Hamburg’da referandum yenilgisinin düşündürdükleri

Sinan Özbolat

Hamburg’da ‚özelleştirme kararları halka sorulsun‘ talebiyle başlatılan kampanyada yeterli imza toplanamadı. 3 hafta içinde 55 bin imza toplayan halk inisiyatifi, gerekli olan 62 bin sayısına ulaşamadığı için referandum yolu kapanmış oldu. İnisiyatif yeterli imzayı toplayabilmiş olsaydı, hükümetin özelleştirme kararı alabilmesi için halka başvurma zorunluluğu öngören yasal değişiklik yapılması konusunda halkoylaması yapılacaktı.

Hamburg’ta geçtiğimiz yıl da ‚herkes için tek okul‘ kampanyası çerçevesinde halkoylamasına gidilmesi için imza kampanyası yapılmış ve 53 binde kalındığı için okul yasasının değiştirilmesi konusunda girişimler yarım kalmıştı.

Peki işçi ve emekçileri için hayati öneme sahip bu özelleştirmeler konusunda yeterli imza toplanamamasının arkasında ne yatıyor? Hamburg’da yaşayan göçmen kökenliler ve binlerce Türkiyeli bu gelişmelrin neresindeler?

‚Özellştirme halka sorulsun‘ adlı inisiyatif 15 imzayla kuruldu ve verdi sendiaksının aktif desteğini aldı. Göçmen örgütleri arasında buna tek ciddi destek verense DİDF oldu. Eyaletteki sol ve ilerici güçlerin önemli bölümünün kapanya konusundaki tutumlarına bakıldığında ise dağınıklık ve isteksizlik yaşandığı söylenebilir. İnisiyatifin savunduğu talepten çok, verdi sendiakasının bu işe öncülük etmesine takılan bu güçlerin gerekli çaba içine girmemesi, sonuçta Hamburglu işçi ve emekçiler için oldukça önem taşıyan bu referandumun önünü kesmiş oldu.

SONUÇTAN GÖÇMENLER DE SORUMLU

DİDF olarak, kimi yetersizliklerimize rağmen, okul sistemi konusundaki kampanyada olduğu gibi bu kampanyada da elimizden gelen çabayı ortaya koyduk. Gelişmeleri Türkiyeli emekçilere anlatarak, 3 bin dolayında imza topladık. Bugün sonuca baktığımızda, bunnu yeterli olmadığı, göçmen kökenli işçi ve emekçilerin kendi hayatlarını ilgilendiren konularda daha duyarlı davranması için daha çok çaba göstermek gerektiğini söyleyebiliriz. Ortaya çıkan sonuç bir kez daha göstermiştir ki; Eğer yaşadığımız kentin önemli olay ve gelişmelerine dair bir tavır içinde olmazsak, göçmen emekçiler olarak en büyük dışlamayı kendi kendimize yapmış oluruz. Ortaya çıkan sonucun bir diğer aynı da; göçmenlerin artık bu toplumun bir parçası olduğu gerçeğidir. Zira göçmen emekçiler oalrak 3 bin yerine 7-8 bin imza ile özelleştirmeye hayır diyebilseydik, kentin geleceğini ilgilendiren bu gelişmenin seyrini değiştirebilirdik.

‚HAMBURG BİZİMDİR‘

Elbette mücadelede iniş çıkışlar olabilecektir. Ve herşey sona da ermiş değil. Yaşananlardan biz göçmen kökenli emekçiler de gereken dersleri çıkardığımız takdirde, gerek iş, gerek eğitim gerekse sosyal hayatımızı karartan sorunların üstesinden gelebiliriz.

Eyalette, 2-22 Haziran tarihleri arasında, bu kez de, daha önce satılmış olan enerji işletmelerinin tekrar kamulaştırılması amacıyla bir kampanya başlatılmış durumda.

Elektirk, su ve gaz gibi temel ihtiyaçlarla ilgili işletmelerin yeniden kamulaştırılabilmesi için referanduma gidilmesini amaçlayan inisiyatif içinde 26 örgüt yer alıyor. 75 bin imza toplanmasını hedefleyen inisiyatifin bunu başarması durumunda referanduma gidilecek ve Vattenfall, EON gibi enerji şirketleriyle yapılan anlaşmaların iptal edilip edilmeyeceği halka sorulacak. İnisiaytif, bu işletmelerin, daha fazla kar için değil daha fazla ve daha iyi hizmet için çalışmasını istiyoruz diyor ve bütün Hamburgluları kampanyaya destek vermeye çağırıyor.

Hamburg’da özellikle 2000’lı yıllarla birlikte, sermaye yanlısı eyalet hükümetleri kamu kurumlarının özelleştirilmesi (sağlık, ulaşım, enerji, su, eğitim lanlarında) konusunda yoğun bir propaganda yürüttüler ve bu alandaki kuruluşlar, işletmeler özelleştirilirse halkın bundan kazançlı çıkacağı görüşümü yaydılar..

Oysa çoğu oldukça karlı olan bu işletmeler sermayeye peşkeş çekilerek, hem burada çalışan personelin bir bölümü işten atılacak, ücretleri düşürülecek; hem de halk bu alandaki hizmetleri daha pahalıya satın almak zorunda kalacaktı.

Neticede geçtiğimiz son 10 yılda kamu işletmelerinin özelleştirilmesi adına hükümet ciddi adımlar attı ve planlarını önemli ölçüde hayata geçirdi. Bunlara karşı başta bu işletmelerde çalışan emekçiler olmak üzere kentte özelleştirmeye karşı önemli bir direniş ve mücadele de yaşandı. Grevler, eylemler, direnişler zamanla içinde sendikaların ve birçok kitle örgütünün yer aldığı halk inisiyatiflerine dönüştü. Özelleştirmelerin durudurulması ve iptali için kampanyalar düzenlenip referanduma gidildi. Ve halkın yüzde 76’sı hastanelerin özelleştirilmesine hazır oyu kullanrak demokratik tepkisi ortaya koydu. Ama buna rağmen hastaneler bir ABD şirketine satıldı. Hastanelerin dışında meslek liselerinin ve su işletmesinin özelleştirilmesi konusunda da hükümetle halk arasında çiddi bir mücadele yaşandı.

(Kampanya hakkında ayrıntılı bilgi ve imza metnine ulaşmak için: http://unsernetzhamburg.de adresine başvurulabilir)