Biz borçlu değil, alacaklıyız!


Yunanistan başkenti Atina’nın, parlamento binasının da bulunduğu Sindagma Meydanı’nda gösteriler devam ediyor. Yaklaşık bir aydır her gün toplanan kitle sloganlar atarak taleplerini dile getiriyor.
PASOK Hükümeti ve diğer burjuva partilerini “Yunanistan’ı emperyalizme teslim etmekle” eleştiren göstericiler, “Halk kimseye borçlu değil ve hiçbir şeyin satılmasına izin vermeyecek” diyorlar. Parlamento binası önüne sembolik darağacı diken göstericiler, öfkelerini, “Vatana ihanet edenleri bu bekliyor” diye gösteriyorlar.

Gösterilerin etkisini kırmak için farklı yollar izleyen hükümet, bir yanda ajan provokatörleri sahneye çıkarırken diğer yandan  ise “paketin içeriğine Yunan Parlamentosu karar verecek. Parlamentomuz hiçbir baskıya boyun eğmeden gerekeni yapacak” diyerek sözde bağımsızlıklarını göstermeye çalışıyor.

78 MİLYARLIK PAKET

Yaklaşık bir yıldır iflasın eşiğinde olan Yunanistan, bugüne kadar IMF, AB ve Avrupa Merkez Bankası’nın her dediğini harfiyen yerine getirmesine karşın ülkedeki ekonomik durum düzelmek bir yana giderek kötüleşiyor. Yunanlı işçi ve emekçilerin öfkesini artmasına, gösterilerin giderek kitleselleşmesine ve süreklilik kazanmasına neden olanda tam da bu.

Geçen sene IMF, AB ve AMB’den 110 milyar Euro kapsamında bir kredi sözü alan Yunanistan, bugüne kadar bu paranın sadece 58 milyarını aldı. 12 milyar Euro hacminde kredinin beşinci diliminin ödenmesini ise emperyalist kurumlar hükümete dayattıkları tasarruf ve özelleştirme kararlarının alınmasına bağlıyorlar.

Buna göre 2015’e kadar 28 milyar Euro tasarruf edilecek ve 50 milyar Euro hacminde özelleştirme yapılacak. Geçtiğimiz günlerde Der Spiegel dergisi tarafından yapılan bir hesapta, “Eğer Almanya, Yunanistan’ın gerçekleştirmesini istediği tasarruf paketini ve özelleştirmeleri kendisi uygulasaydı bunun hacmi 509 milyar dolayında olurdu. Bu büyüklükte bir paketin birkaç gün içinde Alman meclisinden geçmesini kimse bekleyemez” görüşü savunuldu.

HALK, KENDİNE AİT OLANI ELLERİYLE GERİ ALMALI

15 Haziran günü yapılan genel grevi değerlendiren Yunanistan Komünist Partisi (KKE) Merkez Komitesi Genel Sekreteri Aleka Papariga, “Partimiz genel grevin başarıyla gerçekleşmesi için ülkenin 55 kentinde bütün militanlarını harekete geçirmiş ve etkisi olduğu bütün kitle örgütlerinin eylemlere tam katılımı için hiçbir fedakarlıktan kaçınmamıştır” dedi.

Papandreu Hükümeti’nin emperyalistlerin önünde diz çöktüğünü söyleyen Papariga, “Başbakanın istifa etme tehdidi, ardından gündeme getirdiği kabine değişikliği göz boyamaya yönelik bir girişimdir. Hükümet saflarında gerçekleşen değişikliklerle kapitalist saldırıları sürdürmek için yeni bir senaryo uygulanmaya başlanmıştır” açıklamasında bulundu.

Emperyalist kurumların Yunanlı işçi ve emekçileri tehdit ettiğine dikkat çeken Papariga, “Eğer bu saldırılara boyun eğilmezse işçilerin ücretlerini alamayacakları, emeklilerin maaşları ödenmeyeceği ve ülkemizin iflas edeceği söyleniyor. Bu tehditlere ve şantaja boyun eğmeyelim. Onlar sadece kendi çıkmazlarını halkın çıkmazı haline getirmeye çalışmaktalar. Kapitalist sistemin gerçek yüzünü açığı çıkması karşısında halkın artan öfkesinden korkanlar, halkı korkutmak için bu yolu izliyorlar. Halkımız kendisine yönelik saldırılara çok daha büyük bir güçle yanıt vermelidir” dedi.

‘ASIL KAPİTALİSTLER BORÇLU’

Halkın kapitalistlere borçlu olmadığını vurgulayan Papariga, “Aksine kapitalistler halkımıza karşı borçlular. Üretim süreçlerinde ortaya çıkan artı değeri gasp ederek, ticaret, hizmet ve kamu hizmetlerinde halkın hakkını gasp ederek kapitalistler halkımıza karşı borçlandılar. Yunan ailelerinin eğitim, sağlık, bakım ve sigortalar için yapmak zorunda bırakıldıkları harcamalar kadar borçlular. NATO ve askeri harcamalar nedeniyle halkımıza karşı borçlular” dedi.

“Halkımız kendine ait olanı, ondan zorla alınanı kendi elleriyle geri almalıdır” diye konuşan Papariga, “Bunun gerçekleşmesi bütün üretim araçlarının toplumsallaştırılması ve kooperatifler üzerinden halkın eline geçmesiyle, AB’de çıkılmasıyla gerçekleşecektir. İşçilerin, küçük işletmecilerin, köylülerin öğrencilerin ve kadınlardan oluşan örgütlü halkın birliğiyle; işçi sınıfının ve çalışan diğer halk katmanlarının birliğinin sağlanmasıyla bu söylenenler laf olmaktan çıkıp gerçeğe dönüşecektir. Bu birliği gerçekleştirelim” diyerek çağrıda bulundu. (YH)