İngiltere’de 30 yılın en büyük grevi

Arif Bektaş
İngiltere’de, son 30 yılın en büyük grevi 30 Haziran günü gerçekleşti. Genel grev ve dayanışma grevlerinin yasak olduğu İngiltere’de sendikalar, tepki ve taleplerini, fiili genel grev anlamına gelen ‘koordineli eylemlerle’ ortaya koydular.
Koordineli eylemler çerçevesinde, dört ayrı kamu sendikası aynı gün grev kararı alarak, son 30 yılın en büyük grevini gerçekleştirdiler. Yaklaşık bir milyon işçinin üye olduğu bu sendikalardan PCS Genel Başkanı Mark Serwotka, Ekim’de, bütün kamu sendikalarının ortak eylemi ile kamu çalışanlarını kapsayan bir genel grev daha yapacaklarını söyledi. Grev dolayısıyla 12 okul kapalı kalırken, iş ve işçi bulma kurumlarının da hemen hemen tümü çalışmadı. Havaalanlarındaki pasaport kontrolleri, gümrük büroları, limanlar, kurtarma ekipleri, kütüphaneler, mahkemeler, müzeler, sürücü sınav merkezleri, cezaevi çalışanları, başbakanlık dahil bir çok bakanlıkta çalışanlar da iş durdurarak greve katıldı.
Grev kapsamında ayrıca onlarca şehirde yürüyüş ve gösteriler yapıldı. Londra’daki yürüyüşe 20 bin kişi katıldı.
Birçok kentte iş bırakarak sokaklara çıkan emekçiler, muhafazakar ve liberal demokratların oluşturduğu koalisyon hükümetinin saldırılarını kınadı. Yapılan konuşmalarda, savaşlara ve bankaların kurtarılmasında kullanılan paranın emekçilerin alınteri olduğu ve halkın cebinden ellerini çekmeleri istendi.
Sendikalar, emeklilik yaşını 68’e çıkartmayı ve emeklilerin haklarında büyük kısıtlamalar yapmayı planlayan hükümetin bundan vazgeçmesini istiyorlar. Sendikalar, aksi taktirde grev ve gösterilerin daha da büyüyerek devam edeceği uyarısında bulundular.
ARTIK ESKİSİ GİBİ DEĞİL
Gelişmeler, İngiltere’de bir süredir beklemede olan ve işten atılma korkusu nedeniyle tedirginlik yaşayan işçilerin, artık sabırlarının giderek azalmaya başladığını dolayısıyla sendikalarını da zorlayarak, kriz bahanesi ile yapılan ve yapılması planlanan saldırılara karşı mücadele yolunu tutmak istediğini gösteriyor.
Greve giden NUT, PCS, UCU ve ATL sendikalarının üyelerinde görülen coşku ve kararlılık ile, farklı sendika üyesi işçilerin dayanışma amacıyla Londra yürüyüşüne katılarak destek vermeleri de bunun bir göstergesi oldu.
Bu arada sendikalarla hükümet arasında görüşmeler tekrar başladı. Görüşmelerin tıkanması ya da hükümetin geri adım atmaması durumunda sendikaların yeni grev kararları alması bekleniyor. Daha önce birlikte tutum alma konusunda pek bir başarı sağlayamayan bu sendikalar, sermayenin saldırılarına karşı bir araya gelerek birlikte mücadele etmek zorunda olduklarını ifade ediyorlar.

Taleplerimizde kararlıyız

Mark Serwotka (PCS Genel Sekreteri):

Son yılların en kapsamlı birleşik eylemini örgütleyen sendikalardan PCS ve NUT Genel Sekreterleri, gelişmelerle ilgili olarak Yeni Hayat’ın sorularını yanıtladı.

Grev sizce ne kadar etkili oldu?
Bugün grev olağanüstüydü. Hükümetin bütün tahminlerini boşa çıkarttı. Grevin, havaalanları, limanlar, okullar, işbulma merkezleri, sürücü test merkezleri başta olmak üzere hayatın bütün alanlarında etkili olduğunu gördük. Londra’da daha önce görülmemiş bir biçimde 15 binin üzerinde insan grev nedeniyle yürüdü. Şimdiye kadar PCS’in yaptığı en etkili grevlerden birisini gerçekleştirdik.
Bu son 30 yılın en büyük grevlerinden biri, hem iktidarda olan partiler hem de İşçi Partisi bu greve karşıydı.

