Gençliğin isyandan başka çaresi yok

YÜCEL ÖZDEMİR

15 Mayıs’ta İspanya’da başlayan, sonra küçük çaplı da olsa diğer Avrupa ülkelerine yayılan kent merkezlerindeki meydanlarda kamp kurarak “Tahrir usulü” terk etmeme eylemlerine asıl olarak gençler katılıyor.
Bu elbette tesadüfi bir durum değildir. Çünkü, Avrupa’da sistemin gençliğe reva gördüğü koşularla karşı, gençliğin isyandan, mücadeleden başka şansı kalmamış bulunuyor.
Genel olarak düzenin ve partilerinin gençliği içine ittiği girdap giderek daha fazla çekilmez bir hal alıyor.
Dünyanın başka ülkeleri ve kıtalarında yaşayan gençler için “umut”, “güvenli liman” olarak görülen Avrupa, burada üniversiteyi okumuş, meslek eğitimi yapmış gençler için tam anlamıyla güvensiz, endişe verici.
Nasıl endişe duymasınlar ki…

AB’DE HER 5 GENÇTEN BİRİ İŞSİZ
500 milyonluk Avrupa Birliği’nde 30 yaşının altında 100 milyon genç yaşıyor. Yani nüfusun beşte biri. Bu gençlerin 15-24 yaşları arasında olanlarının yüzde 20’sinden fazlası işsiz.
Genç işçilerin yüzde 40’ı güvencesi olmayan süreli işlerde çalışıyor ve her an kapı dışarı edilmeyle karşı karşıya. Ekonomik kriz sırasında zaten önce gençler işten atıldı.
18-28 yaşları arasındaki gençlerin yüzde 15’nin lise bitirme, yüzde 30’nun üniversite diploması yok.
AB ortalaması açısından bu şekilde ifade edilen rakamlar tek tek ülkelere indirgendiğinde daha vahim bir tablo ortaya çıkıyor.

SADECE İSPANYA DEĞİL…
On binlerce, yüz binlerce gencin meydanları terk etmeme kararı alarak protestolara başladığı İspanya’daki gençlerin yüzde 43.6’sı işsiz. Bu durum uluslararası tekellerin, emperyalist kuruluşların boğazını sıktığı Yunanistan’da yüzde 33.4.
Bastille Meydanı’nı terk etmeme kararı alan Fransız gençlerin yüzde 25’i, İsveç gençlerinin yüzde 23’ü işsizliğin pençesinde yaşam mücadelesi veriyor.
AB’nin Doğu Avrupa’daki üyelerinde de durum çok farklı değil. Litvanya, Estonya, Slovakya’da gençler arasında işsizlik yüzde 35-40 arasında.
Estonya, İtalya, İrlanda, Macaristan’da da benzer bir durum söz konusu.(*)
Bu ülkelerde de toplumun önemli bir kesimini oluşturan gençler arasında huzursuzluk had safhaya ulaşmış durumda.
Dolayısıyla gençler arasındaki işsizlik, ülke ortalamasındaki işsizlikten iki hatta üç kat yüksek olduğu yerlerde, protestoların merkezinde, en önünde gençlerin olması hiç de tesadüf değil. Çünkü, izlenen politikalar bugün en çok da onların geleceğini karartıyor. Bu yüzdendir ki; gençler kendi tarzlarıyla, içinde bulunduğu koşulların düzeltilmesi talebiyle meydanlarda kamp kuruyor, terk etmiyor ve istemlerini, sorunlarını başkalarına anlatmaya çalışıyor.
Bu bakımdan bugün İspanya gençliğinin yaktığı isyan ateşinin her an başka ülkelerde de benzer ya da farklı şekilde ortaya çıkmasının koşulları her zamankinden daha olgunlaşmış durumda.

GENÇLİĞİN GELECEĞİNİ KARARTILAR
Sermaye tarafından izlenen politikalarla geleceği karartılan, umutsuz bırakılan, bir değil bir kaç üniversiteyi bitirdiği halde insanca bir yaşaması için güvenli bir iş bulamayan, geleceğine güvenle bakamayan gençlerin daha fazla sessiz kalması mümkün mü? İspanya’da başlayan meydanları terk etmeme eylemlerinde açılan pankart ve dövizlerde sistem partilerine karşı ifade edilen güvensizlik ve daha fazla demokrasi talebi bu bakımdan nasıl bir dünyada yaşama isteğini anlama bakımından önemli.
Ekonomik baskıyla birlikte toplantı, gösteri, yürüyüş haklarının da rafa kaldırılmasının gündeme getirilmesi aynı zamanda, o kadar övgüsü yapılan “Avrupa demokrasisi”nin de artık hak alma mücadelesinin önünde bir engel olduğu, verilen mücadele sırasında pratik olarak görülüyor.
Bu nedenledir ki; Puerta del Sol (Madrid), Plaça Catalunya (Barcelona), La Bastille (Paris), Anayasa (Atina) meydanlarından yükselen gençlik isyanı, sermayeyi ürkütüyor.
Eylemlerin, toplumun diğer kesimlerini de içine alacak şekilde genişlemesi engellenmeye, dayanış sınırlandırılmaya çalışılıyor. Hatta, eylemlere katılanların gerçekçi olmadığı, macera peşinde koştuğundan dem vuruluyor.


