Danimarka da krize giriyor

Avrupa Birliği (AB) içinde “kriz” denince akla ilk gelen ülkeler Güney Avrupa ülkeleri oluyor. İrlanda’nın durumunda ciddi bir düzelme olmamasına karşın, kamuoyunda bile İrlanda’nın adı krizle pek fazla anılmıyor.


DANİMARKA’DA ‘DOUBLE-DİP’

Bütün sessizliğe rağmen AB içinde Kuzeylilerin durumu da pek parlak değil. 2008 sonunda ekonomisinin daraldığını kabul ve ilan eden ilk ülke olan Danimarka’nın ekonomisi bir önceki yıla oranla yeniden daralmaya başaldı. Yılın ilk üç ayında yüzde 0,2 daralan Danimarka ekonomisi ikinci üç aylık dilimde de yüzde 0,5 oranında daraldı.
Böylece “double-dip” olarak anılan ikinci kez dibe vurma olayı Yunanistan, İrlanda ve Portekiz’den sonra Danimarka’da da gerçekleşti. Danimarka’nın ekonomide daralma sorunlarına bir de bankaların iflas tehlikesi ekleniyor.
Bu yılın başında ülkenin mali denetleme kurumu bankaların ana sermayesini, bilançolarına oranla yüzde 9,7’den yüzde 16’ya çıkarmıştı. “Bazı bankaların normal ticaret ve coğrafik yetki alanlarının dışına kaydıklarını” ifade eden Danimarka Merkez Bankası Başkanı Nils Bernstein atılan bu adımı, “Bankaların risklerini mümkün olan en düşük seviyede tutmak için ana sermayelerini artırma kararı aldık” diye açıklamıştı.
BANKA İFLASLARI ARTABİLİR
2010’un son çeyreğinin bilançosunu tekrar (!) gözden geçiren “Amergerbanken” bankası yöneticileri, bankanın bu dönem gerçekte 421 milyon Euro zarar ettiğini açıklamışlardı. Bunun üzerine Amergerbanken bankası Şubat ayından itibaren devletin denetimine girmişti. 100 bin özel ve 10 ticari müşterisi olan Amergerbanken, devlet denetimine giren 10. banka olmuştu.
Haziran ayında ise bir yıl önce iki bankanın birleşmesi sonucu kurulan “Fjordsbank Mors” bankası iflasını ilan etti. Yasaların öngördüğü ana sermaye güvencesini sağlayamadıklarını açıklayan Fjordsbank Mors yöneticileri, devlet denetimine girmekten başka çarelerinin kalmadığını ilan etti.
Haziran sonunda yayınlanan bir haberinde banka iflaslarının devam edeceğini ileri süren ekonomi gazetesi “Börsen”, “Ülkede en azından beş banka iflas aşamasında, beş banka ise iflasa çok kısa bir mesafede direnmekteler” görüşünü savundu. Hükümetin daha farklı bir planla gidişata müdahale etmesini talep eden Börsen gazetesi bir yorumunda, “Eğer iflas yasaları aynen uygulanırsa bunun etkileri daha geniş bir kesimi etkiler” görüşünü savundu.
2008 sonunda bankaları kurtarmak üzere hazırlanan geçici yasa bu yıl yürürlükten kalktı. Bu ise 100 bin Euro’dan fazla parası olan banka müşterileri için, bankanın iflas etmesi durumunda paralarının yüzde 41’ini kaybetmeleri anlamına geliyor.
DOMİNO EFEKTİ
Şubat ayında iflas eden Amergerbanken’ın binlerce müşterisi bankadaki mevduatlarının yüzde 41’ini kaybetmiş bulunuyor. Aynı “kader” Fjordsbank Mors müşterilerini de bekliyor. Ancak asıl tehlike henüz sağlıklı görünen bankalarda yatıyor. Bu bankaların müşterileri arasında, “acaba bankam batar mı” korkusuyla paralarını çekenlerin ve ülke dışına çıkarmaya çalışanların sayısı artıyor. Bu ise gerçekten sağlıklı olan bankaları da kaçınılmaz sonlarına doğru yaklaştırıyor.
Nakit paranın şu veya bu şekilde ülke dışını çıkartılması sadece bankaları zor durumda bırakmıyor. Aynı zamanda ülke ekonomisi de daha fazla zorluyor. Bu da, hükümetin çok farklı müdahalesi olmaması durumunda, Danimarka’yı daha derin bir krizin beklediği anlamına geliyor. (YH)