Uzlaşmacı çizgiye darbe!

Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve Alman İşverenler Birliği (BDA) arasında oluşturulan ve grev hakkını sınırlandırmayı amaçlayan, uzlaşmacı girişime, hizmet sektörü ve kamu emekçileri sendikası ver.di’nin tabanından önemli bir darbe vuruldu. Ver.di, sözkonusu inisiyatiften çıkma kararı aldı…

Erdoğan Kaya
Alman Sendikalar Birliği (DGB) ve Alman İşverenler Birliği (BDA) arasında oluşturulan ve grev hakkını sınırlandırmayı amaçlayan, uzlaşmacı girişime, hizmet sektörü ve kamu emekçileri sendikası ver.di’nin tabanından önemli bir darbe vuruldu. Ver.di, sözkonusu inisiyatiften çıkma kararı aldı…
Ver.di sendikası önümüzdeki Eylül ayında 3. Olağan Kongresini toplayacak. Bu yüzden bütün eyaletlerde şube, iş kolu (Fachbereiche) ve grup (göçmenler, gençlik, işsizler, emekliler vb) konferansları yapıldı. Konferanslar geçtiğimiz ay (Mayıs) tamamlandı. Bütün konferanslarda, tüzük değişikliğinden, örgütsel çalışmanın güçlendirilmesine, politik taleplerden, değişik alanlarda sürdürülecek kampanyalara kadar yüzlerce önerge verildi.
Bütün konferanslarda delegeler, DGB’nin BDA’yla birlikte oluşturduğu, ve grev hakkını sınırlayacak bu ortak girişimden çıkılması yönünde önergeler verdiler. Bu önergeler sendika yönetiminin tüm ikna çabalarına rağmen, ezici bir çoğunlukla kabul edildi. Sendika yönetimi ve sendika konseyi (Gewerkschaftsrat) bunun üzerine inisiyatiften çıkılması yönünde karar aldı ve kararını DGB yönetimine bildirdi. DGB yönetimi 7 Haziran’da yapacağı toplantıda inisiyatiften çıkılıp çıkılmayacağına karar verecek. DGB’nin de, ver.di’nin aldığı karara uygun bir karar vereceğine kesin gözüyle bakılıyor. Çünkü ortak inisiyatifin en kararlı savunucusu ver.di sendika yönetimiydi.
Ortak girişim, işletme ya da işkolu düzeyinde tek sözleşme (Tarifeinheit) olmasını amaçlıyor. Bu şu anlama geliyor. Bir işletmede değişik sendikalar örgütlü olabilir. Sözleşmeyi hangi sendika yaparsa, ki doğal olarak üyesi en fazla olan sendika yapacak – diğerleri de ona uymak zorundalar. Böylelikle, diğer sendikaların örgütlediği üyeler için sözleşme yapma, taleplerini gerçekleştirmek için greve gitme hakkı, ortadan kalkmış oluyor. Bunun için Anayasa değişikliği gerekiyor. Bu yüzden her iki kuruluş hükümet partileri ve muhallefet partilerine baskı yaparak, Anayasa’da değişiklik yapılmasını amaçlıyor!

Ortak girişim ve amacı birçok sendikacı, işçi ve işçi temsilcisi açısından yoğun tepki gördü. Sendika yönetimleri ise, ‚küçük sendikaların ve bu sendikalarda örgütlü değişik mesleklerden emekçilerin, kendi konumlarını kullanarak, kendilerine daha fazla çıkar sağlamak istedikleri’nin propagandasını yaparak, sendika tabanını ikna etmeye çalıştı. Ama bu hesap tutmadı. Çünkü bunun böyle olmadığını işçiler yaşayarak görüyorlar. Deutsche Bahn’da yaşananlar bunun en iyi göstergesi. Değişik işletmelerde çalışan 1500 makinist var. Aynı işi yapmalarına rağmen makinistler farklı ücret alıyorlar. Bunu engellemek için makinistler arasındaki ücret farklılığını ortadan kaldırmak için, makinistlerin bağlı bulunduğu sendika (GDL) işkolu düzeyinde bütün makinisterlin aynı ücreti alması için sözleşme masasına oturuyor. Grev yapıyor. Bunun neresi yanlış! Yanlış olan diğer sendikaların bu gelişmelere seyirci kalması. Dayanışma göstermemesi!


Sendikalar arasındaki rekabeti ortadan kaldırmanın, tek işletmede bütün çalışanların çıkarlarını gözetecek sözleşme yapmanın tek yolu birlikte ve ortak hareket etmekten geçiyor. Bunun kolay olmadığı biliniyor. Ama bunu başarmak için adım atmak gerekiyor. Bunun en güzel örneklerinden birisi örneğin Charite’de atıldı. Charite hastanesinde örgütlü üç sendika (ver.di, Deutsche Beamten Bund ve GKL) ortak hareket ettiler. IG BAU, DGB’ye üye olmasına rağmen bu birliğin dışında kaldı. IG BAU ve ver.di arasındaki fikir ayrılıkları önceden giderilebilse, sözleşme görüşmelerinin süreci daha farklı gelişecek, işverenin manevra alanı daha fazla sınırlanacaktı. IG BAU grevin dışında da kalsa Charite örneği değişik sendikalar arasında birliğin başarılabileceğini gösterdi. Bu yolda devam etmek gerekiyor…