UYAN AVRUPA GENÇLİĞİ!
Bunların tümü, gençlerin iş ve daha fazla demokrasi için başlattığı mücadeleyi karalama, geniş kesimlerden koparma amaçlı olduğu ortada. Bu kara propagandaya karşı Fransa’daki gençlerin, toplumun bütün kesimlerini harekete geçirmek için yaptığı “Uyan Paris!” çağrısı elbette önemli ve anlamlı.
İspanya gençliğinin yaktığı ve diğer ülkelere de yayılma eğilimi gösteren isyan ateşinin nereye varacağını bugünden kestirmek elbette zor. Ama şimdiden Avrupa’yı “sıcak bir yaz”ın beklediği söylenebilir. Keza; hareketin ortaya çıkardığı en önemli gerçeğin, Avrupa gençliğinin devasa sorunlar ile karşı karşıya olduğu ve bunların çözümü için mücadele etmeye hazır olduğu bakımından önemli verileri içinde barındırıyor.
Asıl önemli olan da bu. Sorunlara karşı mücadele bilinci ortaya çıktıkça, doğru çözümünün nerede olduğu da elbette zamanla belirginleşecek ve hedefe yakınlaşacaktır.

* Kaynak: http://de.statista.com/statistik/daten/studie/29047/umfrage/jugendarbeitslosigkeit-in-europa

İspanya’da protestolar sürüyor

İspanya’da 15 Mayısta başta başkent Madrid olmak üzere 60 kentte gençliğin meydanları terk etmeyerek işsizliğe karşı daha fazla demokrasi talebiyle başlattığı eylemler genişleyerek devam ediyor. Eylemlere toplumun diğer kesimlerinden eylemlere destek de artıyor.
Madrid’e yarım saat uzaklıktaki işçi kenti Aluche’de, işçi ve gençlerin çağrısıyla yapılan eylemlere 20 binden fazla insan katıldı. Eylemlerin devam ettirilmesi için belirlenen dört ana demokrasi talebinin ilan edildiği gösteri sırasında özellikle ülkede halen sembolik de olsa temsil edilen monarşiye karşı pankart ve dövizler taşındı. Eylem sırasında Fransa’nın başkenti Paris’te polisin Bastile Meydanı’nda göstericilere yönelik uyguladığı şiddet kınandı.
Çalışmak üzere İspanya’da bulunan Romanyalı göçmenler adına da eylemde bir konuşma yapıldı. Konuşmada, Madrid’in Puerta del Sol Meydanı’nda ortaya çıkan mücadele ruhunun Bükreş’e taşınacağına dair söz verildi.
HER CUMARTESİ BULUŞULACAK
“15 Mayıs Hareketi” olarak adlandırılan İspanya’daki protestoların nasıl devam edeceği de belirlendi. Ülke genelinde 121 bölge temsilcisinin katılımıyla yapılan toplantıda, harekete bir sözcü seçilirken, her cumartesi günü başta Puerta del Sol olmak üzere kent merkezlerinde buluşulup eylemlere devam etme kararı alındı. Ayrıca her ayın 15’inde kitlesel eylemler yapılacak.
Mısır’ın başkenti Kahire’de her cuma yapılan eylemleri örnek alan ve kendilerini “Hemen şimdi gerçek demokrasi” olarak adlandıran kent temsilcileri, bundan sonraki mücadele için dört ana talebi karara bağladı.
Bu talepler, seçim yasasında reform, politikacılar üzerinde kontrolün ve denetimin artırılması, yolsuzlukla mücadele ve politik güçler arasında kuvvetler ayrılığının sağlanması olarak sıralanıyor.
Ayrıca, ekonomik ve sosyal sorunların belirlenmesi ve bunlar için taleplerin belirlenmesi amacıyla 8 ayrı komisyon da kuruldu.
Eylemciler, hükümeti belirlenen taleplerin yerine getirilmesi konusunda açık bir mesaj vermeye zorlayana kadar protestoları sürdürme kararlılığı içinde olduklarını bir kez daha ilan ettiler. (YH)