sürekli artıyor. 10 milyon emekçi iş arıyor. Kiralık işçilik gibi güvencesiz işlerde tam bir patlama yaşanıyor. Onbinlerce genç meslek eğitim yeri bulamıyor. Binlerce genç üniversite kapılarında sıra bekliyor. Ücretler sürekli düşüyor…

Peki sayım ne işe yarayacak?

Yüzmilyonlarca Euro harcanarak yapılan bir sayımın boşuna yapılmadığı ortada! Sayım sonucu bazı önemli veriler toplanacak! Bu veriler belirli uzmanlar tarafından değerlendirmeye tabi tutulacak. Hükümetlerin daha dikkatli politika yapması, saldırıları daha iyi gerekçelendirmelerine yarayacak ve  bazı planları uzun vadeye yaymanın önünü açacak. Sorunları çözmek yerine, çözümsüzlük daha iyi gerekçelendirilecek yani!

Bu planın tutup tutmayacağını ise hep birlikte göreceğiz!

Erdoğan Kaya (ver.di Berlin – Brandenburg şube yönetim kurulu üyesi)