ABD gerçekten Afganistan’dan çekilecek mi?

Büyük planlar ve hayallerle dünyanın en yoksul ülkesi Afganistan’ı işgal eden ABD, gelinen aşamada bir kez daha zorunlu olarak çekilmeyle karşı karşıya.

YÜCEL ÖZDEMİR
ABD Başkanı Barack Obama’nın önümüzdeki yılın Eylül ayına kadar Afganistan’dan 33 bin askeri çekeceğini açıklaması, pek çok kesim tarafından “büyük geri çekilme planı” olarak ilan edildi. Halbuki; Obama göreve geldiği Ocak 2009’da, Afganistan’daki ABD asker sayısı 31 bin artırılarak
bundan 10 yıl önce işgal edilen Afganistan’daki ABD asker sayısı 100 bine çıkarılmıştı.
Irak’tan geri çekilmeyi ilan eden Obama’nın askerleri Afganistan’a kaydırması, o vakit Amerikan dışpolitikasında bir “öncelik değişikliği” olarak değerlendirilmiş ve Obama’nın gelecekte Afganistan’daki savaşı kazanmaya yoğunlaşacağının üzerinde durulmuştu.
Ancak, aradan geçen süre içinde asker sayısı üçte bir oranda artırılmasına rağmen savaş kazanılmadı, tam tersine daha fazla kaybetmeye yaklaşıldı.
Obama’nın son açıklamalarına bakılırsa, Afganistan’daki ABD askerleri 2014 yılının sonuna kadar tamamen çekilecek.
Hatırlanacağı gibi bir çok ülke zaten askerlerini çekti ya da çekme kararı almıştı. ABD ve İngiltere’den sonra üçüncü büyük askeri güç olan Almanya da askerlerini çekeceğini duyurmuştu.
Yani; eğer hesaplar değişmezse, 2014’ün sonunda Afganistan’da bir tek yabancı asker kalmayacak ve Afganistan’daki güvenlik fiili olarak işbirlikçi Hamid Karzai ve ekibine devredilecek. Ama bu ABD’nin ülke ve bölge üzerindeki egemenliğinin sona ermesi anlamına gelmeyecektir.
Dünyanın en güçlü ve modern teknikle donanmış ordularının baş edemediği Taliban güçlerine karşı Afgan güvenlik güçlerinin baş etmesinin mümkün olmadığı açıktır.
Bu yüzden de; ABD ülkeyi terk etmeden önce Taliban’ı kurmuş olduğu sisteme entegre etmeyi planlıyor ve bu yönde de zaten görüşmeler başlamış durumda.
Afganistan’dan askeri olarak çekilme planı, aynı zamanda ABD’nin İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra gerçekleştirmiş olduğu Kore, Vietnam işgalleri gibi sonuçsuz kaldığını gösteriyor.
Büyük planlar ve hayallerle dünyanın en yoksul ülkesi Afganistan’ı işgal eden ABD, gelinen aşamada bir kez daha zorunlu olarak çekilmeyle karşı karşıya.
Çekilme planın elbette nedenleri bulunuyor.
Birincisi; ABD ve müttefikleri Afganistan’da kazanamayacaklarını kesin olarak anlamış durumda. Kazanamayacağı bir savaşta verilen kayıplar ülke içinde tepkilere neden olmuş ve on yıl önce başlayan işgalle birlikte ileri sürülen gerekçelerin artık pek inandırıcı olmadığı görülmüştür.
Hem de, İkiz Kulelere yapılan saldırının baş sorumlusu ilan edilen Usame Bin Ladin öldürüldüğü halde.
Junge Welt gazetesinde yer alan rakamlara göre Bush döneminde 570, Obama döneminde 970 olmak üzere toplam 1540 ABD askeri Afganistan’da öldürüldü.
Bu kadar ölümün Amerika’da giderek bir “Afganistan travması” yarattığı da açıktır.
Diğer önemli ve yabana atılmayacak bir neden de Amerikan ekonomisinin bu denli pahalı bir işgali daha fazla kaldıramayacağıdır.
Der Spiegel’in bu hafta yazdığına göre. Afganistan işgali ABD’ye haftada 2 milyar Dolar’a mal oluyor.
Üç yıl önce Lehman Brothers’in çökmesiyle varlığı kabul edilen ekonomik kriz Amerika’da henüz aşılabilmiş değil. İşsizlik, resmi rakamlara göre yüzde 9, gayri resmi rakamlara göre yüzde 16.
Bununla birlikte ekonomik büyüme yılda yüzde 2 civarında seyrediyor ve devlet her gün 4.38 milyar Dolar borçlanıyor ya da açık veriyor.
Afganistan savaşının bu günlük maliyeti yıllık düşünüldüğünde devasa bir rakam ortaya çıkıyor dolayısıyla ABD için de durum pek de parlak görünmüyor.
Obama asker çekmeyle ilgili düzenlediği basın toplantısında, son yıllarda trilyonlarca Doları savaşa ayırdıklarını, bunun da çok büyük sosyal sorunlara yol açtığını ve halk arasında huzursuzluğun arttığını söylemeyi ihmal etmedi.
Öyle görünüyor ki; içerideki huzursuzluk ve biriken öfke ABD’nin egemen sınıflarının önceliklerinde geçici olarak yer değiştirmeye yol açmış. Çünkü, içeride durum kötüye gittikçe başka ülkelerde sonu gelmeyen ve maliyeti artan işgallerin yararının olmadığı yüksek sesle ifade ediliyor.
Hatta hem Demokratlar hem de Cumhuriyetçilerin içinde olduğu 27 senatör, Başkan Obama’ya ortam bir mektup göndererek, Afganistan’daki askerlerin tamamının en kısa zamanda çekilmesini talep etmiş.
Bütün bunlar elbette ABD’nin dünya üzerindeki emperyalist çıkarlarından, savaşlardan vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Tam tersine, saldırganlık ve militarizm ABD dış politikasının ruhunu oluşturuyor.
Ama bugün ABD sermayesinin içeride yaşadığı devasa ekonomik ve sosyal sorunlar, bu bunlara bağlı olarak içeride keskinleşen sınıflar arası uçurum ve artan toplumsal huzursuzluk, Afganistan işgal politikasını yeniden gözden geçirmeyi zorunlu kılmıştır.
Obama ise, bu süreçte, ABD’nin dünya üzerindeki egemenliğinin daha fazla sarsılmaması için yumuşak bir viraj alıp, içeriye bir çeki düzen verip, yeniden militarist dış politikaya dönmenin planlarını ve hesaplarını yapıyor.
Dolayısıyla, Afganistan’dan geri çekilme planı aynı zamanda bir soluklanma, yeniden güç toplama olarak de değerlendirilebilir.