Sendikaların desteği ile İşçi Partisi’nin başına getirilen Ed Miliband da bu grevi, dolayısıyla sendikaları ve işçileri desteklemiyor, bu konuda ne  söyleyebilirsiniz?
Tabii ki bizi desteklemeli. Ed Miliband, kesintilerin adil olmadığını söylüyor ama grevi desteklemiyor. Ben kendisine kamuoyu önünde şunu sordum ve hala cevabını bekliyorum: ‘Sayın Miliband ne yapmamız gerekiyor, üzgün bir şekilde oturup hayatın kötü gidişatından dolayı hiç birşey yapamayız mı demeliyiz?’ Bu aptalca olur. Eğer Ed Miliband kesintilere karşı kampanyayı desteklerse popülaritesi seçimlerde büyük oranda artar, yoksa Nick Clegg gibi aldığı oyları kaybeder. Sanırım bu Ed Miliband’a yanlış yolda olduğunu hatırlatmak için yeter. Hükümete verilecek en gerçekçi cevap halkın greve verdiği büyük destektir. Greve rekor oranda destek geldi. Eğer hükümet kararını değiştirmezse, bir sonraki grevimiz daha büyük ve etkili olacak, bunda kararlıyız.
Bir sonraki adımınız ne olacak, bir planınız var mı?
Bütün sendikalar olarak buluşup değerlendirme yapacağız. Ve  önümüzdeki hafta hükümetle görüşeceğiz. PCS yaz boyunca kamu alanlarının değişik bölümleri için yeni grevleri planlama hazırlığında olacak. Kamu alanında örgütlü olan diğer sendikalarla, yaz tatilinden sonra, sonbaharda daha büyük bir grev için görüşmeler yapıyoruz.

Sadece kendimiz için mücadele etmiyoruz

Christine Blower (NUT Genel Sekreteri):

Bu grevin etkisi hakkında ne düşünüyorsunuz, sizce başarılı oldu mu?
Bence büyük bir başarı oldu. Öğretmenler açısından bakarsanız, okulların  yüzde 80-85’inde eğitim aksadı. Bu anlaşmazlığın eğitimi etkilemiş olmasından dolayı üzgünüz. Ama eğer öğretmenler emeklilik hakları ile ilgili olan bu mücadeleyi kazanamazsa, eğitim daha büyük yaralar alacak. Kamu çalışanları sendikası üyelerinin de yine yüzde 85’i greve dahil oldu. Mahkemelerde, limanlarda, havaalanlarında ve kamu hizmeti verilen her yerde çalışanlar bütün ülke çapında hayatı durdurdu.
Hükümet, grevden dolayı ailelerin ve çocukların olumsuz etkilendiğini söylüyor. Siz ailelere ve çocuklara ne söylemek istersiniz?
Bu ailelerin büyük bir kısmı zaten kamu çalışanı ve emeklilikleri muazzam bir tehditle karşı karşıya. Bugün yaptığımız grev sadece kamu çalışanlarının emekliliği ile ilgili değil, özel sektör çalışanlarının ve yaşlıların emekliliklerinde de büyük problemler var. Biz bütün bu problemleri yan yana getiriyoruz ve nerede bir aile varsa yaşanılabilir bir emekliliği hak ettiklerini söylüyoruz. Yani sadece kendimiz için değil, herkes için mücadele ediyoruz.
Diğer sendikalar, eğer sorun çözülemezse Ekim ayında daha büyük grev ve eylemler planladıklarını söylüyorlar, sizce İngiltere’de genel grev olanaklı mı?
Bugünkü eylemin nedeni hükümetin olumlu bir anlaşmaya yanaşmaması idi. Bizim olmasını istediğimiz, hükümetin bu yanlışının farkına varması ve bizimle görüşme masasına oturması. Eğer bu olmazsa diğer kamu sendikaları da bu konuda bir gelişme olmadığını görecek ve biz onlara da grev yapma çağrısında bulunacağız. En büyük sendikalardan biri olan Unison’ın Genel Sekreteri David Prentis, bugün açıkça bu yönde bir mesaj verdi; aynı zamanda Unison Sendikası’na üye bir çok kişi de bugünkü eyleme destek verdi. Bugün belki yasal olarak genel grevden bahsetmemiz biraz güç olabilir ama kamu alanında faaliyet gösteren diğer sendikalarla daha etkili ve daha güçlü koordineli grevler yapmak tabii ki mümkün.